8 Nisan 2016 Cuma

Kimlik Bilgisi Sızıntısı

Bir bilişim uzmanı olarak Türkiye'de kişisel bilgilerin korunmasının çok zayıf olduğunu sürekli gözlemliyordum.

Seçim kayıtlarından da olsa 50 milyon insanın kimlik ve adres bilgilerinin sızması sonunda yöneticilerimiz önce inkar ettiler sonrada hamasi demeçler verdiler. Bu iş hamasi demeçlerle geçirilemez. Somut ve hızlı önlemler almak lazım. Bu konuda neler yapılabilir sıralayayım.

Pasaport vb. işlemlerde kişilerin parmak izleri alınmakta. Ayrıca SGK hastanelerinden yararlanmak için avuç içi biyometrik kimlik kaydı alınmakta. Bunlar güvenlik için kullanılabilir.

Eski kimliğini getirmeden, kayıp diye yeni kimlik çıkarmak isteyenlerden parmak izi veya biyometrik bilgisi olanların bu bilgi (örneğin avuç içi) doğrulanmadan yeni kimlik verilmez. Eğer bu bilgisini tanıtmamış bir kişi ise birinci derece bir akrabasının kendisi ile birlikte gelmesi istenir. Bu zorluk güvenlik açısından çok önemlidir.

Bankalarda yeni hesap açılması ve hesaptan belli rakamın üzerinde para çekilmesi talebi halinde şube şahsı bizzat tanımıyor ise hesabı olan kişinin cep numarasına gönderilecek akıllı şifre kişiden talep edilir. Bu şifreyi veremeyen veya cep telefonum yanımda değil diyen kişiye işlem yapılmaz.

E-devlet şifresi için PTT tarafından zarf verilmesi için de biyometrik doğrulama yapılması zorunluluğu getirilmelidir. Kişinin üzerinde görünen cep telefonuna akıllı şifre mesajı atılması da önlem olarak düşünülebilir.

Cep telefonu aboneliği için de ya biyometrik doğrulama ya da sistemde sızıntı öncesi kayıtlı bir birinci derece yakının da kimliği ve cep telefonu ile gelmesi ve ona şifre gönderilerek bu şifrenin doğrulanması gerekmektedir.

Bütün bu önlemler bir arada uygulanmadan etkili olması imkansızdır.

Seçimlerde siyasi partilere kimlik bilgisi paylaşılmaması ise bu sızıntı seçim hilesi için mi yapıldı diye de düşündürtüyor. Bunun yerine adres bilgisinin yanında TC kimlik numarasının ilk 7 hanesi, ad,soyad,baba adı,doğum yılı (ay ve gün gizlenerek) ve doğum yeri paylaşılması gerekli kontrol için yeterli olacaktır.

Bırakın hamaseti de iş yapın!

4 Şubat 2016 Perşembe

OKUDUĞUM SON 4 KİTAP

1) Dostoyevski/Ev Sahibesi/İŞ Kültür

Rus halkından 4 hikaye. Biri uzun diğerleri kısa.

2) Ayşe Kulin/Tutsak Güneş/Everest

Gelecekte bir ülke. Belki de ülkemiz. Teknoloji çok ilerlemiş ama otoriterlik daha da artmış. Gelecek nesilleri neler bekliyor. İlgi ve umutla okuyacağınız bir roman.

3) Harper Lee/Tespih Ağacının Gölgesinde/SEL

2. dünya savaşı sonrası Amerika Güney. Zenciler haklarını almak için ayaktalar. Newyork'ta yaşayan kendisini zenci bakıcısı büyüten genç kız kasabasına dönünce bocalar.

4) Ahmet Ümit/Elveda Güzel Vatanım/Everest

Selanik'li İttihatçı bir fedai eski sevgilisine yazdığı mektuplarla anılarını anlatıyor. Derin devlet, muhaliflerin öldürülmesi, gücü eline alanın yozlaşması anlatılmakta.

Nasıl Bir Parti

Artık halkın CHP ile oyalanmaması gerektiğini daha önce yazmıştım. Şimdi oluşturulması gereken partinin nasıl bir bakış açısı olmalı bunu yazmak istiyorum.

Elbette bir sol parti ama dar, kısıtlı sosyalist görüşlerden daha geniş ve kapsayıcı bir düşünce yapısına sahip.

Laikliği gerçekten benimsemekle birlikte gerçekten kimsenin mezhebine, inanışına karışmayacak bir parti. Alevi haklarının sonuna kadar savunucusu ama alevicilik yapmayan bir parti.

Kürt halkı ve halkların kendi kaderlerini belirleme hakkına saygılı ama Kürtçü olmayan bir parti.

Türkiye'yi kuran herkese Türk denmesini  savunurken, Türk milliyetçisi değil yurtsever olmayı benimsemiş bir parti.

Son derece aktif, sokak ve halk hareketlerinin içinde ama teröre ve şiddete kesinlikle karşı bir parti.

Liderimiz kim olsun diye değil nerede neyi savunmamız gerekli diye tartışan , parti içi demokrasiye sonuna kadar bağlı bir parti.

Kadınları ve gençlere kotalar uygulayan değil onların eşit katılımı olan bir parti.

Diktatörlüğe, otokrasiye son derece sertçe karşı çıkarken onlarla Anayasa yapmak gibi salaklıklara hiç bir zaman sürüklenmeyecek bir parti.

Tüm mali yapısını üyelerin aidat gelirleri ile oluşturacak bir parti.

Eğer böyle bir parti oluşturulur ve sabırlı ve kararlı bir şekilde muhalefet edilmeye devam edilirse halkın bu kadar ezildiği, gelir dağılımının bu kadar bozuk olduğu, kadınların sosyal yaşamdan dışlandığı bir ülkede 3-4 seçim döneminde iktidara gelmek mümkündür.



22 Ocak 2016 Cuma

CHP'ye Dair

Seçimlerden hemen sonra Kılıçdaroğlu'nu istifaya çağırmıştım. İstifa olmayınca yapılacak kurultayı bekleme kararı aldım. Belki kurultayda CHP'ye yeni bir yön verilebilirdi. Ya da kurultay yeni bir genel başkan seçer ve duruma el koyardı. Yazık ki bu olmadı. CHP ve Kılıçdaroğlu yönetimi ne hatalar yaptı ve neden artık CHP dışı oluşum şart konusunda bir kaç yazı yazacağım.

- Milletvekili adaylarını tüm üyeler seçerken neden kongre delegelerini, ilçe yönetimlerini tüm üyeler seçmez? CHP delegelik sistemine son veremedi.

- Belediye seçimlerinde İstanbul'da rantçı bir anlayışı temsil eden Sarıgül niye aday yapıldı. Hadi o aday yapıldı niye ilçe başkan adaylarını onun belirlenmesine izin verildi. Bu yolla seçilen belediyelerin AKP'yi aratmayan rant uygulamaları CHP'ye inancı sarstı. Urla belediyesinin yoksul gecekonduları yıkıp, muktedir villalarını koruması unutulmadı.

- Ekmelettin beyin aday yapılması büyük bir hata idi. Bunun öz eleştirisi yapılmadı.

- Baykal neden CB ile görüştü. Bundan sonra partiden atılması gerekirken, meclis başkanı adayı yapıldı. Neden bu aday konusunda MHP ve HDP ile anlaşılmadı. Neden Baykal 3. turda seçimlerden geri çekilip CB adayı yapılan Ekmeleddin beyin meclis başkanı olması sağlanmadı. Bunlar bu muhalefete verilen oylar heba oluyor kanısını güçlendirdi.

- AKP ile istikşafi görüşmelerle 40 gün halkın oyalanmasına neden olmak CHP halkı oyalamaktan başka ne işe yarar sorusunu dile getirdi.

- Sağa açılımın yanlışlığı ve CHP'ye üye yapılsa da kadın kotasından PM'e Bekaroğlu'nun sokulması halen anlaşılmadı. Buna dair net bir öz eleştiri yok.

- Seçim hükümetine girip, alınan bakanlıklardaki yolsuzlukları açığa çıkarsa daha doğru olmaz mı idi?

- Bir yandan dikta deyip bir yandan birlikte Anayasa yapmaya kalkmak. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Önce seçim barajını kaldır da sonra Anayasa görüşelim denemez miydi?

- Sezgin Tanrıkulu niye Diyarbakır adayı yapılmadı? Eğer Diyarbakır'dan bile seçilemiyorsa o zaman çelişkili politikalar partiye ne getirdi?

- Genel başkan adayı için %10 kota çok fazla. Balbay'ın da aday bile olamaması CHP için utanç. Ama Balbay'da kendi gazetesinin genel yayın yönetmeni Can Dündar'a bile sahip çıkmaması o da seçilse pek değişiklik umudu olmadığını gösterdi.

Tüm bunlardan sonra seçim barajları çok zor hale de getirse CHP ile halkın oyalanması, göstermelik demokrasinin figüranı haline gelinmiş olması karşısında yeni bir oluşum şart! Burada Anadolu Partisi, TİP ve tüm geçmişten çok iyi ders alarak yola çıkılmalı. Bunlara başka yazılarda değineceğim.

25 Aralık 2015 Cuma

AKP ile Anayasa Görüşmek Halka İhanettir!

Tam bir otoriter yönetim haline dönmüş, demokrasinin sıfırlandığı, insanların evlerine tıkıldığı, yargının tamamen siyasallaştığı, kuvvetler ayrımının kalmadığı ülkemizde, bunların baş nedeni olan AKP iktidarı ile "Demokratik" Anayasa yapmak KESİNLİKLE MÜMKÜN DEĞİLDİR!

Onlarla bu konuda görüşme yapmak bile AKP ile demokratik anayasa olabilir izlenimi yaratır ki bunu AKP yarın gideceği Anayasa referandumunda kendi lehine kullanacaktır. Bunun için dağılmakta olan MHP'den transfer yapabilir AKP. HDP'de başkanlık konusunda 7 Haziran'daki tavrını izlememekte.

Sonuçta bu görüşmeyi yapan hiç bir parti demokrat, devrimci, sosyal demokrat olamaz!

CHP'de bir çok başkan adayı var ama bunlardan bu konuda net tavırlar görmüyoruz. Zaten en demokrat görünen Balbay'ın bile Can Dündar ve Emre Gül protestolarında bile görünmemesi bu adaylardan da bir şey çıkmayacağının göstergesi.

Defalarca elindeki şansı harcayan muhalefet ülkenin referanduma gitmesine yol açacak bu görüşmelere girmemeli. Aksi halde referandumu gününe kadar kan akmaya devam edecek, çünkü kanın oylarını artırmasının tadını aldılar!

6 Aralık 2015 Pazar

Savaşa Hayır

Son dönemde Rusya ile aramızda ciddi gerginlik var. Bunu savaşa doğru sürüklemek isteyenler arasında ne yazık ki kendini solcu,sosyal demokrat sayanlar da var.

Sen sınırlarını kevgire döndür, isteyen her gün girip çıksın, belki 1 milyon kişiyi kayıtsız kuyutsuz içeri al, teröristleri hastanelerinde ağırla, intihar bombacılarına bile sağlık dahil her tür hizmeti sun sonra sınırlarını 17 saniye ihlal etti diye Rus uçağı düşür.

Neymiş ülkesi belli değilmiş! Bu tip uçak Suriye'de ya Suriye ya Rus uçağı olabilir başka hangi ülke olsun.

Neymiş 5 dakika içinde 10 kez uyarmışız. Demek ki bu uyarı sınırımızı ihlal etmeden, kendisini egemen ülke olarak davet eden Suriye sınırlarında iken uyarmışız! Başka ülkedeki uçuştan sana ne?

İçeriye doğru girmiyor açısal olarak, teğet geçeceği belli. Bu durumda düşürmek ancak savaş ateşine benzin dökmek anlamına gelir.

Şimdiden Antalya ve akdeniz üreticisi ve turizm sektörü büyük zararda. Böyle giderse zarar tüm halka yayılacak.

Başlarındaki otoriter yönetimlerin keyfi hırsları nedeniyle çıkacak bir savaştan hem Türk hem Rus halkı çok zarar görür.

Çılgınlık yapmayalım. Hep birlikte savaşa karşı duralım.

27 Kasım 2015 Cuma

OKUDUĞUM SON 3 KİTAP

1) Kana Bulanmış Sakal/Daniel Galera/Can

Brezilya edebiyatından güzel bir roman. İntihar eden babasının arkasından dedesinin izine düşüp bir sahil kasabasına gelen genç yüzücü. İnsan ilişkileri üzerine son derece akıcı yazılmış güzel bir roman. Bazen en yakınımız bile bizi anlayamaz.

2) Kader Kuyusu/Mehmed Uzun/İthaki

Kürt romanının büyük ismi Mehmed Uzun 19. yüzyıl sonundan başlayıp 20. yüzyıl ortalarına kadar Cizre Botan'dan göçmüş Mir Bedirhan sülalesinin İstanbul ve sürgünde geçen günlerini anlatıyor. Torun'un doğuşundan başlayıp ölümüne kadar süren roman aynı zamanda Kürt direnişinin de anlatımı.

Bu romanı okuduktan sonra devletleri olmadan Kürt'lerin bu mücadeleyi bitirmeyeceklerine kanaat getirdim.

3) Yeşil Gölge/Kemal Bilbaşar/Can

2. dünya savaşı sonrasında bir Anadolu kasabası. İstiklal savaşındaki konumunu kullanarak güç elde etmiş bir ağa, meyhanesi, kasaba eşrafı, imam etrafında geçiyor konu. Demokrat parti kurulması ve halkın ilgisinin nedenini arayanlara ışık tutabilir. Din, para,rüşvet, güç ve ezilen köylü ve işçiler. Demiryolu gelişinin bir güç savaşına dönmesi.

Çok rahatlıkla okunan, sürükleyici ve bugünlere de ışık tutan bir roman.

5 Kasım 2015 Perşembe

Bahçeli,Kılıçdaroğlu İstifa Dikta Anayasasına Hayır

Seçimlerde oyumu HDP'ye verdim. Barajı ucu ucuna geçmesi, barajı geçmediği takdirde AKP'nin mutlak meclis çoğunluğunu elde edeceği düşünülürse kararımın arkasındayım.

Devlet Bahçeli partisi haline gelmiş MHP'yi halk cezalandırdı. Bahçeli'yi başından atmamış bir MHP yok olmaya mahkum. Hele AKP'nin "ileri demokratik" dikta anayasasına katkıda bulunursa bu bitiş daha da hızlanır. Bahçeli hamasi nutukları bırakıp derhal istifa etmeli. Ana muhalefet değil, küçük yavru muhalefet olmak hedefe ermek sayılamaz.

Kılıçdaroğlu istifa etmeli ve yeniden aday olmamalı. Ya da CHP kurultayı artık sağa kapı açan, geri zekalı danışmanlarla Ekmeleddin gibi adaylar gösteren, Baykal'ı tasfiye etmeyen, Sarıgül'ü aday yapıp İstanbul belediyelerini rantçılara emanet eden Kılıçdaroğlu'nu gönderip, yoksul ve emekçi halka sol söylem ile hitap edecek bir devrimciyi başa getirmelidir. Her seçimde %1 oy artırarak iktidara gelmek için 13 seçim yani 52 yıl geçmesini beklemeyi hiç bir salak başarı sanamaz. Yetti bu dini, sağ, rantçı söylemlerden umut bekleyen sahte sosyal demokratlar! Bunu yapmadıkça oyumu tekrar alamaz CHP! Hele dikta Anayasası için görüşme bile yapması bence CHP'yi bitirir. Diktatörlerle demokratik anayasa yapılamaz.

Demirtaş ve HDP'yi azaltan PKK oldu. Sivil siyasetin öne çıkmasını hazmedemedi. HDP PKK terörüne daha net karşı çıkmalı 3. parti konumuna gelmişken. Anayasa değişikliği veya çözüm sürecini AKP ile canlandırma fikrini derhal unutmalı. Diktatörlerle eli kanlı yönetimlerle Kürt sorunu dahil hiç bir sorun demokratik olarak çözülemez. Demokratik olarak eldeki son hakları kullanmalı. Bunları yapmazsa emanet oyumu geri almakta tereddüt etmem.

Halkın devirdiği AKP'yi beceriksiz muhalefet geri getirdi!

16 Ekim 2015 Cuma

Muhalefet Oyumuzu Hak Etmese de

Aslında 7 Haziran sonrası hiç bir muhalefet partisi oyumuzu hak etmiyor. Halkın oyuyla devirdiği AKP'yi iktidarda muhalefetin beceriksizliği tuttu. Meclisten bir tane AKP karşıtı karar çıkartamadılar. Birer bire bakarsak durumlarına:

Devlet Bahçeli partisi (artık MHP adını hak etmiyor) meclis başkanlığını AKP'ye hediye etti. Hükümete savaş yetkileri verdi. Çinli,Koreli dövmeleri de işin tuzu biberi oldu. Hiç bir güçlü adaya tahammül edemeyen Bahçeli partisinde parti demokrasi sıfır.

Vatan Partisi seçim barajı sorunumuz yok diyordu. Yüzde yarım bile oy alamadılar. Bir öz eleştiri duydunuz mu? Cemaate karşı mücadele diye AKP ve diktatörlüğü savunur pozisyona düştüler. Suriye'de savaş çığlıkları da unutulmamalı.

CHP istikşafi görüşme diye halkın 40 gün oyalanmasına izin verdi. Davutoğlu ile baş başa görüşüp niyet belli olunca görüşmelere devam etmese hükümet kurma yetkisini alması olası idi Kılıçdaroğlu'nun. Baykal Erdoğan ile görüştükten sonra kesinlikle aday yapılmamalı , MHP ve HDP ile en azından meclis başkanlığında uzlaşma yapılabilmeli idi.  CB adayı yaptıkları Ekmel beyi 3. turda destekleyip son turda topu HDP'ye bırakabilirlerdi. Zorunlu seçim hükümetine girmeme kararları ise son derece yanlıştı. CHP ve MHP hükümete girse idi tek tek vekillere bakanlık teklif etmek mümkün değildi. Ayrıca 11 muhalif bakan olan bir hükümet olsa idi kolay kolay Ankara katliamı olmazdı. Verdiğimiz oylarla elde edilen Anayasal yetkilerini kullanmadılar. Çalışmayana meclise kadük olacak yasa teklifleri ile kimi kandıracaklar.

HDP eğer 7 Haziran öncesi komplo teorileri doğru olsa idi AKP ile hükümet kurup başkanlık ve özerklik içeren Anayasa değişikliği yapmalı idi. Verdiği sözleri en çok tutan parti oldu. RTÜK'de zorda olsa MHP adayına oy verip muhalefete geçmesini sağlayabilirdi başkanlığın. Verilen 3 bakanlığın sadece ikisini kullandı ve onları da bıraktı. Bu çok yanlış idi.

Görüldüğü gibi aslında hiç bir muhalefet partisi oyumuzu hak etmiyor ama seçim sonrası tek olumlu olasılık CHP-HDP koalisyonu kanımca. Bu nedenle bu seçimde oyum HDP'ye eğer teröre karşı tavırları sürerse.

3 Ekim 2015 Cumartesi

OKUDUĞUM SON 3 KİTAP

1) Şeytan,Melek ve Komünist/Nedim Gürsel/DK

Nazım Hikmet otobiyografisi yazara Nazım'ı takip eden DDR ajanı anılarını vermek ister. Roman Berlin'de geçiyor. Hem Nazım'ın hayatı, hem dönemin parti uygulamaları, hem duvarın çöküşü bu romanda konu ediliyor.

Nazım,TKP veya Berlin ilginizi çekiyorsa romanı mutlaka okuyun.

2) İncir Tarihi/Faruk Duman/Can

Masalsı bir roman. Biraz efsanelerden esin almış. Osmanlı dönemi İstanbul'u ve denizlerde geçiyor. Değişik bir okuma deneyimi için öneririm.

3) Yolda/Jack Kerouac/Ayrıntı

Hiçbir bölüme ayrılmayan ABD yol anıları. 1945 sonrası Amerika'da Doğudan Batıya, Güney'den Kuzey'e, otostop, araba ve otobüsle yapılan uzun yolculuklar. Caz, uyuşturucu, partiler, araba hırsızlığı. Zaman zaman sıkıcı hale gelse de yine de değişik bir roman.