Sanıklar oldu savcı
Savcılar oldu sanık
Sizlere salık
Sanma bu halk alık.
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
7 Ocak 2015 Çarşamba
26 Aralık 2014 Cuma
Gündeme Dair
Öncelikle HDP ve bölünme sürecine değinmek istiyorum. Süreç içinde HDP demokratik bir parti olmadığını kanıtladı. 12 Eylül referandumundaki boykot ile gelen Anayasa değişiklikleri bugünlerdeki hukuksuzlukların temelini oluşturmuştu. CHP'nin seçim barajını indirme önerisine hiç bir destek vermeyen HDP -üstelik seçime bir yıldan önce yasalaşsa idi Anayasa değişikiğine gerek yoktu- halen bu baraj dururken seçime parti olarak katılacağız diyerek AKP'ye hediye edecekleri milletvekillikleri üzerinden bölünme, özerklik, af pazarlıkları yapıyorlar. Aslında Apo zaten af edilmiş sayılır. Sadece kendi güvenliği için beş yıldızlı adada ağırlanmakta. Siz Silivri'de çocuklara etek çıkartılan bir tutukluluk ile Apo'nun ağırlaştırılmış müebbet hapisini karşılaştırabilirmisiniz? Bakan anlar orada hükümlü değil misafir olduğunu.
Peki HDP AKP'yi Anayasayı değiştirecek sayıya getirerek bize demokatik bir ülke mi armağan edecek? Mevcut ileri demokrasimiz çok ileri demokrasi haline mi gelecek? Bu partiye inanacak bölünme yanlısı olanlar dışında tek bir saf demokrat kalmamalı!
CHP ne yapıyor bu arada? Yerel yönetimler ile genel yönetime aday, örnek olacakken Yalova'da yapılan yıların birikimini götürdü. Muharrem İnce'de sıfırlandı. İstanbul'da dürüst bir aday yerine Sarıgül'ü aday gösterip, sonra da ilçelerde Sarıgül adaylarını göstererek başarısızlığa, ranta , gerici baskılara teslim olan CHP'li belediyeler ortaya çıktı. Şişli, Beşiktaş, Kadıköy ortada. İçindeki ulusalcıları en büyük tehlike addedip, disipline verip, partiye sol, sosyal demokratlıkla ilgisiz adamlar doldurarak bir yere gelinmez. Ön seçimlere sınırlama getirmeye çalışmak da cabası. Beceriksiz olduğunu ve olmaya devam edeceğini kanıtladı CHP.
Diğer muhalefet ise dağınık. ANAP veya AP diye okunacak bir ad seçmek bile yanlıştı Tarhan için. Milli Merkez, İşçi Partisi, Haziran Hareketi hangi konularda birleşip onları çözmeyi amaçlarız yerine nasıl ayrılırız, ne farkımız vara yoğunlaşmış durumda. Halbuki AKP karşısında ortak bir program yakalamak ve halkı harekete geçirmek mümkünken. Mesela
- Seçim barajları kaldırılmalı,
- Ön seçim zorunlu hale getirilmeli,
- İşsizlik sigortası üzerindeki GAP vb. yükler kaldırılıp, işsizlik maaşı almak kolaylaştırılmalı,
- Tüm siyasi partiler genel seçimdeki aldıkları oy oranında hazine desteği almalı,
- Kadının bedeni üzerindeki müdahele ve kısıtlama kaldırılmalı,
- 3. köprü, 3. havaalanı, altın madeni izinleri, HES izinleri iptal edilmeli,
- HSYK Hakimler ve Savcılar olarak ikiye ayrılmalı, Adalet Bakanı ve Müşteşar kuruldan çıkmalı, kurul tamamen seçimle iş başına gelmeli,
- RTÜK medya ve basın yayın okullarından seçimle gelen bir yapı ile yönetilmeli,
- TRT kapatılmalı, TRT payı ve bandrol ücretleri kalkmalı,
gibi bir çok konuda her muhalif kesimin uzlaşması mümkün. Bunları yapmak üzere bir araya gelemez mi muhalefet?
Eğer gelemezse malesef karanlık çok ileri demokrasi günleri bekliyor bizi!
21 Aralık 2014 Pazar
OKUDUĞUM SON 4 KİTAP
1) Bu Roman O Kız Okusun Diye Yazıldı/Enver Aysever/DK
Beyninde ur ile ne kadar yaşayacağı belli olmayan İstanbul'lu gencin hikayesi. Farklı dinlere mensubiyetin getirdiği sorunlar güzel bir dille anlatılıyor. TV programcılığı kadar yazar olarak da başarılı olacak Aysever.
2) Handan/Ayşe Kulin/Everest
Umarım Bora'nın Kitabı serisinin son kitabı olur. Bu romanda da olaylar ve sonrasını Handan'ın dilinden dinliyoruz. Halide Edip'in Handan romanına göndermelerle dolu olan kitap seriyi tamamlamak isteyenler ve Ayşe Kulin severleri için kaçırılmaz.
3) Bir Muhteşem Güneş/Khaled Hosseini/Everest
Afganistan'ın yaşadığı acıları bir çocuk sevgisi çerçevesinden anlatıyor. Özellikle kadınların nereden nereye geldiği, neler çektiğini çok güzel bir anlatımla okuyoruz. Hızla okuyup, hüzünlenip, düşüneceğiniz bir roman.
4) Masalını Yitiren Dev/Adnan Binyazar/Can
Yoksulluk ve açlığın son derece acıklı bir şekilde yoğrulduğu, yazarın özyaşam öyküsü. Açlığı ve yaptırdıklarını bu derece iyi anlatan okuduğum iki romandan biri.
Beyninde ur ile ne kadar yaşayacağı belli olmayan İstanbul'lu gencin hikayesi. Farklı dinlere mensubiyetin getirdiği sorunlar güzel bir dille anlatılıyor. TV programcılığı kadar yazar olarak da başarılı olacak Aysever.
2) Handan/Ayşe Kulin/Everest
Umarım Bora'nın Kitabı serisinin son kitabı olur. Bu romanda da olaylar ve sonrasını Handan'ın dilinden dinliyoruz. Halide Edip'in Handan romanına göndermelerle dolu olan kitap seriyi tamamlamak isteyenler ve Ayşe Kulin severleri için kaçırılmaz.
3) Bir Muhteşem Güneş/Khaled Hosseini/Everest
Afganistan'ın yaşadığı acıları bir çocuk sevgisi çerçevesinden anlatıyor. Özellikle kadınların nereden nereye geldiği, neler çektiğini çok güzel bir anlatımla okuyoruz. Hızla okuyup, hüzünlenip, düşüneceğiniz bir roman.
4) Masalını Yitiren Dev/Adnan Binyazar/Can
Yoksulluk ve açlığın son derece acıklı bir şekilde yoğrulduğu, yazarın özyaşam öyküsü. Açlığı ve yaptırdıklarını bu derece iyi anlatan okuduğum iki romandan biri.
29 Kasım 2014 Cumartesi
OKUDUĞUM SON 3 KİTAP
1) Çocuklar Kalıyor/Alice Munro/CAN
Kanada'li oykü yazarı Alice Munro'dan kadınlara ve hayata ilişkin, çok gerçekci bir öykü kitabı. Öykü seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz.
2) Miramar/Necib Mahfuz/Kırmızı Kedi
Mısır'lı ünlü yazarın okuduğum ilk romanı. Yazarı okumakta çok geç kalmışım.
Devrim günleri, eski politikacılar, kadın-erkek ilişkileri ve İskenderiye. Bu roman'dan sonra Mısır'a gittiğimde neden İskenderiye'ye gitmemişim diye hayıflandım. Roman da bizden de bir şeyler bulacağınıza eminim.
3) Cehennem Deresi/Gülsen Varol/İkinci Adam
"Hasret Senfonileri" olarak başarılı bir blog yazarı olan Gülsen Varol'un okuduğum ikinci romanı.
Roman oldukça sürükleyici bir kurgu ile yazılmış. Hızla bitirilebiliyor. Karadeniz, Norveç, Antalya, kadın-erkek ilişkileri, aile ilişkileri ve bir çok hayat kesiti var romanın içinde.
Kurgu'da geçen çok sayıda tesadüf gerçeklik duygusuna oldukça zarar vermekle birlikte okumanızı salık veririm.
Kanada'li oykü yazarı Alice Munro'dan kadınlara ve hayata ilişkin, çok gerçekci bir öykü kitabı. Öykü seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz.
2) Miramar/Necib Mahfuz/Kırmızı Kedi
Mısır'lı ünlü yazarın okuduğum ilk romanı. Yazarı okumakta çok geç kalmışım.
Devrim günleri, eski politikacılar, kadın-erkek ilişkileri ve İskenderiye. Bu roman'dan sonra Mısır'a gittiğimde neden İskenderiye'ye gitmemişim diye hayıflandım. Roman da bizden de bir şeyler bulacağınıza eminim.
3) Cehennem Deresi/Gülsen Varol/İkinci Adam
"Hasret Senfonileri" olarak başarılı bir blog yazarı olan Gülsen Varol'un okuduğum ikinci romanı.
Roman oldukça sürükleyici bir kurgu ile yazılmış. Hızla bitirilebiliyor. Karadeniz, Norveç, Antalya, kadın-erkek ilişkileri, aile ilişkileri ve bir çok hayat kesiti var romanın içinde.
Kurgu'da geçen çok sayıda tesadüf gerçeklik duygusuna oldukça zarar vermekle birlikte okumanızı salık veririm.
22 Kasım 2014 Cumartesi
Çözülme Süreci Başarıya Ulaştı
Çözüm süreci adı verilen sürecin bir çözülme süreci olduğu teşhisi çok doğru idi. Bütün gelişmeler bunu kanıtladı.
Öncelikle otoriter bir yönetim ile demokratik haklar elde edilemeyeceği belli olduğu halde, çok başarılı bir şekilde izledikleri taktiklerle son adı HDP olan PKK çizgisi başarıya ulaştı. AKP'nin seçim başarısı için her şeye hazır olduğunu çok iyi tespit ettiler. Bundan yararlanarak her tür tavizi elde ettiler.
Bir ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum Apo'nun hafif hükümlülere bile verilmeyen onlarca hakkı hangi hukukla alıyor. İstendiği an ziyaretçi gelmesi, çalışma odaları, WhatsUp mesajı bile atabilme, sekreterya. Bir kamu müdürü bile kendi sekreterini kendi belirleyemezken baş patron Apo sekreter listesi veriyor. Bırakalım komediyi çıksın dışarıya. Dışarıda olsa bu kadar rahat olmaz.
CHP'nin başındaki tutarsız tavırlar, çelişkili vekiller ise süreci daha da hızlandırdı. Kimi Dersim dedi, kimi Tunceli. Kimi çözüm sürecini destekledi, kimi karşı çıktı. Bu tutarsızlık da HDP'ye hizmet etti. CHP aslında en çok HDP'ye yarayacak ama ülke için de çok önemli olan seçim barajının kaldırılmasını teklif etti. Ama HDP ona bile sahip çıkmadı. Çünkü dertleri demokrasi değil.
Bayrağımız indirilirken karşı çıkan Kürt oldu mu? Atatürk heykelleri yakılırken, bu milletin değeridir yapmayın diyen Kürt halkından kimse oldu mu? Okullar yakılırken direnen Kürt? İş makinaları yakılırken, biz hizmet istiyoruz diyen Kürt halkından birileri? Kendimizi kandırdık yıllarca. Kürtler de birlikte yaşamak istiyor, kimse ayrılmak istemiyor diye. Kürtlerin bunlara tepkisizliği gösterdi ki bu tam bir yalan. Hepsi ayrılmak ve ayrı devlet istiyorlar.
Adını takip edemediğimiz onlarca örgüt (BDP,HDP,PKK,DTK,DBP,YPG,PYD ...) ile aslında baştan beri belli olan ama gizledikleri hedefe doğru, Amerika ve konjonktürün de desteği ile hızla ilerliyorlar.
Silahları bırakmadan, geri çekilmeden, terörden vazgeçtiğini bile açıklamadan bir çözüm süreci illüzyonu uydurdular. Milletvekili bile kaleşnikofla görülse, ruhsat sorulup suç üstü olarak göz altına alınması gerekirken, asker sırtlarında kaleşnikoflu binlerce teröristi görmezden geldi.
Korucular, askerler, polisler ve sonunda 50 kadar vatandaş da ölse halen analar ağlamıyor diyebilen yalancılar bırakın bunları.
Artık kabul edelim. Çözülme oldu. Artık boşanma nasıl olacak bari onu açıkca, mertçe tartışalım.
Öncelikle otoriter bir yönetim ile demokratik haklar elde edilemeyeceği belli olduğu halde, çok başarılı bir şekilde izledikleri taktiklerle son adı HDP olan PKK çizgisi başarıya ulaştı. AKP'nin seçim başarısı için her şeye hazır olduğunu çok iyi tespit ettiler. Bundan yararlanarak her tür tavizi elde ettiler.
Bir ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum Apo'nun hafif hükümlülere bile verilmeyen onlarca hakkı hangi hukukla alıyor. İstendiği an ziyaretçi gelmesi, çalışma odaları, WhatsUp mesajı bile atabilme, sekreterya. Bir kamu müdürü bile kendi sekreterini kendi belirleyemezken baş patron Apo sekreter listesi veriyor. Bırakalım komediyi çıksın dışarıya. Dışarıda olsa bu kadar rahat olmaz.
CHP'nin başındaki tutarsız tavırlar, çelişkili vekiller ise süreci daha da hızlandırdı. Kimi Dersim dedi, kimi Tunceli. Kimi çözüm sürecini destekledi, kimi karşı çıktı. Bu tutarsızlık da HDP'ye hizmet etti. CHP aslında en çok HDP'ye yarayacak ama ülke için de çok önemli olan seçim barajının kaldırılmasını teklif etti. Ama HDP ona bile sahip çıkmadı. Çünkü dertleri demokrasi değil.
Bayrağımız indirilirken karşı çıkan Kürt oldu mu? Atatürk heykelleri yakılırken, bu milletin değeridir yapmayın diyen Kürt halkından kimse oldu mu? Okullar yakılırken direnen Kürt? İş makinaları yakılırken, biz hizmet istiyoruz diyen Kürt halkından birileri? Kendimizi kandırdık yıllarca. Kürtler de birlikte yaşamak istiyor, kimse ayrılmak istemiyor diye. Kürtlerin bunlara tepkisizliği gösterdi ki bu tam bir yalan. Hepsi ayrılmak ve ayrı devlet istiyorlar.
Adını takip edemediğimiz onlarca örgüt (BDP,HDP,PKK,DTK,DBP,YPG,PYD ...) ile aslında baştan beri belli olan ama gizledikleri hedefe doğru, Amerika ve konjonktürün de desteği ile hızla ilerliyorlar.
Silahları bırakmadan, geri çekilmeden, terörden vazgeçtiğini bile açıklamadan bir çözüm süreci illüzyonu uydurdular. Milletvekili bile kaleşnikofla görülse, ruhsat sorulup suç üstü olarak göz altına alınması gerekirken, asker sırtlarında kaleşnikoflu binlerce teröristi görmezden geldi.
Korucular, askerler, polisler ve sonunda 50 kadar vatandaş da ölse halen analar ağlamıyor diyebilen yalancılar bırakın bunları.
Artık kabul edelim. Çözülme oldu. Artık boşanma nasıl olacak bari onu açıkca, mertçe tartışalım.
Etiketler:
AKP,
Apo,
CHP,
Çözüm Süreci,
HDP,
Kürt Sorunu,
PKK
27 Ekim 2014 Pazartesi
OKUDUĞUM SON 4 KİTAP
1) Ruhlar Evi/Isabel Allende/Can
Filmi yapılıp ödüller alan bu roman Isabel Allende'yi daha da sevdirdi bana. Darbe öncesi ve sonrası Şili'de köklü bir aile hayatı. Politik bir roman olmamakla birlikte o dönemi bilmeyenler için demokratik yoldan iktidara gelen sosyalist başkan Allende nasıl ve kimlerce devriliyor anlıyoruz.
2) Peter Pan Ölmeli/John Verdon/Koridor
Oldukça sürükleyici bir cinayet romanı. Türünün meraklılarına okumalarını salık veririm.
Olaylar her zaman mantıklı göründüğü gibi gelişmemiştir.
"Hiç kuşkusuz, eğer mantıklı varsayım hatalı olursa, daha sonra onun üzerine inşa edilen her şey saçmadır ve sonuçta çöker."
3) Toprak Uyanırsa "Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıraları"/Şevket Süreyya Aydemir/Remzi Kitabevi
Bu kitabı bu kadar geç okuduğum için üzgünüm. Emekli bir öğretmenin bir köye atanması ile yaşanan uyanış. Her öğretmenin, eğitimcinin okuması gereken ve pozitif bir yaklaşımla aslında ne kadar ilerleyebileceğimize bizi ikna edecek bir roman.
"Ekmeksizköy Öğretmeni, dünyanın her tarafına yayılmış binlerce, milyonlarca adsızdan biridir. O da başkaları için çalıştı. Ama kendisi için yaşadı ve kendisiyle doydu."
4) Hayal/Ayşe Kulin/Remzi
Hem çok okunur hem de edebi değeri olan eserler verilebileceğini gösteren, sevdiğim yazar Ayşe Kulin, yazar olma hikayesini ve romanlarının yaratılışını anlatıyor. Kitap aynı zamanda hiçbir zaman pes etmemek gerektiğine dair bir çok örnek içeriyor.
Romanlarının takipçileri bu kitabı da sevecek.
Filmi yapılıp ödüller alan bu roman Isabel Allende'yi daha da sevdirdi bana. Darbe öncesi ve sonrası Şili'de köklü bir aile hayatı. Politik bir roman olmamakla birlikte o dönemi bilmeyenler için demokratik yoldan iktidara gelen sosyalist başkan Allende nasıl ve kimlerce devriliyor anlıyoruz.
2) Peter Pan Ölmeli/John Verdon/Koridor
Oldukça sürükleyici bir cinayet romanı. Türünün meraklılarına okumalarını salık veririm.
Olaylar her zaman mantıklı göründüğü gibi gelişmemiştir.
"Hiç kuşkusuz, eğer mantıklı varsayım hatalı olursa, daha sonra onun üzerine inşa edilen her şey saçmadır ve sonuçta çöker."
3) Toprak Uyanırsa "Ekmeksizköy Öğretmeninin Hatıraları"/Şevket Süreyya Aydemir/Remzi Kitabevi
Bu kitabı bu kadar geç okuduğum için üzgünüm. Emekli bir öğretmenin bir köye atanması ile yaşanan uyanış. Her öğretmenin, eğitimcinin okuması gereken ve pozitif bir yaklaşımla aslında ne kadar ilerleyebileceğimize bizi ikna edecek bir roman.
"Ekmeksizköy Öğretmeni, dünyanın her tarafına yayılmış binlerce, milyonlarca adsızdan biridir. O da başkaları için çalıştı. Ama kendisi için yaşadı ve kendisiyle doydu."
4) Hayal/Ayşe Kulin/Remzi
Hem çok okunur hem de edebi değeri olan eserler verilebileceğini gösteren, sevdiğim yazar Ayşe Kulin, yazar olma hikayesini ve romanlarının yaratılışını anlatıyor. Kitap aynı zamanda hiçbir zaman pes etmemek gerektiğine dair bir çok örnek içeriyor.
Romanlarının takipçileri bu kitabı da sevecek.
9 Ekim 2014 Perşembe
HDP'nin çıkmazı
HDP Türkiye partisi olmak istediğini sürekli belirtti. CHP CB seçimlerinde gösterdiği adayla halkı hayal kırıklığına uğratınca Demirtaş ciddi oy aldı.
Ama HDP Türkiye'nin partisi olabilir mi? Türk halkına gerçekten hitap edebilir mi?
Türk bayrağını kışlalardan indirirken, yakarken ciddi tepki gösterdiler mi?
Canımız gibi sevdiğimiz Atatürk heykellerinin yakılıp yıkılmasına cılız tepkiler dışında ne reaksiyon gösterdiler?
Eğitimin en geri olduğu bölgede okulları yakarken HDP çağrıları etkili olmadı mı?
HDP milletvekilleri Türk askerine taş atıp sonra da Türk askeri Kobani'ye niye koridor açmıyor derse inandırıcı olur mu?
İkide bir bu halkı tehdit ederek birlikte yaşamak istediğinize kim inanır?
Doğu, Güneydoğu kamu bütçesinden toplanan vergi oranına göre 8-10 kat fazla pay aldığı halde, Batman'da çıkan petrol bizimdir gibi saçmalıklarla nasıl ilerleyeceksiniz? Merkezi gelirden pay almadan sadece doğu,güneydoğu vergileri ile özerk bölgenizi yürütebilecek misiniz?
Neden CHP'nin seçim barajları indirilsin önerisine sahip çıkmadınız? Neden çözüm süreci için ilk koşulunuz Türkiye demokrasisini tıkayan bu konu olmadı?
Antidemokratik, otoriter AKP iktidarları ile Kürt halkının sorunlarının çözüleceğine inanıp sonrada ezilen, baskı altındaki Türk halkından nasıl oy istersiniz?
Artık tutarlı olun! Biz ayrılmak istiyoruz, doğu , güneydoğu illerinde referandum yapılsın deyin. Ayrılırsanız da İstanbul dahil kalan illere pasaportla girmeye hazır olun! Türk aydınını ve demokratlarını da salak sanmaktan vazgeçin!
Ama HDP Türkiye'nin partisi olabilir mi? Türk halkına gerçekten hitap edebilir mi?
Türk bayrağını kışlalardan indirirken, yakarken ciddi tepki gösterdiler mi?
Canımız gibi sevdiğimiz Atatürk heykellerinin yakılıp yıkılmasına cılız tepkiler dışında ne reaksiyon gösterdiler?
Eğitimin en geri olduğu bölgede okulları yakarken HDP çağrıları etkili olmadı mı?
HDP milletvekilleri Türk askerine taş atıp sonra da Türk askeri Kobani'ye niye koridor açmıyor derse inandırıcı olur mu?
İkide bir bu halkı tehdit ederek birlikte yaşamak istediğinize kim inanır?
Doğu, Güneydoğu kamu bütçesinden toplanan vergi oranına göre 8-10 kat fazla pay aldığı halde, Batman'da çıkan petrol bizimdir gibi saçmalıklarla nasıl ilerleyeceksiniz? Merkezi gelirden pay almadan sadece doğu,güneydoğu vergileri ile özerk bölgenizi yürütebilecek misiniz?
Neden CHP'nin seçim barajları indirilsin önerisine sahip çıkmadınız? Neden çözüm süreci için ilk koşulunuz Türkiye demokrasisini tıkayan bu konu olmadı?
Antidemokratik, otoriter AKP iktidarları ile Kürt halkının sorunlarının çözüleceğine inanıp sonrada ezilen, baskı altındaki Türk halkından nasıl oy istersiniz?
Artık tutarlı olun! Biz ayrılmak istiyoruz, doğu , güneydoğu illerinde referandum yapılsın deyin. Ayrılırsanız da İstanbul dahil kalan illere pasaportla girmeye hazır olun! Türk aydınını ve demokratlarını da salak sanmaktan vazgeçin!
21 Eylül 2014 Pazar
OKUDUĞUM SON 5 KİTAP
1) Son Şeyler Ülkesinde/Paul Auster/CAN
Çok karamsar bir gelecek senaryosu içeriyor roman. İnsan'ın temel gereksinimleri tehdit altında olunca neler yapabileceğini ibretle okuyoruz. Bir bilim kurgu filmi senaryosu gibi bir solukta okuyoruz.
2) Boş Koltuk/J.K.Rowling/DK
Harry Potter yazarından İngiltere'de küçük bir kasadaki insanlara ilişkin bir roman. Çocuklar, öğrenciler, satıcılar, avukatlar, getto yaşamı romanın parçaları. 591 sayfa olan roman hızla bitiriliyor, kurgusu sayesinde.
3) Justine/Lawrence Durrel/CAN
İskenderiye Dörtlüsü'nin ilk kitabı. Açık ilişkiler romanın konusu. Yeni bir yazım deneyimi yaşamak istiyorsanız bu romanı salık veririm.
4) Kayıp Sicil/Sonar Yalçın/Kırmızı Kedi
Erdoğan hakkında bildiğiniz, bilmediğiniz bir çok olay anı ve belgelerle bu kitapta. Bu kitap döneme ilişkin başvuru kitabı özelliğini yıllarca koruyacak.
5) LEA/Pascal Mercier/Kırmızı Kedi
"Lizbon'a Gece Treni" romanı ile beni çok etkileyen yazarın bu romanı da etkileyici. Bir baba-kız ilişkisi keman öğrenimi, tutkusu üzerinden anlatılıyor. Baba kız ilişkisi muammasına ışık tutmak isteyen herkes okumalı.
Çok karamsar bir gelecek senaryosu içeriyor roman. İnsan'ın temel gereksinimleri tehdit altında olunca neler yapabileceğini ibretle okuyoruz. Bir bilim kurgu filmi senaryosu gibi bir solukta okuyoruz.
2) Boş Koltuk/J.K.Rowling/DK
Harry Potter yazarından İngiltere'de küçük bir kasadaki insanlara ilişkin bir roman. Çocuklar, öğrenciler, satıcılar, avukatlar, getto yaşamı romanın parçaları. 591 sayfa olan roman hızla bitiriliyor, kurgusu sayesinde.
3) Justine/Lawrence Durrel/CAN
İskenderiye Dörtlüsü'nin ilk kitabı. Açık ilişkiler romanın konusu. Yeni bir yazım deneyimi yaşamak istiyorsanız bu romanı salık veririm.
4) Kayıp Sicil/Sonar Yalçın/Kırmızı Kedi
Erdoğan hakkında bildiğiniz, bilmediğiniz bir çok olay anı ve belgelerle bu kitapta. Bu kitap döneme ilişkin başvuru kitabı özelliğini yıllarca koruyacak.
5) LEA/Pascal Mercier/Kırmızı Kedi
"Lizbon'a Gece Treni" romanı ile beni çok etkileyen yazarın bu romanı da etkileyici. Bir baba-kız ilişkisi keman öğrenimi, tutkusu üzerinden anlatılıyor. Baba kız ilişkisi muammasına ışık tutmak isteyen herkes okumalı.
19 Eylül 2014 Cuma
Gündeme Dair
Gündemdeki konulara ilişkin yorumlarımı paylaşmak isterim.
Mehmet Bekaroğlu'nun CHP üyesi olması. Bekaroğlu CHP üyesi olabilir. PM adayı da olabilir. Ama kadın kotasından PM'ye atanması yanlıştır. Kendi delegelerine güvenmeyen bir genel başkan nasıl ülkeye demokrasi getirecek?
TÜSİAD üyeleri ve baş patronlar fırça yemek için toplanıp, fırçaları coşkuyla alkışladılar. Ecevit'i devirecek karaborsa ve ilanları unutmadık. Burjuvazisi demokrasi savunamayan bir ülkeyiz çünkü ekonomide devletin ağırlığı çok fazla!
Suriye'li göçmenlerin ülkeye sokulması yanlış mıydı? Hayır ama göçmenler, silahtan arındırılmalı, sınır değil içerideki illerde hazırlanacak ve çok kontrollü mülteci kamplarında barındırılmalıydı. Arabaları bağlanmalı, yabancı çalışma kurallarına uymadan işyeri açmlarına izin verilmemeliydi. Kaçak çalışmaya izin verilmemeliydi. Zaten kamptan çıkmasına izin verilmediği durumda sorunların büyük bir kısmı çözülürdü.
İskoçya referandumu bizde yapılsa idi sonuç ne olurdu? Olgun bir şekilde bu referandumu yapabilmek bile bir başarıdır.
Kürtçe okul açıyoruz diye okulların yakılması ve buna göz yumulması. Sadece bu bile HDP çizgisinin bir Türkiye partisi olamayacağı, teröre karşı çıkmadıkça demokrat, sol maskesine inanılamayacağı kanısındayım. Demirtaş'ın Erdoğan'ı alkışlaması da ona oy verenleri pişman etti gördüğüm kadarıyla.
Bank Asya için Kılıçdaroğlu mektup gönderince odatv "Kılıçdaroğlu Fettulah'ın bankasına sahip çıktı" diye manşet atması. Ben mektubu okudum ve son derece doğru uyarılar içeriyordu. Zaten sorun objektif kurallar yerine şunun bankası, bunu firması diye adaletsiz bir ekonomik yarış olması. TÜSİAD ve sermaye aslında buna çok şiddetle karşı koymalıydı.
Torba yasada çıkarılmayacak artık! Duyda inanma!
Mehmet Bekaroğlu'nun CHP üyesi olması. Bekaroğlu CHP üyesi olabilir. PM adayı da olabilir. Ama kadın kotasından PM'ye atanması yanlıştır. Kendi delegelerine güvenmeyen bir genel başkan nasıl ülkeye demokrasi getirecek?
TÜSİAD üyeleri ve baş patronlar fırça yemek için toplanıp, fırçaları coşkuyla alkışladılar. Ecevit'i devirecek karaborsa ve ilanları unutmadık. Burjuvazisi demokrasi savunamayan bir ülkeyiz çünkü ekonomide devletin ağırlığı çok fazla!
Suriye'li göçmenlerin ülkeye sokulması yanlış mıydı? Hayır ama göçmenler, silahtan arındırılmalı, sınır değil içerideki illerde hazırlanacak ve çok kontrollü mülteci kamplarında barındırılmalıydı. Arabaları bağlanmalı, yabancı çalışma kurallarına uymadan işyeri açmlarına izin verilmemeliydi. Kaçak çalışmaya izin verilmemeliydi. Zaten kamptan çıkmasına izin verilmediği durumda sorunların büyük bir kısmı çözülürdü.
İskoçya referandumu bizde yapılsa idi sonuç ne olurdu? Olgun bir şekilde bu referandumu yapabilmek bile bir başarıdır.
Kürtçe okul açıyoruz diye okulların yakılması ve buna göz yumulması. Sadece bu bile HDP çizgisinin bir Türkiye partisi olamayacağı, teröre karşı çıkmadıkça demokrat, sol maskesine inanılamayacağı kanısındayım. Demirtaş'ın Erdoğan'ı alkışlaması da ona oy verenleri pişman etti gördüğüm kadarıyla.
Bank Asya için Kılıçdaroğlu mektup gönderince odatv "Kılıçdaroğlu Fettulah'ın bankasına sahip çıktı" diye manşet atması. Ben mektubu okudum ve son derece doğru uyarılar içeriyordu. Zaten sorun objektif kurallar yerine şunun bankası, bunu firması diye adaletsiz bir ekonomik yarış olması. TÜSİAD ve sermaye aslında buna çok şiddetle karşı koymalıydı.
Torba yasada çıkarılmayacak artık! Duyda inanma!
Etiketler:
CHP,
Kılıçdaroğlu,
Kürt Sorunu,
Suriye,
TÜSİAD
14 Eylül 2014 Pazar
CHP ve Sol Ne Yapmalı?
CHP içinde haklı sağa kayış tartışmaları yaşandı. Bir kurultay yapıldı ve seçimler yapıldı. Bu durumu inceleyelim.
Gezi olaylarından sonra Erdoğan'ın ilk turda CB seçilebilmesi çok açıkca muhalefet ve CHP'nin başarısızlığıdır. Bu adayı kimseye danışmadan seçen genel başkan kurultay'da hesap verdi mi? CB ve yerel seçimler başarısızlıkları tartışılabildi mi?
Sadece genel başkan adaylarının (İnce ve Kılıçdaroğlu) konuştuğu bir genel kurulla bu tartışma yapılamaz. Tüzük değişiklikleri tüm üyelerin katılımı ile ön seçimi getirdi mi? Hayır.
Cemaati destekler gibi görünen tavır yeterince tartışıldı mı? CHP torba yasaya bile yeterince katılımla muhalefet edebildi mi? Sadece 17 ret oyundan da anlaşılabileceği gibi CHP muhalefet etmekte çok yetersiz kalıyor.
Bekaroğlu kadın kotasından PM'e girmesi, ve hapisten çıktıktan sonra yeterince etkili çalışmayan Balbay'ın yeterli oy alamaması CHP delegelerinin gerçeklerden haberdar olduğunu gösterdi.
%10 seçim barajının yeni oluşumların önünü tıkadığı ülkemizde CHP'yi canlandıracak ve iktidara aday yapabilecek "Tüm üyelerin katılımı ile ön seçim" için bir kampanya yapılmalı. Buna göre "ÖN SEÇİM YOKSA OYDA YOK!" denilmeli.
Gezi olaylarından sonra Erdoğan'ın ilk turda CB seçilebilmesi çok açıkca muhalefet ve CHP'nin başarısızlığıdır. Bu adayı kimseye danışmadan seçen genel başkan kurultay'da hesap verdi mi? CB ve yerel seçimler başarısızlıkları tartışılabildi mi?
Sadece genel başkan adaylarının (İnce ve Kılıçdaroğlu) konuştuğu bir genel kurulla bu tartışma yapılamaz. Tüzük değişiklikleri tüm üyelerin katılımı ile ön seçimi getirdi mi? Hayır.
Cemaati destekler gibi görünen tavır yeterince tartışıldı mı? CHP torba yasaya bile yeterince katılımla muhalefet edebildi mi? Sadece 17 ret oyundan da anlaşılabileceği gibi CHP muhalefet etmekte çok yetersiz kalıyor.
Bekaroğlu kadın kotasından PM'e girmesi, ve hapisten çıktıktan sonra yeterince etkili çalışmayan Balbay'ın yeterli oy alamaması CHP delegelerinin gerçeklerden haberdar olduğunu gösterdi.
%10 seçim barajının yeni oluşumların önünü tıkadığı ülkemizde CHP'yi canlandıracak ve iktidara aday yapabilecek "Tüm üyelerin katılımı ile ön seçim" için bir kampanya yapılmalı. Buna göre "ÖN SEÇİM YOKSA OYDA YOK!" denilmeli.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)