29 Mart seçimleri sonuçlandı. Bazı umudunu yitirmiş arkadaşlarımızın tahminlerinin tersine halkımız takiyeci, yolsuzluklara bulaşmış, en ufak karşı görüş sahibini görmeye bile dayanamayan iktidar anlayışına ciddi bir ders verdi. Trabzon hariç AKP almayı hedeflediği hiç bir büyükşehir, il veya büyük ilçe başkanlığını ele geçiremedi. Diyarbakır'a solcu, Antalya'ya piyano çalan, İzmir'e içki içen başkan adayı takiyelerini halkımız yutmadı. Antalya'da veto edilen rektörü başkan seçerek haksızlıklara duyarlılığını gösterdi.
Kılıçdaroğlu gibi sakin, dürüst ve halka yakın bir anlayışın başarıya ulaşabileceği görüldü. Tüm muhalefet yetersizliği, Davos sahte kahramanlığı, seçmenleri tehdit etme, medya ve anket şirketleri ile sahte kamuoyu yoklamalarına karşın AKP %8 oy kaybetti. Her 6 AKP'li seçmenden biri bu seçmende AKP'ye oy vermedi. Yani artık her 10 kişiden 5'i değil 4'ü AKP'ye oy vermiş durumda.
UMUDUNU YİTİRME. DOĞRU YOLDA MÜCADELEDEN YILMA.
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
31 Mart 2009 Salı
26 Mart 2009 Perşembe
Helikopter Kazası ve 112
Dün saat 16 sularında düşen Sn. Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu helikopter halen bulunamadı. Üstelik kaza sonrası helikopterde bulunan bir gazeteci kazazede 112'yi aradığı halde. Yerin doğru ve tam saptanamadığı ortada. Bunun nedenini merak ediyorsanız açıklayayım.
Her şeyini alma konusunda yarış içinde olduğumuz AB'de uygulanan ve daha önce Amerika'da zorunlu hale gelen E112 standartları var. Buna göre 112'yi arayan kişinin yeri çok kısa bir arama bile olsa 100 metre hassasiyetle tespit edilmek zorundadır. Bizde bazı operatörlerin yer konumlama sistemleri şehir içinde en fazla 650 metre kırsalda ise 3-4 km. yarıçap içinde yer belirleyebilmekte. Malesef buna sahip olmayan operatörler de var. Bu standartları zorunlu kılmayan, hava ulaşımının güvenliğini yeterince denetleyemeyen Ulaştırma Bakanlığı'nın sorumluluğunu hatırlatmak lazım.
20 Mart 2009 Cuma
Koyun Gütme Yarışı
Bir varmış, bir yokmuş ülkelerden birinde, ben diyeyim Patagonya'da sen de Züğürtüye'de başkanlık seçimi yapılacakmış. Ülke her tür seçim yöntemini yapıp yine de sonuçlardan memmun olmadığından yeni bir seçim yöntemi önerilmiş.
Buna göre 3 başkan adayına birer eşşek ve 5'er koyun verilecek; birisi Güney'deki kurtlu vadiye, birisi Batı'daki vahşi vadiye diğeri ise Doğu'daki tilkili vadiye gideceklermiş. Kampanya dönemi yerine geçen 10 gün sonra hiç bir koyunu kaybetmeden geri gelen aday "yaşam boyu başkan" ilan edilecekmiş. Halk büyük bir kalabalık halinde "Koyun Güden Başkan, En Büyük Başkan" sloganları ile adayları uğurlamış. 10 gün geçmiş, 20 gün geçmiş hiç bir başkan adayı geri gelmeyince halk kendi kendini başkansız idareye başlamış. Mutlu mesut geçinip gitmişler.
Kıssadan Hisse çıkarır akıllı kimse.
14 Mart 2009 Cumartesi
29 Mart Seçimleri Üzerine
29 Mart Yerel seçimlerine 2 hafta kaldı. Bu seçimlerin sonuçları ülkemizin kuruluş rotasından tam olarak sapıp sapmayacağının da en önemli göstergesi olacaktır. Ya halk kendisinin yoksullaşmasına, dilenci pozisyonuna düşürülmesine, inancının sömürülmesine, kadınların eve kapatılmasına, azarlanmasına, hukuksuzluğa, Avrupa Birliği takiyesine devam diyecek Cumhuriyet değerleri ayaklar altına alınıp demokrasi adı altında diktatörlüğe boyun eğilecek ya da bu gidişe dur diyecektir.
Bu nedenle seçimlere katılıp oy vermek çok ama çok önemlidir. AKP ve iktidarın kaybedeceği her belediye, her oy önemlidir. Bulunduğunuz ildeki AKP dışındaki en güçlü başkan adayını desteklemek ve oyları onda birleştirmek gerekmektedir.
İl genel meclisi seçimlerinde ise seçim barajı kaygısı olmadan içinize sinen parti hangisi ise ona oy verip seçim barajlarına olan tepkinizi de gösterebilirsiniz.
30 mart sabahı %50 oy almış Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir,Çankaya ve Kadıköy'ü almış bir AKP ile %40'dan az oy almış Ankara, İstanbul'u kaybetmiş bir AKP geleceğimizi çok farklı rotalara sokacaktır.
Etiketler:
29 Mart,
AKP,
Cumhuriyet,
Yerel Seçimler
10 Mart 2009 Salı
Tekerleme
Kriz yağıyor,
Fabrikalar batıyor,
Arap padişah camdan bakıyor.
Fabrikalar batıyor,
Arap padişah camdan bakıyor.
1 Mart 2009 Pazar
KARNE
Önce Ahlak Dersi zayıfladı
Sonra Matematik'den zayıf aldı hesabı şaştı
Fiziği bozuldu ve çöktü
Edebiyatı küfürle karıştırdı.
Kimya'sı kötü kokular vermeye başladı
Felsefe'si halka değil cebe hizmetle karıştı
Psikolojisi bozuldu saçmaladı
Sınıfta kaldı vesselam bizim Kabadayımız.
Sonra Matematik'den zayıf aldı hesabı şaştı
Fiziği bozuldu ve çöktü
Edebiyatı küfürle karıştırdı.
Kimya'sı kötü kokular vermeye başladı
Felsefe'si halka değil cebe hizmetle karıştı
Psikolojisi bozuldu saçmaladı
Sınıfta kaldı vesselam bizim Kabadayımız.
22 Şubat 2009 Pazar
Hatalı Belediye Uygulamaları
Yerel seçimlerin yaklaştığı bugünlerde ben de dikkatleri belediyelerin hatalı uygulamalarına dikkat çekmek istedim. Hatalarının gözden kaçtığını sanmasın belediye başkanlarımız. Burada il veya ilçe adı vermeden genel olarak bazı uygulamaları ele alacağım.
Trafik sorununun her sıkışan kavşağı alt-üst geçitler yapılarak çözüleceğini sanma hatası. Trafik ileri bir mühendislik konusudur. Kimi kavşak hiç işe yaramaz , kimisi trafiği daha da berbat hale getirebilir.
Her seçimde kaldırımların yenilenmesi gerektiği inancıyla yapılan 50 cm. yüksekliğinde kaldırımlar. Uygarlığın bir ölçüsü de kaldırımların düşük yükseklikte olmasıdır. Kaldırımlarda göstermelik sakat arabası yükseltileri. Bir başkan bu yükseltileri sakat arabasıyla önce kendi geçsin sonra yapılanın saçmalığını anlasın.
Her boş alanın inşaat yapılmasına izin verme. Saçma kavşaklar ve kaldırımlara harcanan para bazı arsaları kamulaştırıp yeşil alan yapmaya da harcanabilir.
Yeterli otoparkı olmayan binalara ceza vs. karşılığında oturma izni verme. 15 katlı bir plazanın 75 araçlık komik bir otoparkı olması yeterli sayılabiliyor. Binayı yıkamasada yapacağı otoparklardan bir bölümü bu tür binalara zorunlu olarak satabilir belediyeler.
Yolların eğimlerinin hataları. 4 şeritli yoldan birden tek şeritli yola girebilme. Yol uyarı levhalarının olmaması. Yollardaki ömür törpüsü çukurlar ve bu çukurların hep geçici çözümlerle doldurulması.
Toplu taşımanın entegre olmaması. Metro olan bir bölgede halen otobüsler, dolmuşlar çalışmaya devam ederse kimseyi yerin altına indiremezsin. Metro istasyonlarının yanında yeterli ve parasız -veya metroya binilirse parasız- otopark olması. Metro ve deniz ulaşımının kolay entegre edilmesi.
Zabıtaların esnafa keyfi davranışları. Lokantalardan bedava yemek, bakkallardan bedava ürün beklemeleri.
Büyük ramazan iftar çadırları. Yoksul halkın karnı yılda sadece bir ay mı doymalıdır?
Zaten yoğun şehir bölgelerinde yoğunluğu daha artırıcı imar izinleri. Bu mantar gibi biten gökdelenler bana kent halkının altına konulmuş bir kazık izlenimi vermekte.
Egzosları kapkara duman çıkaran belediye otobüsleri.
Şebeke suyundan akan çamur gibi sular. Uygar dünyada halk sağlığı için sular bir dakika bile kesilmiyor. Oluşan boşluğun kirlenmesi çok ciddiye alınıyor insanın insan olduğu ülkelerde.
Meydanlar ve kent dokusunun korunması. Sadece camiiler değil tüm tarihi yapıların güzel görünümüne olanak verecek çevre düzenlemeleri. Güzelim binaları örten ilkel büfelere bir son verilemez mi?
Şehrin göbeğinde otlayan, çöplerden beslenen inekler, keçiler pek de bu yüzyıla yakışmıyor.
O kadar yanlış uygulama var ki say say bitmiyor! Umarım bunların da konuşulacağı bir kampanya dönemi olur.
18 Şubat 2009 Çarşamba
Ön Seçim Zorunluluğu
Yerel seçimler için listeler seçim kurullarına verildi. Hiç bir parti adaylarını ön seçim yaparak belirlemedi. Halkın en yakın yönetimi olan yerel yönetimlerde bile partiler adayları Genel Merkez, Genel Başkan sultasında belirlediler. Buna karşı çıkmayan hiç kimse demokrasiden bahsetmesin.
Listelerin bazı partilerde sorun olması da doğal bu durumda.Tüm üyelerin katılımı ile ön seçim yapılması ; gerek yerel , gerekse milletvekili adaylarının parti üyelerin oyları ile belirlenmesi gereklidir. Bu ve parti içi demokrasi sağlanmadan ülkemiz sadece ve sadece geriye gider, ileriye gitmez.
14 Şubat 2009 Cumartesi
İstanbul Belediye Seçimleri
Kemal Kılıçdaroğlu her gün İstanbul'da yapılan yeni bir yolsuzluğu ortaya çıkarıyor. Yani biraz deşince büyük İstanbul rantının paylaşımından çıkan pis kokular ortaya yayılıyor. Peki sadece yolsuzlukları ortaya çıkarmak seçilmek için yeter mi?
Kılıçdaroğlu'nun ilk demeçlerinden bunun yetmeyeceğini, projeleri açıklaması gerektiğini bildiğini anlamıştım.Herhalde yolsuzlukları gündeme getirerek oluşan kısa süreli zaferler ve gündemde kalma isteği bu gerçeği unutturdu. "İstanbul'da uygulama olarak ne yanlış yapıldı, neden ve Kılıçdaroğlu gelirse ne yapacak?" bunları halka net olarak anlatmadan seçimi kazanmak çok zor gözüküyor.
AKP zihniyetinden kurtulma için bu son şans da kaçırılmamalı!
9 Şubat 2009 Pazartesi
Hayali İstatistikler
Bugün TUİK tarafından açıklanan büyüme göstergeleri hayali istatistiklerin hayatımıza egemen olduğunu gösterdi. Önce %11 olarak açıklanan ekonomik küçülme, tekstilin %40 büyüdüğü detayına dikkat edenler sayesinde aslında %17 olduğu ortaya çıktı.
Bu endeksler maaş artışlarımızdan, motorlu taşıtlar vergisine , şirketlerin değerine kadar bir çok alanda yaşamımızı etkiliyor. Bu önemli istatistiklerin ne kadar güvenilir olduğu ortaya çıktı. Şu ortamda rakamlara rakam olarak bakmayan hiç kimse tekstilin %23 gerilerken büyüdüğünü yazan bir rakam açıklamazdı.
Hayatdan kopuk rakamlar içinde yaşayanlar hayatımızı mahvetmekte.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)