1) Mehmet ANIL/Pembe Otobüs/Can
3 yakın arkadaş ve ilişkileri üstüne bir roman. Rahat okunuyor ve anlatımı güzel.
"Zaman uzayınca daha fazla düşünüyor ve hata yapmaya başlıyorlar. Çok düşünmek, işinin ehlinin elinde iyi sonuç verir. Alışık olmayanlar, alışık olmadıkları için kolayca dağılıp yanlış yollara sapabilirler."
"Bana kalırsa bu durum beyninin hızlı çalışmasından kaynaklanıyordu. Herkesden fazlasını ve ilerisini arzuladığından ruhu huzur tutmuyordu."
"Bir orman dolusu maymunun her birinin önüne birer daktilo koyup sonsuz zaman süresinde sonsuz sayıda vuruş yaptırsalar, maymunlardan birinin günün birinde Shakespere'in bir sonesini yazması olasıymış."
"Sevgilisinin, onu aşırı bir bencillikle sahiplenen annesine karşı verdiği savaşımı bir kadın ne kadar bekelyebilirse, beklerse, İyi de sabırla o kadar bekledi."
"Bizler yalnızca bir 'beden' olmakla bile dünyanın su kaynaklarını tüketiyoruz."
"İlişkimizin böylesine kusursuz olmasının nedeni galiba birlikteliğimizi bir kez olsun sorgulamayışımızdı."
2) Victor HUGO/Bir İdam Mahkumunun Son Günü/Bordo-Siyah
Bu kısa romanı halen idam cezasını savunan varsa kesin okumalı. İdam cezasına insani bir bakış.
".. sohbet edebileceğim ve anlattıklarımı dinleyebileceğim özellikte bir insan görememek, yapmış olduğum ve bana yapılacak olan şeylerden dolayı tedirgince ürpermek. İşte celladın elimden alabileceği bütün servetim budur."
"... Ruhumu çevreleyen bu takıntı, günün her saatinde, her anında, farklı şekillerde; infaz anı yaklaştıkça daha da iğrenç ve kanlı bir biçimde karşıma gelmiyor mu?"
"Ve sonra, sözde acı çekilmiyormuş. Gerçekten buna inanıyorlar mı acaba? Bari kesilmiş bir kafanın, sepetin ucundan kanları akarken doğrularak, halka hitaben, "Hiç de acımıyormuş!" diye haykırdığını söylesinler!"
3) Serdar Özkan/Kayıp Gül/TİMAŞ
İnsanın kendini anlamasının önemi üzerine bir roman.
""... Descartes gibi insanlar, giydikleri kumaş parçalarına değer kazandırıyorlar. Bir de tam tersini düşünsene."
"Ne gibi?"
"Kumaş parçalarınn insanlara değer kazandırdığını.""
"Sürekli aynı soruyu sormaktan ve aynı cevabı duymaktan kesinlikle bıkmıyordum. Deniz suyu içen birinin susuzluğunun artması gibi, duyduğum öbgüler de bence sadece daha fazlasını duyma ihtiyacı uyandırıyordu."
"Hangi inancın doğru olduğunun bir önemi yok, Diana. Önemli olan, senin neye inandığın. Sor kendine,de ki: "Ben hangisine inanıyorum?" İşte bu kadar basit."
"İşte Diana sırf bu senaryoyu yaşamak istemediği içi, çevresindekilerin daha fazla onay vereceği bir meslek tercih ettiğini kimseye söylememişti."
"Daha iyiye, iyiyi terk etme cesaretine sahip olanlar ulaşır yalnızca. Sen buna sahipsin."
4) Murathan Mungan/Eldivenler,Hikayeler/metis
Anlatımı ile sanki o durumları bize aynen yaşatan Murathan Mungan'ın hikayeleri var bu güzel kitapta.
"Ben de fırsat bilip, bana sırlarını emanet eder gibi göz yaşlarını emanet eden bu adamın duygularını kurcalamak istemedim. Beni sevdiğini anlamıştım. Yeterdi."
"... Her seferinde tutumlu kullandığı bir sabırla beni yatıştırmayı ve bir biçimde mahcup etmeyi başarıyordu."
"Yazar arkadaşını bir insan olarak elbette seviyordu; her zaman da sevmişti. Onun eşcinselliğini, diğer aşırılıkları ya da egzantrik hallerinden biri olarak görmüş, hiçbir zaman işin bu yanının üzerinde fazla durmamıştı...."
"Adalet, açıklarından kimin, nasıl yararlanacağı üzerine kurulu bir gösteriydi. Atlatılması gereken tuzaklarla dolu bir gösteri."
"... İnsanlardan tamamen ümidini kesmek böyle bir şey olmalı. Yayları gıcırdayıp duran aynı partal karyolanın, sidik kokan şiltenin üzerinde, nedense daha çok bir kesekağıdını hatırlatan aynı lekeli entarisinin içinde aynı kayıtsızlıkla oturuyordu...."
"... Belki aşk değil, ama ilişki sınıfsaldı. Sınır, duvar dinlemeyen, her engeli aşan aşk, sürekli bir ilişkiye, bir beraberliğe dönüştüğünde bütün külütürel duvarlar, sınırlar olanca katılığıyla çıkıveriyordu ortaya."
"Hayatta birçok konuda acemi kalırken, her seferinde gidip canlarını yakacak erkekleri bulup çıkarmada ustalaşırlar. ..."
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
16 Mayıs 2010 Pazar
Erken Seçim Yolda
Hızla erken seçime doğru ilerliyoruz. Bu yıl seçim yapılması nerdeyse kesin gibi.
Eğer Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerini iptal eder veya yürürlüğünü durdurursa o zaman "Yargı diktası size özgürlük vermemizi engelliyor. Mağduruz." diyerek erken seçim gündeme gelecek. Eğer bu karar çıkmaz ve referandumda evet oyları %55 lerin üzerinde çıkarsa bakın halk desteğimiz %47'den %55 lere çıktı diyerek erken seçime bu yanılsama ve zafer havası içinde gidecekler. Ancak Anayasa referandumu açık ara "Hayır" çıkarsa erken seçim yatabilir.
Peki muhalefet ve CHP bu seçimlere ne kadar hazır. Meydanlara çoktan çıkması gereken CHP lideri güya istifa etmiş durumda ve evde. Geri döneceğim de demiyor dönmeyeceğim siz bensiz yönetin partiyi de demiyor. Geri dönmesi halinde referandum seçim meydanları Baykal kaseti üzerine kurulacak. Yeni kasetler de çıkabilir o durumda. Şimdiden az da olsa şansı olabilecek yeni liderin eli zayıflamıştır. Tüm delegeleri bir adamın denetiminde olan bir parti yapısından da fazla bir şey beklenemez.
Diğer muhalefet partileri ve güçleri de bu seçime hazır değiller. AKP için bundan uygun ortam olmaz seçim için.
Bu değişiklikler ve komploların zamanlaması da içeriği kadar önemlidir.
Eğer Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerini iptal eder veya yürürlüğünü durdurursa o zaman "Yargı diktası size özgürlük vermemizi engelliyor. Mağduruz." diyerek erken seçim gündeme gelecek. Eğer bu karar çıkmaz ve referandumda evet oyları %55 lerin üzerinde çıkarsa bakın halk desteğimiz %47'den %55 lere çıktı diyerek erken seçime bu yanılsama ve zafer havası içinde gidecekler. Ancak Anayasa referandumu açık ara "Hayır" çıkarsa erken seçim yatabilir.
Peki muhalefet ve CHP bu seçimlere ne kadar hazır. Meydanlara çoktan çıkması gereken CHP lideri güya istifa etmiş durumda ve evde. Geri döneceğim de demiyor dönmeyeceğim siz bensiz yönetin partiyi de demiyor. Geri dönmesi halinde referandum seçim meydanları Baykal kaseti üzerine kurulacak. Yeni kasetler de çıkabilir o durumda. Şimdiden az da olsa şansı olabilecek yeni liderin eli zayıflamıştır. Tüm delegeleri bir adamın denetiminde olan bir parti yapısından da fazla bir şey beklenemez.
Diğer muhalefet partileri ve güçleri de bu seçime hazır değiller. AKP için bundan uygun ortam olmaz seçim için.
Bu değişiklikler ve komploların zamanlaması da içeriği kadar önemlidir.
11 Mayıs 2010 Salı
BAYKAL Lütfen Geri Dönme!
Baykal istifasını verdi. Umarım daha önce Ecevit'in yaptığı hatalardan ders alır da bir daha genel başkanlığa dönmez. Hatırlarsınız hastalanan Ecevit koltuğunu daha genç bir politikacıya devredip çekilse idi belki de AKP iktidarı diye bir iktidar bile olmayacaktı.
Lütfen Baykal, artık 50 yıllık politik hayatına son ver ve partide yeni adayların çıkıp değişim yapabilmesine izin ver.
Ülkeni ve halkını seviyorsan lütfen yeniden politik manevralarla geri gelip oyumu artırırım deme.
Artık iktidar olmak istemeyen değil , iktidar olmak isteyen liderlere ihtiyaç var partinin başında.
Zaten olanları yadsımayarak kendini zor duruma düşürdün. Bir de Pensilvanya özürlerine ne gerek var dı? Hadi bunları unuttuk beni Sarıgül dizimden vurduracaktı masallarına da mı inanalım.
Yeter Baykal lütfen geri dönme!
Lütfen Baykal, artık 50 yıllık politik hayatına son ver ve partide yeni adayların çıkıp değişim yapabilmesine izin ver.
Ülkeni ve halkını seviyorsan lütfen yeniden politik manevralarla geri gelip oyumu artırırım deme.
Artık iktidar olmak istemeyen değil , iktidar olmak isteyen liderlere ihtiyaç var partinin başında.
Zaten olanları yadsımayarak kendini zor duruma düşürdün. Bir de Pensilvanya özürlerine ne gerek var dı? Hadi bunları unuttuk beni Sarıgül dizimden vurduracaktı masallarına da mı inanalım.
Yeter Baykal lütfen geri dönme!
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Gündemden
1 Mayıs 400.000 kişinin katılımı ile kutlandı. Polis baskısı kalkınca son derece sakin ve çoşkulu bir bayram havası hakim oldu. Sarı sendikacılar, Tekel işçilerini ortada bırakanların konuşturulmaması da bence hoş oldu. Yoksa sulandırılan bir 1 Mayıs'ı hedefleyenler sevinecekti. Çalışanların istekleri net bir şekilde ortaya konacaktır gelecek yıllarda. Örneğin işsizlik fonuma dokundurtmam, tüm öğretmenlere kadro gibi talepler yükselmeli -ydi-.
3. köprü için seçilen Garipçe ve Poyrazköy hattı son İstanbul ormanlarını da mahvedecek bir rota. 3. köprü yerine köprülerin bedava olması, gerekirse Çanakkale boğazına köprü yapılıp kamyon ve TIR trafiğinin ona yönlendirilmesi doğru olurdu. Bu yeni hat üzerinde kim hangi arsaları kapattı bu süre içinde araştırılmalı gerçek gazetecilerce -eğer kaldıysa-.
Anayasa için 2. tur yarın başlayacak. 12 Eylül, kadın hakları vb. maddelerde CHP'nin de oylamaya katılıp evet oyu vererek yargının tam bağımlılığını yaratacak 3 konu ve ilgili maddelerin referandumda yalnız kalması için Cumhurbaşkanı'na olanak sağlayacak bir alt yapı hazırlaması ve demokrat rolünü AKP'den çalması doğru olacaktır kanısındayım.
Avrupa'nın en büyük Adalet Saraylarını yapmakla adaletin sağlanmadığı ve hakkında müebbet hapis istenen baba Mehmet Garipoğlu'nun tutuksuz yargılanmak için serbest kalması ile ortaya çıktı. Onlarca yazar, doktor, asker hakkındaki suçlamalar ne olduğu bile netleşmeden yıllarca tutuklu kalırken bu karar halkın vicdanını sızlattı.
Bahçeli'nin çocuklara af gafına da deyinmeden geçemeyeceğim. Nedir bu yanlış kararlarından çektiğimiz? Krizin en yoğun olduğu anlarda erken seçime gitme kararı aldı AKP'yi başa getirdi. 367 kararının ne kadar doğru olduğu uygulama ile ortaya çıktı ama Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise girerim diyerek sistemin sigortasının atmasına neden oldu. Şimdi de yeniden affı gündeme getirmek için söz bulmaya dilim varmıyor.
3. köprü için seçilen Garipçe ve Poyrazköy hattı son İstanbul ormanlarını da mahvedecek bir rota. 3. köprü yerine köprülerin bedava olması, gerekirse Çanakkale boğazına köprü yapılıp kamyon ve TIR trafiğinin ona yönlendirilmesi doğru olurdu. Bu yeni hat üzerinde kim hangi arsaları kapattı bu süre içinde araştırılmalı gerçek gazetecilerce -eğer kaldıysa-.
Anayasa için 2. tur yarın başlayacak. 12 Eylül, kadın hakları vb. maddelerde CHP'nin de oylamaya katılıp evet oyu vererek yargının tam bağımlılığını yaratacak 3 konu ve ilgili maddelerin referandumda yalnız kalması için Cumhurbaşkanı'na olanak sağlayacak bir alt yapı hazırlaması ve demokrat rolünü AKP'den çalması doğru olacaktır kanısındayım.
Avrupa'nın en büyük Adalet Saraylarını yapmakla adaletin sağlanmadığı ve hakkında müebbet hapis istenen baba Mehmet Garipoğlu'nun tutuksuz yargılanmak için serbest kalması ile ortaya çıktı. Onlarca yazar, doktor, asker hakkındaki suçlamalar ne olduğu bile netleşmeden yıllarca tutuklu kalırken bu karar halkın vicdanını sızlattı.
Bahçeli'nin çocuklara af gafına da deyinmeden geçemeyeceğim. Nedir bu yanlış kararlarından çektiğimiz? Krizin en yoğun olduğu anlarda erken seçime gitme kararı aldı AKP'yi başa getirdi. 367 kararının ne kadar doğru olduğu uygulama ile ortaya çıktı ama Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise girerim diyerek sistemin sigortasının atmasına neden oldu. Şimdi de yeniden affı gündeme getirmek için söz bulmaya dilim varmıyor.
Etiketler:
1 Mayıs,
3. Köprü,
Adalet,
Af,
Anayasa Değişikliği
26 Nisan 2010 Pazartesi
Başkanlık Sistemi
Bugünlerde başkanlık sistemi tartışması tekrar alevlendi. Her zaman sapla samanı karıştırmayı adet edinmiş, her olgunun sadece kendi yararına kısmını öne çıkaran anlayış sahipleri bu konuda da "Ne yani Amerika'da demokrasi yok mu?" vb. sözler etmekteler. Bunlara sormak isterim.
- Amerika'da eyaletler , ayrı seçimle gelen valiler, eyalet kanunları var. Bunları da getirecekmisiniz? Ne zaman baklayı çıkaracaksınız ağzınızdan?
- Amerika'da hakimler, savcılar hatta şerifler bile seçimle geliyor. Bunları da düşünüyormusunuz uygulamayı?
- Amerika'da senato ve kongre iki ayrı kanat ve başkanın dahi yasamaya hükmetmesi oldukça güç. Bu ne olacak? Tek adamın belirlediği parlamenterlerden oluşan bir parlemento ile ne ilgisi var Amerikan sisteminin?
- Cumhurbaşkanı Sn. Necdet Sezer iken neden yetkilerinden şikayet eden demeçler vermekteydiniz? Yoksa kanunların kişilere özel düzenlenemeyeceği ilkesinden bihabermisiniz?
- İsterseniz İngiltere ve İsveç'deki gibi krallık sistemi de getirilebilir. Onlar da son derece demokratik ülkeler. Bunu neden önermiyorsunuz?
Gerçekten demokratik bir siyasi partiler ve seçim kanunu olmadan, yürütmenin yasama ve yargı üzerindeki taahkümü kalkmadan başkanlık sisteminin adını bile anmak abesle iştigaldir.
- Amerika'da eyaletler , ayrı seçimle gelen valiler, eyalet kanunları var. Bunları da getirecekmisiniz? Ne zaman baklayı çıkaracaksınız ağzınızdan?
- Amerika'da hakimler, savcılar hatta şerifler bile seçimle geliyor. Bunları da düşünüyormusunuz uygulamayı?
- Amerika'da senato ve kongre iki ayrı kanat ve başkanın dahi yasamaya hükmetmesi oldukça güç. Bu ne olacak? Tek adamın belirlediği parlamenterlerden oluşan bir parlemento ile ne ilgisi var Amerikan sisteminin?
- Cumhurbaşkanı Sn. Necdet Sezer iken neden yetkilerinden şikayet eden demeçler vermekteydiniz? Yoksa kanunların kişilere özel düzenlenemeyeceği ilkesinden bihabermisiniz?
- İsterseniz İngiltere ve İsveç'deki gibi krallık sistemi de getirilebilir. Onlar da son derece demokratik ülkeler. Bunu neden önermiyorsunuz?
Gerçekten demokratik bir siyasi partiler ve seçim kanunu olmadan, yürütmenin yasama ve yargı üzerindeki taahkümü kalkmadan başkanlık sisteminin adını bile anmak abesle iştigaldir.
18 Nisan 2010 Pazar
Köprüler Bedava Olsun
Dün bayramlar dışında ilk kez İstanbul'da BONUS kart sayesinde bedava oldu boğaz köprüleri. Trafik oldukça rahatdı.
Bu da bir kez daha gösterdi ki 3. köprü yapmak yerine köprüleri bedava yapmak en az bir köprü kadar trafik kapasitesi kazandıracaktır İstanbul'a. Bu arada tüp geçiş bitirilir ve raylı ulaşım yaygınlaşırsa kesinlikle 3. köprüye gerek kalmayacak. Önerim bayram dışında bir hafta boyunca köprüleri bedava yaparak trafik etkilerinin net olarak ölçülmesidir.
Çevreyi mahvedecek 3. Köprüye Hayır!
Bu da bir kez daha gösterdi ki 3. köprü yapmak yerine köprüleri bedava yapmak en az bir köprü kadar trafik kapasitesi kazandıracaktır İstanbul'a. Bu arada tüp geçiş bitirilir ve raylı ulaşım yaygınlaşırsa kesinlikle 3. köprüye gerek kalmayacak. Önerim bayram dışında bir hafta boyunca köprüleri bedava yaparak trafik etkilerinin net olarak ölçülmesidir.
Çevreyi mahvedecek 3. Köprüye Hayır!
17 Nisan 2010 Cumartesi
Hani Nerde
Alavere, dalavere
Şark Kurnazı, Garp Kurnazı
Hani nerde Demokrasi?
Burna yumruk deprem yaptı,
Karakolda ölenlerin canı yok mu?
Hani nerde Adalet?
Anayasa, Babayasa
Hukuk kaldırılıyor rafa
Hani nerde Demokrasi?
İşsizlik başını almış,
3 Milyon genç umudun kesmiş
Hani nerde Kalkınma?
Şark Kurnazı, Garp Kurnazı
Hani nerde Demokrasi?
Burna yumruk deprem yaptı,
Karakolda ölenlerin canı yok mu?
Hani nerde Adalet?
Anayasa, Babayasa
Hukuk kaldırılıyor rafa
Hani nerde Demokrasi?
İşsizlik başını almış,
3 Milyon genç umudun kesmiş
Hani nerde Kalkınma?
11 Nisan 2010 Pazar
OKUDUĞUM SON 2 KİTAP
1)Gülsen Varol/Albümdekiler/ikinci adam
Blog arkadaşım "hasretsenfonileri" nin kitabı çıktığını duyunca edinmeye çalıştım. Bir süre içinde kitabı alınca merakla kitaba başladım.
Son derece sürükleyici, savaş yıllarından yakın zamanımıza kadar giden, İstanbul'dan başlayıp, Anadolu'da devam eden bir ailenin öyküsü. O kadar gerçekçi ki sanki büyük bölümü yaşanmadan yazılması çok zor gibi. Genelde son derece tutarlı, duyarlı anlatımlar var. Bazı bölümler, son derece merak edildiği halde hızla ve kısa tutulmuş. Aslında çok daha kalın bir romana sığacak kadar yaşanmışlık var romanda.
Gülsen Varol'u tekrar kutluyorum.
2) İnci Aral/Sadakat/Turkuvaz Kitap
Sevdiğim yazar İnci Aral'dan yine güzel bir roman. Kadın , erkek ilişkileri, aldatma, kıskançlık, aşk, sevgisizlik, bunalımlar üzerine bir eser. Bu konulara kafa yoruyor veya hissediyorsanız mutlaka okuyun.
"Bir yandan alabildiğine içeriksiz ilişkiler yaşanıyor, öte yandan bıkkınlık, kaçınma ve uzak durma isteği yükseliyordu. Çok fazla yalnızlık var, çok fazla. Herkes ağlayacak bir göğüs istiyordu ama kimse o göğüs olmayı göze alamıyordu."
"Uyum dediğin nedir? Çaresiz bir uzlaşma ve vazgeçiş. Evcilleşme ve sinme. Asıl sorun ne biliyormusun? Birinin ötekini, kayıtsız şartsız sahiplenmeyi hak görmesi..."
""Mutlu musun?" diye soruyordum ona bazen. "Yapma Azra! Mutluluk güvenilir bir duygu değil.""
"Kaybettiğim aşkı aramak değil.İhaneti bölüşmek ve mühürlemek. Ödeşmek ve uzaklaşmak, unutmak değil."
"İtirafların yarar sağladığını, insanı arındırdığını kim görmüş! Tam tersine. İtiraf belaya davetiye çıkarmak. Sırlar mezarlara saklanmalı. Sırlar sır olmaktan çıktıklarında bozulmaya uğruyor ve etkisi korkunç oluyor."
Blog arkadaşım "hasretsenfonileri" nin kitabı çıktığını duyunca edinmeye çalıştım. Bir süre içinde kitabı alınca merakla kitaba başladım.
Son derece sürükleyici, savaş yıllarından yakın zamanımıza kadar giden, İstanbul'dan başlayıp, Anadolu'da devam eden bir ailenin öyküsü. O kadar gerçekçi ki sanki büyük bölümü yaşanmadan yazılması çok zor gibi. Genelde son derece tutarlı, duyarlı anlatımlar var. Bazı bölümler, son derece merak edildiği halde hızla ve kısa tutulmuş. Aslında çok daha kalın bir romana sığacak kadar yaşanmışlık var romanda.
Gülsen Varol'u tekrar kutluyorum.
2) İnci Aral/Sadakat/Turkuvaz Kitap
Sevdiğim yazar İnci Aral'dan yine güzel bir roman. Kadın , erkek ilişkileri, aldatma, kıskançlık, aşk, sevgisizlik, bunalımlar üzerine bir eser. Bu konulara kafa yoruyor veya hissediyorsanız mutlaka okuyun.
"Bir yandan alabildiğine içeriksiz ilişkiler yaşanıyor, öte yandan bıkkınlık, kaçınma ve uzak durma isteği yükseliyordu. Çok fazla yalnızlık var, çok fazla. Herkes ağlayacak bir göğüs istiyordu ama kimse o göğüs olmayı göze alamıyordu."
"Uyum dediğin nedir? Çaresiz bir uzlaşma ve vazgeçiş. Evcilleşme ve sinme. Asıl sorun ne biliyormusun? Birinin ötekini, kayıtsız şartsız sahiplenmeyi hak görmesi..."
""Mutlu musun?" diye soruyordum ona bazen. "Yapma Azra! Mutluluk güvenilir bir duygu değil.""
"Kaybettiğim aşkı aramak değil.İhaneti bölüşmek ve mühürlemek. Ödeşmek ve uzaklaşmak, unutmak değil."
"İtirafların yarar sağladığını, insanı arındırdığını kim görmüş! Tam tersine. İtiraf belaya davetiye çıkarmak. Sırlar mezarlara saklanmalı. Sırlar sır olmaktan çıktıklarında bozulmaya uğruyor ve etkisi korkunç oluyor."
Etiketler:
Albümdekiler,
Gülsen Varol,
İnci Aral,
Kitap,
Sadakat
3 Nisan 2010 Cumartesi
300. BLOG YAZISI
3 yılı aşkın süredir BLOG yazıyorum. Bu yazı ile blogum 300. yazıya ulaşmış olacak. Blogcu ile başladığım blog sayfalarına son 149 yazıdır blogspot ve blogcu'da birlikte devam ediyorum. Bu süre için çeşitli teknik sorunlara, iş ve özel yaşamımdaki çeşitli yoğunluklara karşın paylaşıma devam ettim. Etmeye de kararlıyım.
Yazılarımın çoğunluğu GÜNCEL kategoride idi. Bu yazılarla demokrasi, hukuk düzenini, adaleti, uygarlığı savundum. Bunlara açık ve gizli saldırıları eleştirdim.
Çok sevdiğim DENEME kategorimde denemelerimi paylaştım 22 yazı ile.
İş hayatını 6 yazı ile ele aldım. Daha çok yazmak istesem de güncel konular çoğunlukla öne geçti.
15 ANI yazısı yazdım.
ÇEVRE konularını 10 yazı ile ele aldım.
21 yazı ile 63 KİTAP tanıttım.
BLOG hakkında ise 4 yazı yazdım. Blogcu'daki arkadaş listesi problemleri nedeniyle güncel iletişimde olduğum blog yazarlarını bağlantılar altında yer veriyorum.
Bütün blog arkadaşlarıma bana yaptığı katkılardan, yorumlardan, eleştirilerden dolayı çok teşekkür ediyorum.
Nice yazılara.
Yazılarımın çoğunluğu GÜNCEL kategoride idi. Bu yazılarla demokrasi, hukuk düzenini, adaleti, uygarlığı savundum. Bunlara açık ve gizli saldırıları eleştirdim.
Çok sevdiğim DENEME kategorimde denemelerimi paylaştım 22 yazı ile.
İş hayatını 6 yazı ile ele aldım. Daha çok yazmak istesem de güncel konular çoğunlukla öne geçti.
15 ANI yazısı yazdım.
ÇEVRE konularını 10 yazı ile ele aldım.
21 yazı ile 63 KİTAP tanıttım.
BLOG hakkında ise 4 yazı yazdım. Blogcu'daki arkadaş listesi problemleri nedeniyle güncel iletişimde olduğum blog yazarlarını bağlantılar altında yer veriyorum.
Bütün blog arkadaşlarıma bana yaptığı katkılardan, yorumlardan, eleştirilerden dolayı çok teşekkür ediyorum.
Nice yazılara.
1 Nisan 2010 Perşembe
Demokrasi Dedikleri
Bazılarının demokrasi dediklerinin ne olduğu bir kez daha ortaya çıktı:
Jop,biber gazı,yürüyüş yasağı, tutuklama hukuki, tahliye hukuk darbesi,atamalarda hukuğu dolanma, boş kağıda imzalar, parti kapatmak yasak, seçim barajları serbest.
Bazıları demokasinin çoğunluğun her istediğini yapabilmesi olduğunu sanıyor. Sorarım onlara, diyelim çoğunluk iktidarda şöyle düzenlemeler yapılsa demokratik olur mu?
- Seçim süresini 4 yıldan 50 yıla çıkarsa,
- Seçim barajını %10'dan %25'e çıkarsa,
- Sadece Anayasa Mahkemesi üyelerini değil tüm mahkeme üyelerini Meclis ve Cumhurbaşkanı seçse.
Yani çoğunluğun yaptığı her şey haklı olur denilemez!
Jop,biber gazı,yürüyüş yasağı, tutuklama hukuki, tahliye hukuk darbesi,atamalarda hukuğu dolanma, boş kağıda imzalar, parti kapatmak yasak, seçim barajları serbest.
Bazıları demokasinin çoğunluğun her istediğini yapabilmesi olduğunu sanıyor. Sorarım onlara, diyelim çoğunluk iktidarda şöyle düzenlemeler yapılsa demokratik olur mu?
- Seçim süresini 4 yıldan 50 yıla çıkarsa,
- Seçim barajını %10'dan %25'e çıkarsa,
- Sadece Anayasa Mahkemesi üyelerini değil tüm mahkeme üyelerini Meclis ve Cumhurbaşkanı seçse.
Yani çoğunluğun yaptığı her şey haklı olur denilemez!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)