Öncelikle paketin tam metni çıkana kadar yorum yapmadan bekledim. Aslında yöntem olarak seçilen parti içinde hazırlama, üniversite ve sivil topluma danışmama yüzünden zaten baştan demokratik bir metin çıkamayacağı belirliydi.
Bu metin içinde seçim barajları yok, dokunulmazlıklar yok. Ne var?
Memurlara toplu sözleşme hakkı var. Hani grev hakkı nerede? Bunun bugünden ne farkı var?
Hiç bir pratik hükmü olmayan 12. Eylül yargılanmasına ilişkin geçici madde iptali. Sadece ağıza bal çalma.
HSYK 21 kişiye çıkıyor. Üyeleri Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Yargıç ve Savcılarca seçiliyor. Adalet bakanı ve müşteşar yine kurul üyesi. Onlar olmadan toplantı yapılabileceğine dair hüküm yok. Adalet bakanlığı müfettişleri kurula bağlanmıyor, ayrıca kurula bağlı müfettişler olacak deniyor ama yetki başkana -Adalet Bakanı- bıraklıyor. Bu yapısı ile yargının büyük ölçüde yürütme denetimine girmesi söz konusudur.
Anayasa Mahkemesi 19 üyeden oluşuyor. Görev süreleri 12 yıl. Bu görev sonrası beklentiler açısından idareye bağlılığı kuvvetlendirir. Seçimi TBMM Sayıştay ve Barolar adaylarından yapıyor. Cumhurbaşkanı ise Yargıtay, Danıştay,AYİM,YÖK tarafından gösterilen adaylara ilaveten 7 üyeyi ise oldukça esnek bir tanımlama çerçevesi içinde kendisi belirliyor. Bu durum Anayasa Mahkemesi yapısının tümden değişmesi anlamında. Hesaplamanın çok hassas yapıldığı mutlak. Yüce divanın sadece yetkileri değil yetkilileri de yargılanma olasılığı olanlarca belirlenebiliyor bu yolla.
Parti kapatmak TBBM'de gurubu olan partilerin beşer üyesi ve Meclis Başkanı'nın (şu an 21 kişi) 2/3 çoğunluğu ile (şu an 14) alınabiliyor (Şu an örneğin BDP, AKP'ye, AKP BDP'ye destek olursa kapatma imkansız oluyor). Parti kapatılsa bile yasaklar 3 yıla iniyor. Milletvekillikleri düşmüyor. Bu çok demokratik madde ile ancak tüm partilerin kendine rakip bulduğu belki de geleceğin iktidarı olabilecek partilerin kapatılması kendi rakipleri olan partilerin ön iznine bağlanıyor.
Gelen hiç bir anlamı olmayan kadın , erkek eşitliği vb. maddeleri ise halkın kafasını çelmek için bir SOS olmaktan öteye gitmiyor.
Bu paket halk oyuna sunulursa benden kocaman bir HAYIR!
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
22 Mart 2010 Pazartesi
16 Mart 2010 Salı
Diyarbakırspor
Bizim hukuğu gerçekten benimsemiş liderimiz yok herhalde.
Özerk olması gereken Futbol Federasyonunun tamamen futbol kuralları içinde vermesi gereken "Hükmen Mağlup", "Küme düşürme" gibi kararlarına en son olarak Baykal ve Bahçeli'de müdahele etti. Yok bu ilin temsili önemliymiş, yok kardeşliğe zarar verirmiş, yok şu , yok bu.
Süper (!) ligde temsil edilmeyen 60 küsur il var. Bunlar kardeşlik projesine zarar vermiyor, Diyarbakırspor düşerse zarar veriyor. O zaman bu ligi 100 takımlık lig yap, her ilden en az bir temsilci olsun kardeşim. Bu müdaheleyi kameralar önünde yapmaktan da hiç sakınmıyorlar.
Bence UEFA ve FIFA futbola bu politik müdaheleleri görüp tüm takımları Avrupa kupalarından yasaklasın o zaman istedikleri babalarının çiftliği ligde top koştururlar!
Özerk olması gereken Futbol Federasyonunun tamamen futbol kuralları içinde vermesi gereken "Hükmen Mağlup", "Küme düşürme" gibi kararlarına en son olarak Baykal ve Bahçeli'de müdahele etti. Yok bu ilin temsili önemliymiş, yok kardeşliğe zarar verirmiş, yok şu , yok bu.
Süper (!) ligde temsil edilmeyen 60 küsur il var. Bunlar kardeşlik projesine zarar vermiyor, Diyarbakırspor düşerse zarar veriyor. O zaman bu ligi 100 takımlık lig yap, her ilden en az bir temsilci olsun kardeşim. Bu müdaheleyi kameralar önünde yapmaktan da hiç sakınmıyorlar.
Bence UEFA ve FIFA futbola bu politik müdaheleleri görüp tüm takımları Avrupa kupalarından yasaklasın o zaman istedikleri babalarının çiftliği ligde top koştururlar!
9 Mart 2010 Salı
OKUDUĞUM SON 3 KİTAP
1)Amin Maalouf/Ölümcül Kimlikler/YKY
Son zamanlarda denemeleri ile güncel sorunlara bakışımı aydınlatan Amin Maalouf bu kitabında kimlik çatışmalarını ele alıyor.
"Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz, gene kolaylık olsun diye onlara cinayetler, toplu eylemler, ortak görüşler yüklüyoruz- "Sırplar katliam yaptı...","İngilizler yağmaladı...",Yahudiler el koydu..." ....Filan ya da falan halk hakkında "çalışkan", "becerikli" ya da "tembel" diyerek duygusuzca yargılarda bulunuyoruz ve bu da kimi zaman kanla sona eriyor."
"İstendiği kadar kutsal kitaplara dalınsın, meallere bakılsın, gerekçeler toplansın, daima birbirleriyle çelişen yorumlar olacaktır. Aynı kitaplara dayanarak köleliği içimize sindirebilir ya da mahkum edebilir, ikonaları yüceltebilir ya da ateşe atabilirsiniz, şarabı haram kılabilir ya da hoş görebilir, demokrasiyi ya da din devletini savunabilirsiniz; bütün insan toplulukları yüzyılların akışı içinde şimdiki uygulamalarını doğru göstermişe benzeyen kutsal ayetler bulup çıkarmayı bilmişlerdir."
""Kimliğimizi kaybetmeden nasıl modenleşebiliriz?";"Kendi öz kültürümüzü yadsımadan Batı kültürünü nasıl özümseyebiliriz?""Batı'nın insafına kalmadan onun bilgi ve tekniğini nasıl kazanabiliriz?""
"benim gözümde çoğunluğun zulmü, ahlaki açıdan, azınlığın zülmünden daha iyi değildir..."
"Bir insanı diline bağlayan göbek bağını koparmaya çalışmak kadar tehlikeli bir şey yoktur."
2) Canan Tan/Piraye/Altın Kitaplar
Akıcı ve okunası romanlar yazıyor Canan Tan. Adını Nazım'ın sevgilisinden alan bir üniversite öğrencisi, maço bir erkek, feodal aile yapısı ana konularından romanın. İnsan'ın özünü aşmasının zorluğunu görüyorsunuz. Kadının eşit algılanmadığı hiç bir toplumun gelişemeyeceğini bir kez daha anımsattı bana.
"Ah Piraye'ciğim... Buraların erkeklerini idare etmek zordur. ..."
"Bunca yemeği kadınların pişirdiği belli. Ama hiç biri ortada görünmüyor ve servisi erkekler yapıyor...."
3) Ernest Hemigway/Çanlar Kimin için Çalıyor/Sonsuz Kitap
2.90 TL. gibi bir fiyatla bu dünya klasiklerini basan yayınevini kutluyorum. Bu klasik romanı şimdiye kadar okumamışım. İspanya iç savaşı, Cumhuriyetçiler'in mücadelesi, çeteler, ölüm ve yaşam üstüne bir şaheser.
"Savaşmak için bütün ihtiyacın akıldır.Ama kazanmak için yetenek ve malzemeye gereksinim duyarsın."
"Emirler senden gelmiyor. Golz'dan geliyor. Ve Golz kim? İyi bir general. Emrinde çalıştıklarımın en iyisi.Ama insan nereye varacağını bildiği imkansız emirleri yerine getirmeli mi? ..."
"Hiç bir yoksul adamın, Juan March gibi bir suçlu,ya da bir boğa güreşçisi veya operada bir tenor olmadıktan sonra para biriktirmeyi umamayacağı bu ülkede mi?"
"Sağır biri müziği duyamaz. Radyoyu da duyamaz. Böylece, onları hiç duymadığı için, böyle şeylerin var olmadığını söyleyebilir."
"Öfkeye kapılma. Bu da bir çıkış yoludur. Her zaman çıkış yolları vardır."
Son zamanlarda denemeleri ile güncel sorunlara bakışımı aydınlatan Amin Maalouf bu kitabında kimlik çatışmalarını ele alıyor.
"Kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz, gene kolaylık olsun diye onlara cinayetler, toplu eylemler, ortak görüşler yüklüyoruz- "Sırplar katliam yaptı...","İngilizler yağmaladı...",Yahudiler el koydu..." ....Filan ya da falan halk hakkında "çalışkan", "becerikli" ya da "tembel" diyerek duygusuzca yargılarda bulunuyoruz ve bu da kimi zaman kanla sona eriyor."
"İstendiği kadar kutsal kitaplara dalınsın, meallere bakılsın, gerekçeler toplansın, daima birbirleriyle çelişen yorumlar olacaktır. Aynı kitaplara dayanarak köleliği içimize sindirebilir ya da mahkum edebilir, ikonaları yüceltebilir ya da ateşe atabilirsiniz, şarabı haram kılabilir ya da hoş görebilir, demokrasiyi ya da din devletini savunabilirsiniz; bütün insan toplulukları yüzyılların akışı içinde şimdiki uygulamalarını doğru göstermişe benzeyen kutsal ayetler bulup çıkarmayı bilmişlerdir."
""Kimliğimizi kaybetmeden nasıl modenleşebiliriz?";"Kendi öz kültürümüzü yadsımadan Batı kültürünü nasıl özümseyebiliriz?""Batı'nın insafına kalmadan onun bilgi ve tekniğini nasıl kazanabiliriz?""
"benim gözümde çoğunluğun zulmü, ahlaki açıdan, azınlığın zülmünden daha iyi değildir..."
"Bir insanı diline bağlayan göbek bağını koparmaya çalışmak kadar tehlikeli bir şey yoktur."
2) Canan Tan/Piraye/Altın Kitaplar
Akıcı ve okunası romanlar yazıyor Canan Tan. Adını Nazım'ın sevgilisinden alan bir üniversite öğrencisi, maço bir erkek, feodal aile yapısı ana konularından romanın. İnsan'ın özünü aşmasının zorluğunu görüyorsunuz. Kadının eşit algılanmadığı hiç bir toplumun gelişemeyeceğini bir kez daha anımsattı bana.
"Ah Piraye'ciğim... Buraların erkeklerini idare etmek zordur. ..."
"Bunca yemeği kadınların pişirdiği belli. Ama hiç biri ortada görünmüyor ve servisi erkekler yapıyor...."
3) Ernest Hemigway/Çanlar Kimin için Çalıyor/Sonsuz Kitap
2.90 TL. gibi bir fiyatla bu dünya klasiklerini basan yayınevini kutluyorum. Bu klasik romanı şimdiye kadar okumamışım. İspanya iç savaşı, Cumhuriyetçiler'in mücadelesi, çeteler, ölüm ve yaşam üstüne bir şaheser.
"Savaşmak için bütün ihtiyacın akıldır.Ama kazanmak için yetenek ve malzemeye gereksinim duyarsın."
"Emirler senden gelmiyor. Golz'dan geliyor. Ve Golz kim? İyi bir general. Emrinde çalıştıklarımın en iyisi.Ama insan nereye varacağını bildiği imkansız emirleri yerine getirmeli mi? ..."
"Hiç bir yoksul adamın, Juan March gibi bir suçlu,ya da bir boğa güreşçisi veya operada bir tenor olmadıktan sonra para biriktirmeyi umamayacağı bu ülkede mi?"
"Sağır biri müziği duyamaz. Radyoyu da duyamaz. Böylece, onları hiç duymadığı için, böyle şeylerin var olmadığını söyleyebilir."
"Öfkeye kapılma. Bu da bir çıkış yoludur. Her zaman çıkış yolları vardır."
Etiketler:
Amin Maalouf,
Canan Tan,
Ernest Hewingway,
Kitap
28 Şubat 2010 Pazar
Parti Kapatma
"Parti Kapatmaya Meclis karar versin" demiş Sn. Erdoğan. Kişi kendi hakkında karar veremeyeceğine göre şu kuralla önerisine katılalım.
"Parti kapatmaları TBMM'de kapatılması istenen parti üyesi vekiller dışındaki vekillerin oyları ile oylanır."
Ne dersiniz?
"Parti kapatmaları TBMM'de kapatılması istenen parti üyesi vekiller dışındaki vekillerin oyları ile oylanır."
Ne dersiniz?
24 Şubat 2010 Çarşamba
Yargı Reformu
- Herhalde yargıda reform olunca artık müşteşar ve bakanın olmadığı müstakil bir HSYK olur değil mi?
- Yoooooooo.
- Herhalde adli kolluk oluşturulup savcıların emrine verilir değil mi?
- Yooooooooo.
- Herhalde hakim ve savcıların teftişini yapacak müfettişler HSYK'nın emrine verilir değil mi?
- Yoooooo.
- O halde gözaltı süreleri azalacak ve polisde susma hakkını kullananların saatlerce savcılığa çıkması bekletilmeyecektir bu reformla.
- Ne gezerrrrrrr.
- Tutukluluk istisna olur ve tutuklu/hükümlü oranı %1'lerin altına iner canım muhakkak!
- Boşuna beklemeeeeee.
- Buna dense dense DEFORM denir o halde.
- Yoooooooo.
- Herhalde adli kolluk oluşturulup savcıların emrine verilir değil mi?
- Yooooooooo.
- Herhalde hakim ve savcıların teftişini yapacak müfettişler HSYK'nın emrine verilir değil mi?
- Yoooooo.
- O halde gözaltı süreleri azalacak ve polisde susma hakkını kullananların saatlerce savcılığa çıkması bekletilmeyecektir bu reformla.
- Ne gezerrrrrrr.
- Tutukluluk istisna olur ve tutuklu/hükümlü oranı %1'lerin altına iner canım muhakkak!
- Boşuna beklemeeeeee.
- Buna dense dense DEFORM denir o halde.
16 Şubat 2010 Salı
Silah Yasa Tasarısı'na HAYIR!
Daha önce polislere de ağır silah alma yetkisi vermesi ile gündeme gelen yeni silah yasasından yeni süprizler çıkıyor. Buna göre silah ruhsatı almak kolaylaşacak. Örneğin sabıkalı olanlar da illerde kurulan bir komisyon ile silah almaya hak kazanacaklar. Ruhsat harçlarını yatırmayanların silah taşıma hakları devam edecek.
Bu ülkenin en son ihtiyacı olan şey bireysel silahlanmadır. Taşıdığı silah ile kendini koruyup bir suçu önleyen onlarca vaka varken silah ile yaralanan ve ölen masum insan sayısı binlercedir. Zaten toplum yeterince bölünmüş ve gerginlikler kolayca silahlı çatışmalara dönebilirken bunu yaygınlaştırmak sadece halka sırtını dönenlerin yapabileceği bir şeydir. Yoksa niyet başka mı?
Bu ülkenin en son ihtiyacı olan şey bireysel silahlanmadır. Taşıdığı silah ile kendini koruyup bir suçu önleyen onlarca vaka varken silah ile yaralanan ve ölen masum insan sayısı binlercedir. Zaten toplum yeterince bölünmüş ve gerginlikler kolayca silahlı çatışmalara dönebilirken bunu yaygınlaştırmak sadece halka sırtını dönenlerin yapabileceği bir şeydir. Yoksa niyet başka mı?
13 Şubat 2010 Cumartesi
Baykal ve CHP Alternatif Olabilir mi?
Son günlerde AKP'nin gidici olduğu ve CHP yükselişine dair yorumlara raslanıyor. Peki CHP ve Baykal alternatif olabilir mi? Öncelikle CHP ve Baykal'ın olumlu söylem ve iddialarına bakalım.
- Dokunulmazlıklar kaldırılacak. Gerçekten çok önemli.
- Yoksullara makarna, bulgur yerine aile sigortası ile düzenli maaş verilecek. İyi anlatılabilirse en çok ses getirecek söylem olabilir.
- HSYK'dan bakan ve müşteşar çıkarılacak. Bu hukuk devleti için zorunlu bir uygulama.
Peki yetersiz ve yanlış söylemlerine bakalım birde.
- Seçim barajının kalkması konusunda bir söylem yok. Bu mevcut bozuk politik düzen devam etsin anlamına geliyor.
- Tüm üyelerin katılacağı ön seçimlere karşı çıkılmakta. Bu Baykal ve ömür boyu liderlik sürsün anlamında.
- Mayınlı araziler köylüye dağıtılacak. 1974 lerde tüm toprak ağalına karşı çıkan cesur CHP 36 yıl sonra ancak kısıtlı bir devlet arazisini dağıtmak geri adımında.
- Doğu ve Güney Doğu'da devlet yatırımları yapılması. Sadece ne konuda olduğu belli olmayan bu yatırım politikası ile bölge halkından oy almak çok zor.
- Aleviler zaten Sivas Madımak katliamının SHP'nin hükümet ortağı olduğu bir dönemde olabilmesini unutmazken, Dersim söylemi ve onun savunulması ile daha da soğudular.
- Gül'ün görev süresi 5 yıldır iddiası. Biraz hukuk bilen kişisel hakların geriye dönemeyeceğini ve 7 yıl için seçilen bir Cumhurbaşkanı'nın sonradan yapılan değişiklikle süresinin kısalamayacağını bilir. Bu konu "madem Cumhurbaşkanı'nı halk seçsin diye kampanya yaptınız o zaman 5 yıl bitince istifa edip seçime girmek doğru olur" diye savunulsa anlaşılabilr bir çıkış olurdu.
Sonuç olarak Baykal halen iktidar olmak istemiyor ve ana muhalefete razı ve CHP'de bu parti içi demokrasi ile değişip alternatif olamaz. Alternatif bir hareket ancak tutarlı bir programın kişisel hırslar bırakılarak güç birliği ile savunulması ile başarıya ulaşabilir.
- Dokunulmazlıklar kaldırılacak. Gerçekten çok önemli.
- Yoksullara makarna, bulgur yerine aile sigortası ile düzenli maaş verilecek. İyi anlatılabilirse en çok ses getirecek söylem olabilir.
- HSYK'dan bakan ve müşteşar çıkarılacak. Bu hukuk devleti için zorunlu bir uygulama.
Peki yetersiz ve yanlış söylemlerine bakalım birde.
- Seçim barajının kalkması konusunda bir söylem yok. Bu mevcut bozuk politik düzen devam etsin anlamına geliyor.
- Tüm üyelerin katılacağı ön seçimlere karşı çıkılmakta. Bu Baykal ve ömür boyu liderlik sürsün anlamında.
- Mayınlı araziler köylüye dağıtılacak. 1974 lerde tüm toprak ağalına karşı çıkan cesur CHP 36 yıl sonra ancak kısıtlı bir devlet arazisini dağıtmak geri adımında.
- Doğu ve Güney Doğu'da devlet yatırımları yapılması. Sadece ne konuda olduğu belli olmayan bu yatırım politikası ile bölge halkından oy almak çok zor.
- Aleviler zaten Sivas Madımak katliamının SHP'nin hükümet ortağı olduğu bir dönemde olabilmesini unutmazken, Dersim söylemi ve onun savunulması ile daha da soğudular.
- Gül'ün görev süresi 5 yıldır iddiası. Biraz hukuk bilen kişisel hakların geriye dönemeyeceğini ve 7 yıl için seçilen bir Cumhurbaşkanı'nın sonradan yapılan değişiklikle süresinin kısalamayacağını bilir. Bu konu "madem Cumhurbaşkanı'nı halk seçsin diye kampanya yaptınız o zaman 5 yıl bitince istifa edip seçime girmek doğru olur" diye savunulsa anlaşılabilr bir çıkış olurdu.
Sonuç olarak Baykal halen iktidar olmak istemiyor ve ana muhalefete razı ve CHP'de bu parti içi demokrasi ile değişip alternatif olamaz. Alternatif bir hareket ancak tutarlı bir programın kişisel hırslar bırakılarak güç birliği ile savunulması ile başarıya ulaşabilir.
5 Şubat 2010 Cuma
Yeni Anayasa
Madde 1) Cumhuriyetimiz bu anayasanın yürürlüğe girdiği tarihte başbakan olan kişi tarafından ömür boyu yönetilir.
Madde 2) Her tür kurum başbakan'a bağlıdır, onun izni olmadan açıklama yapamaz, karar alamaz, para harcayamaz.
Madde 3) Ordu darbe yapamaz.
Madde 4) Anayasanın ilk 3 maddesi kesinlikle değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Madde 2) Her tür kurum başbakan'a bağlıdır, onun izni olmadan açıklama yapamaz, karar alamaz, para harcayamaz.
Madde 3) Ordu darbe yapamaz.
Madde 4) Anayasanın ilk 3 maddesi kesinlikle değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
1 Şubat 2010 Pazartesi
Önümüzdeki Tehlike
Gelinen noktada önümüzde iki temel tehlike durmakta.
Birincisi oluşan kaos ortamından, yaratılan şüphelerden, medya saçmalıklarından bunalan muhalif insanların artık konuşmayı, yorum yapmayı, muhalefeti bırakması. Bu konuyu "Son Muhalif" yazımızda detaylı olarak ele almıştık.
İkinci konu ise tüm muhalif partilerin "Bizim baraj sorunumuz yok.", "Seçim İşbirliği gündemimizde değil." sloganları ile tek başına hareket edip seçimlerde muhalif oyların boşa gitmesi. Son zamanlarda gerek Sarıgül, gerek Pamukoğlu , gerek Rahşan Ecevit, gerekse Cindoruk'un bu yönde açıklamaları oldu. Sadece seçim barajı ve hukuk için bile bir araya gelecek bir muhalefet hareketi anlamlıdır. Bu yönde içinde yer aldığınız hareketleri ikna etmek önemlidir.
Yoksa gelen bir erken seçim bu meclis tablosunun korunmasından başka bir şeye yaramaz!
Birincisi oluşan kaos ortamından, yaratılan şüphelerden, medya saçmalıklarından bunalan muhalif insanların artık konuşmayı, yorum yapmayı, muhalefeti bırakması. Bu konuyu "Son Muhalif" yazımızda detaylı olarak ele almıştık.
İkinci konu ise tüm muhalif partilerin "Bizim baraj sorunumuz yok.", "Seçim İşbirliği gündemimizde değil." sloganları ile tek başına hareket edip seçimlerde muhalif oyların boşa gitmesi. Son zamanlarda gerek Sarıgül, gerek Pamukoğlu , gerek Rahşan Ecevit, gerekse Cindoruk'un bu yönde açıklamaları oldu. Sadece seçim barajı ve hukuk için bile bir araya gelecek bir muhalefet hareketi anlamlıdır. Bu yönde içinde yer aldığınız hareketleri ikna etmek önemlidir.
Yoksa gelen bir erken seçim bu meclis tablosunun korunmasından başka bir şeye yaramaz!
23 Ocak 2010 Cumartesi
Anayasa Değişikliği
Anayasa değişikliği paketlenip önümüze gelecek anlaşılan. Her tür psikolojik, tarafolojik çalışma yapılmakta. Eğer bir anayasa değişikliği paketi önümüze gelirse her maddesine çok, çok dikkatle bakmalıyız.
Yıllardır savunduğum dokunulmazlıkları kaldırsa, seçim barajını azaltsa, memurlara grevli sendika hakkı verse, hatta bir de ön seçimi zorunlu kılsa; yani son derece demokratik maddeler içerse ama yanında Anayasa Mahkemesine üye seçimini ve Anayasa Mahkemesi yetkilerini değiştiren politikacıların etkin olmasını sağlayan tek bir hüküm içerse OYUM HAYIR olacak. Ağzıma çalınan bala KANMAYACAĞIM.
Siz de UYANIK OLUN dostlarım.
Yıllardır savunduğum dokunulmazlıkları kaldırsa, seçim barajını azaltsa, memurlara grevli sendika hakkı verse, hatta bir de ön seçimi zorunlu kılsa; yani son derece demokratik maddeler içerse ama yanında Anayasa Mahkemesine üye seçimini ve Anayasa Mahkemesi yetkilerini değiştiren politikacıların etkin olmasını sağlayan tek bir hüküm içerse OYUM HAYIR olacak. Ağzıma çalınan bala KANMAYACAĞIM.
Siz de UYANIK OLUN dostlarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)