1) Mara Meimaridi/İzmir Büyücüleri/Literatür
Yüz küsur yıl önce İzmir'de geçen roman büyücülük, fal, ticaret, aşk ve Rumların Türkler ve Ermenilerle olan insani ilişkilerini konu ediniyor. Türklere ön yargılı bir bakışı olmasına karşın o günlerdeki İzmir'i anlamak için okumaya değer.
"Dünyadaki en kötü şey sevmediğin bir işte çalışmaktır. O zaman işin de seni sevmez."
"... Erkekleri idare etmek kolaydı ama, kadınları idare etmek zordu. Kadınlarla sert bir savaşa girmen gerekirdi. Kadınlar, erkek gibi savaşırlar. ... Onlar senin ne giyindiğine bakar, konuşmanı eleştirir, hareketlerini izler ve yemek yiyişine kadar her şeyini inceden inceye didiklerler. ..."
" ... Sonuçta da fakirler için paraların toplandığı bir tepsi, mumlar için kuruşler ya da azizlerin yortusunda düzenlenen panayırlarda satılan incik boncukla bir ticaret olmuştu Hristiyanlık."
" ... Bütün annelerin çocuklarından bir tanesine zaafı olur. Ona zaafım olduğu için, o istemeden, canının çektiği ne varsa hepsini verdim. Ama o bunları kaldıramayıp delirdi. ..."
2) Ahmet Ümit/İstanbul Hatırası/Everest
İstanbul'un binlerce yıllık tarihini zevkli bir şekilde bir cinayet romanı örgüsü içinde okumak istermisiniz? Bu romanı mutlaka okuyun. Mahvedilen uygarlık ve tarihi dokumuzu anlamak için de iyi bir fırsat bu roman.
"Hem de nasıl... Tek kuruş beklemeden, kızgın güneşin altında, yüzü gözü toz içinde, geçmişin izini bulmaya çalışan o arkeolog gitti, yerine, düşündüğü, dokunduğu, ilgilendiği her şeyi paraya çevirmeye çalışan bir işadamı geldi."
" ... Onun tutucu görüşlerinin zamanı geçti. O işler bitti. Dünya bu tür aptallıklara prim vermiyor artık. Önce kendini düşüneceksin, önce kendin olacaksın. Bu ülkenin ihtiyacını söyleyim sana. Birey, kendinden emin, kendine güvenen, ideolojiyle, dinle, ahlakla, hukukla kendini sınırlamayan birey. ..."
"İnsanlar ve iyilik... Birbirine ne kadar uzak iki kelime."
3) Hande Altaylı/aşka şeytan karışır/Remzi
Çok bir kaçırmazsınız bu romanı okumayarak. Günümüzdeki sığ ve anlamsız kadın, erkek ilişkilerinden bir demet.
"Unutma, başkası yapabiliyorsa bir gün sen de yapabilirsin."
"Mutluluktan delirmekle delirmemek arasında sıkışıp kalmıştı. Hayatın bir kaç saniye içinde koca bir yükten bir sevinç çığlığına dönüşmesi olacak şey değildi. ..."
4) İskender Pala/Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk/Kapı
Bir kitabın dilinden Leyla ile Mecnun'un yazıldığı çağdan başlayarak yüz yıllar süren bir serüven. Anlatım ve konu oldukça etkileyici. Divan şiirini sevmeyen benim gibi biri için dahi fikrini değiştirme fırsatı sunuyor kitap.
"Olursa bir kişinin bahtı açık talihi yar
Kehlesi dahi mahallinde onun işine yarar." "Kişini bahtı açıksa biti bile yeri gelince işe yarar."
"Her devlette bu aileden üst düzey bir yetkili bulunuyor, her kral yahut hükümdar bu aileden birisini tanıyor ve kendi çıkarları için diğer devletler hakkında bilgi toplaması karşılığında ona sandık sandık paralar ödüyordu."
""İlimsiz şiir, temeli olmayan duvar gibidir" der o, "Ve temelsiz duvar asla sağlam sayılmaz, erken yıkılır.""
"Burada düşünmek ve yazmak, dini tam bilmeyen halka bırakılmayacak kadar yüksek bir ayrıcalık sayılıyordu."
"Askeri kışlada tutmak yerine karargahta bekletmeyi politika edinmiş, ona, elindeki kılıcı kınına sokacağı zaman vermemişti."
"...Dünyaya aldanma, süsüne kapılma. Dünya insanın gölgesi gibidir, ona sırtını dönersen peşinden gelir de, peşine düşersen hep önünden kaçar."
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
19 Aralık 2010 Pazar
5 Aralık 2010 Pazar
Kısa Kısa
İş için geçen hafta Mısır'da idim. Pazar günü seçimler vardı. Pazar orada bir çalışma günü. Ofisdeki arkadaşlarla konuştuğumda yönetimin çalışan ve bilinçli oy kullanabileceklerin oyuna ihtiyaç duymadığı kanısına vardım. İşte böyle demokrasiler de var.
Kemal Türkler'in katillerinden birinin hapisahanede yattığı halde 26 yıl duruşmaya getirilmemesini ve zaman aşımından kurtulmalarını izledim. İşte "ileri hukuk" devleti dedim.
Bir "ileri demokrasi" örneği de protestocu öğrencilerin seyahat haklarının polis dayağı ile sonuçlanıp kısıtlaması oldu. Başbakan yumurta atmayıp yesinler, paraları bol galiba demiş!
Dün haksız yere tutuklananlar sorulunca adaletin işine kimse karışmasın diyenler hakimlerin rütbelerine, rütbelerinin kararları etkileyeceğine karışabiliyorlar utanmadan. Bir de karar istediğimiz gibi çıkmazsa kanun çıkarır yine istediğimizi elde ederiz diyebiliyorlar.
İşte kısaca, demokrasimizin sadece "d"si kaldı arkasına eklenecek "ikta" kısa sürede pişmiş olacak.
Afiyet Olsun!
Kemal Türkler'in katillerinden birinin hapisahanede yattığı halde 26 yıl duruşmaya getirilmemesini ve zaman aşımından kurtulmalarını izledim. İşte "ileri hukuk" devleti dedim.
Bir "ileri demokrasi" örneği de protestocu öğrencilerin seyahat haklarının polis dayağı ile sonuçlanıp kısıtlaması oldu. Başbakan yumurta atmayıp yesinler, paraları bol galiba demiş!
Dün haksız yere tutuklananlar sorulunca adaletin işine kimse karışmasın diyenler hakimlerin rütbelerine, rütbelerinin kararları etkileyeceğine karışabiliyorlar utanmadan. Bir de karar istediğimiz gibi çıkmazsa kanun çıkarır yine istediğimizi elde ederiz diyebiliyorlar.
İşte kısaca, demokrasimizin sadece "d"si kaldı arkasına eklenecek "ikta" kısa sürede pişmiş olacak.
Afiyet Olsun!
27 Kasım 2010 Cumartesi
Derim
Ben katile katil derim
Derelerin katili.
Ben hırsıza hırsız derim
Bağışların hırsızı.
Ben diktaya dikta derim
Haksızların diktası.
Derelerin katili.
Ben hırsıza hırsız derim
Bağışların hırsızı.
Ben diktaya dikta derim
Haksızların diktası.
20 Kasım 2010 Cumartesi
Çekinik Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney Ziyareti
Yoksul Türk halkının çok sevdiği Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney'in mezarlarını ziyaret etti Kılıçdaroğlu. Bu ziyaretinde onlara yapılan haksızlıkları dile getirip, iktidara gelindiğinde bu tür haksızlıklara son verileceğini söyleyeceğine çekinik bir şekilde "sağcılar da Nazım'ın mezarını ziyaret etmiyor mu?" diye soruyor. Yani seninki de onların Nazım'ı ziyareti gibi sahte mi? Bu değerlerimize sahip çıkmıyormusun? Kürtçe kaset çıkaracağım dedi diye linç edilmesine, o gün bunları yapanların bugün teröristbaşı ile görüşmeyi savunmalarına isyan etmiyormusun?
Bu kadar çekinik bir ziyarete bile tepki veren Bahçeli'ye ne demeli?
Çok daha atak, haksızlığa isyan eden, doğruları savunan bir Kemal bekliyoruz. Yoksa Kemal iktidar olmayı daha çooooooooook bekler!
Bu kadar çekinik bir ziyarete bile tepki veren Bahçeli'ye ne demeli?
Çok daha atak, haksızlığa isyan eden, doğruları savunan bir Kemal bekliyoruz. Yoksa Kemal iktidar olmayı daha çooooooooook bekler!
12 Kasım 2010 Cuma
Yeşil Kart Kaldırılsın
1 Ekim 2010 itibariyle her T.C. vatandaşı genel sağlık sigortası kapsamına alındı. Sosyal güvencesi olmayanlardan gelir durumu yetersiz olanlar ücretsiz yeterli olanlar ise belli bir ücret ödeyerek zorunlu genel sağlık sigortası sahibi olacak.
Bu durumda yeşil kart ne oluyor? Yakınlara, yandaşlara ve bazen altında Mercedes ile gezenlere dağıtılan bir ulufe mi? Madem herkesin sağlık güvencesi var o zaman yeşil kart uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Muhalefetin bu tür somut konuları dile getirmesini beklemekteyiz.
Bu durumda yeşil kart ne oluyor? Yakınlara, yandaşlara ve bazen altında Mercedes ile gezenlere dağıtılan bir ulufe mi? Madem herkesin sağlık güvencesi var o zaman yeşil kart uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Muhalefetin bu tür somut konuları dile getirmesini beklemekteyiz.
7 Kasım 2010 Pazar
BLOG SAYFAM
Blog yazılarım 327'yi buldu. Bazı düzenlemelere gittim.
Blog sayfası olarak hem blogcu hem de blogspot da yazmaktayım.
http://uygarradikal.blogcu.com/
http://uygarradikal.blogspot.com/
Arkadaş listemdeki bloglarına 2010 yılında hiç yazı yazmamış, şablonlarını boşaltmış olanları sildim. Buradan verilen linkle gidilecek adreste güncel bir sayfa bulunması gerektiği düşüncesiyle yaptım bunu.
Ayrıca bana email ile ulaşmak isterseniz uygarradikal@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.
Facebook ve twitter'da da uygarradikal kullanıcısı ile paylaşımlar yapacağım. Özellikle twitter'da kısa mesaj olarak paylaşımlarım olacak. Arkadaş eklemek isterseniz sevinirim.
Değerli yorumlarınız, katkılarınız için çok teşekkürler.
Blog sayfası olarak hem blogcu hem de blogspot da yazmaktayım.
http://uygarradikal.blogcu.com/
http://uygarradikal.blogspot.com/
Arkadaş listemdeki bloglarına 2010 yılında hiç yazı yazmamış, şablonlarını boşaltmış olanları sildim. Buradan verilen linkle gidilecek adreste güncel bir sayfa bulunması gerektiği düşüncesiyle yaptım bunu.
Ayrıca bana email ile ulaşmak isterseniz uygarradikal@gmail.com adresini kullanabilirsiniz.
Facebook ve twitter'da da uygarradikal kullanıcısı ile paylaşımlar yapacağım. Özellikle twitter'da kısa mesaj olarak paylaşımlarım olacak. Arkadaş eklemek isterseniz sevinirim.
Değerli yorumlarınız, katkılarınız için çok teşekkürler.
3 Kasım 2010 Çarşamba
Ayak Bağı
CHP genel başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu seçildiğinde Önder Sav'ın ona ayak bağı olacağını hissetmiş ve bundan kaygı duymuştum. Nitekim bu net olarak ortaya çıktı.
Eğer bu süreçten Kemal Kılıçdaroğlu Önder Sav'ı anti-demokratik, fakat geçerli tüzüğü kullanarak bile olsa, tasfiye edip çıkabilirse genel seçimlerde AKP'nin tek başına iktidarını engelleme şansı olabilir. Eğer bunu yapamazsa CHP için bir hezimet kaçınılmaz olacaktır.
Umarım başarır.
Eğer bu süreçten Kemal Kılıçdaroğlu Önder Sav'ı anti-demokratik, fakat geçerli tüzüğü kullanarak bile olsa, tasfiye edip çıkabilirse genel seçimlerde AKP'nin tek başına iktidarını engelleme şansı olabilir. Eğer bunu yapamazsa CHP için bir hezimet kaçınılmaz olacaktır.
Umarım başarır.
23 Ekim 2010 Cumartesi
Yapma be Kemal
Onca yoksulluk varken,
Çocuklar sokaklarda dilendiriliyorken,
Çitfçiler borçdan hapis yatıyorken,
Gençler işşizlikten kırılırken.
Onca yolsuzluk varken,
Sosyal yardımlaşma vakıfları ortadayken,
3M bile rüşvet verdik diye resmen itiraf etmişken,
Mercedes rüşveti daha unutulmamışken.
Dolandın gittin türbana,
Dolanan tek sen olsan umurumda değil ama,
Uyan artık uyan,
Bari Halkın son umudunu yakma.
Çocuklar sokaklarda dilendiriliyorken,
Çitfçiler borçdan hapis yatıyorken,
Gençler işşizlikten kırılırken.
Onca yolsuzluk varken,
Sosyal yardımlaşma vakıfları ortadayken,
3M bile rüşvet verdik diye resmen itiraf etmişken,
Mercedes rüşveti daha unutulmamışken.
Dolandın gittin türbana,
Dolanan tek sen olsan umurumda değil ama,
Uyan artık uyan,
Bari Halkın son umudunu yakma.
15 Ekim 2010 Cuma
Şerefsizlik
Arda Turan "Bu ülkede şerefsizlik ve ahlaksızlık almış başını gidiyor. Artık ben nefret etmeye başladım bu yaşananlardan." demiş.
Ha şunu bileydin!
Ha şunu bileydin!
9 Ekim 2010 Cumartesi
Türban ve Referandum Sonrası
Referandumdaki pakete yöneltilen eleştiriler bir bir gerçekleşmeye başladı. Sayıştay seçiminde en az oyu alan , yaşı bile AYM üyeliğini tutmayan aday meclisde en çok oyu alarak Anayasa Mahkemesine üye seçildi. İktidar partisinin blok oyları tek bir kişi üzerinde kolayca toplandı.
Barolar Birliği genel kuruluna değil her baro başkanına oy hakkı vererek 100 avukat olan baro ile 10.000 avukat olan baroyu aynı kefeye koyan süper demokrat madde metni sayesinde seçilen 3 aday içinde benzer bir tablo umulmakta. Bunu genel seçimlere uygularsak her ilin sadece bir milletvekli çıkardığı bir demokrasi bu!
Bu maddeleri böyle yazmak yerine doğrudan Anayasa Mahkemesi üyelerini başbakan seçer deselerdi; hatta erklerin birliği prensibini getirip başbakan sadece AYM, değil ayrıca Danıştay, Yargıtay, HSYK başkanı ve Meclis Başkanı ve komisyon başkanlarını belirler diye açıkca yazsalardı hiç olmazsa mertçe ne istedikleri belli olurdu. Ama o zaman süper liberal, güya solcu destekçileri zorlanırdı bunlara "yetmez ama evet" demek için.
CHP ve Kılıçdaroğlu ise halkın sorunları ile uğraşmak, yoksulluğa, gerçek delillerle belgelenmiş yolsuzluklara değinmek yerine türbana dolandı. Bu oyuna gelen bir politikacının iktidara gelmesi imkansız gibi. Bu konuda tek diyeceği "şeriat özlemcisi, halkın yaşam biçimini kısıtlamak için elinden geleni yapan bir iktidar döneminde türban sorunu çözülemez, bu ancak uygar, demokrat ve çağdaş bir iktidar döneminde çözülür, hiç kapımızı çalmayın" olmalıydı.
Aksi durumda yasaya evet dese, oylamaya katılmasa, anayasa mahkemesine götürse, götürmese CHP ve Kemal'i suçlayacak bir şey bulunacak ve türban bir kez daha AKP oylarına tahvil edilecek. Politikada bu kadar uzak görüşü olmayanlardan başka lider yaratamayan muhalefetle nereye kadar!
Barolar Birliği genel kuruluna değil her baro başkanına oy hakkı vererek 100 avukat olan baro ile 10.000 avukat olan baroyu aynı kefeye koyan süper demokrat madde metni sayesinde seçilen 3 aday içinde benzer bir tablo umulmakta. Bunu genel seçimlere uygularsak her ilin sadece bir milletvekli çıkardığı bir demokrasi bu!
Bu maddeleri böyle yazmak yerine doğrudan Anayasa Mahkemesi üyelerini başbakan seçer deselerdi; hatta erklerin birliği prensibini getirip başbakan sadece AYM, değil ayrıca Danıştay, Yargıtay, HSYK başkanı ve Meclis Başkanı ve komisyon başkanlarını belirler diye açıkca yazsalardı hiç olmazsa mertçe ne istedikleri belli olurdu. Ama o zaman süper liberal, güya solcu destekçileri zorlanırdı bunlara "yetmez ama evet" demek için.
CHP ve Kılıçdaroğlu ise halkın sorunları ile uğraşmak, yoksulluğa, gerçek delillerle belgelenmiş yolsuzluklara değinmek yerine türbana dolandı. Bu oyuna gelen bir politikacının iktidara gelmesi imkansız gibi. Bu konuda tek diyeceği "şeriat özlemcisi, halkın yaşam biçimini kısıtlamak için elinden geleni yapan bir iktidar döneminde türban sorunu çözülemez, bu ancak uygar, demokrat ve çağdaş bir iktidar döneminde çözülür, hiç kapımızı çalmayın" olmalıydı.
Aksi durumda yasaya evet dese, oylamaya katılmasa, anayasa mahkemesine götürse, götürmese CHP ve Kemal'i suçlayacak bir şey bulunacak ve türban bir kez daha AKP oylarına tahvil edilecek. Politikada bu kadar uzak görüşü olmayanlardan başka lider yaratamayan muhalefetle nereye kadar!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)