24 Temmuz 2014 Perşembe

OKUDUĞUM SON 6 KİTAP

1) Halide/Frances Kazan/Galata

Halide Edip Adıvar'ın çocukluk ve gençlik yılları gerçeklere sadık kalınarak romanlaştırılmış. Abdülhamit devri ve Cumhuriyet öncesi aile yaşamı üzerine de fikir veren kolay okunan bir roman.

2) Bir Parmak Bal/Ian Mac Ewan/YKY

MI5 İngiliz istihbarat örgütü kültüre müdahele eden bir proje başlatır. Belli yazarlara çok dolaylı olarak etkileyip kendi amaçlarına uygun roman ve yazılar yazdıracaklardır. Teşkilattaki yeni kadın ajanlardan biri yazarın ağzına bal çalmak projesinde görev alır. Kadınların pek kabul görmediği bu çevrede yaşadıklarını onun dilinden okuyoruz.

3) Günlerin Getirdiği/Isabel Allende/Can

Her romanı ile beni kendisine daha çok bağlayan Şili'li yazarın kendi dilinden kendi yaşamı romanlaştırılmış. Aile ilişkilerinde nasıl hatalar yapılıyor birlikte öğreniyoruz.

4) Kadere Karşı Koy A.Ş./Alev Alatlı/Everest

Erkek ve kadın ilişkisine geliştirilen matematiksel formül. Bunu uygulayarak ezilen kadın arkadaşlarını kurtarmaya çalışan bir gurup entelektüel kadın. Mesut Yılmaz-Çiller dönemlerinde ülkemizde geçen romanda dönemin sosyetesine de atıflar var.

5) Türkiye Neden Feda Edildi/Merdan Yanardağ/DESTEK

Cezaevine girmeden önce 2013 Eylül itibariyle ülkenin durumuna detaylı bir analiz getiriyor Merdan Yanardağ. Ne olduğunu anlamakta güçlük çeken herkes okumalı.

Mesela sürekli darbecilikle suçlanan İttihat ve Terakki'nin Meclis-i Mebusan seçimlerinde %70 oy aldığını biliyor musunuz? Hem millet iradesi deyip hem de her fırsatta onları suçlayanların iki yüzlülüğü bir kez daha ortaya çıkıyor.

6)İstanbul'da Bir Merhamet HAftası/Murat Gülsoy/CAN

7 resim üzerine 7 yazarın bir günde yazdığı çağrışımlardan oluşan deneme tarzı denebilecek bir roman. Yeni yazım tarzlarına sıcak bakıyorsanız okumanızı salık veririm.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

CB Adayları ve Genel Başkanlara Açık Sorular

CB seçimi öncesinde adayların yanıtlaması gereken ve kendileri hakkındaki tereddütleri gidermek için zorunlu olan sorulara yanıtlarını bekliyor kamuoyu.

Ekmeleddin İhsanoğlu. Laikliğe inanıyorum demek, Anıtkabir'e gitmek güzel. Ama lafla değil somut olarak kendi CB olsaydı Sn. Gül'ün kabul ettiği hangi yasaları geri döndürürdü açıklamasını bekliyoruz. Örneğin 4+4+4 yasasını reddeder miydi? Ya da HSYK yasasını?

Kemal Kılıçdaroğlu. Açıkca kendi vekillerine ve parti meclisine sormadan alınan Ekmel bey kararı sonrası eğer Ekmel bey seçilemezse istifa edecek misiniz?

Tayyip Erdoğan. Eğer CB olarak seçilemezseniz, 3 dönem kuralını değiştirmeyip yeniden milletvekili adayı olmayacağınızı kamuoyuna açıklamanız beklenmektedir. Ayrıca hiç bir hükümet kaynağını CB seçiminde kullanmayacağınıza inandığınız kutsal değerler adına yemin eder misiniz?

Selahattin Demirtaş. Hazır CHP sol bir aday göstermemişken sol oyları talep etmek güzel. Ama seçimde siz ya 2. tura kalırsınız ya kalmazsınız. Kalırsanız elbet kendinize oy isteyeceksiniz. Kalmazsanız kimi destekleyeceksiniz? Erdoğan'ı mı, Ekmel beyi mi? Ya da boykot? Bunu çok net açıklamalısınız. Yoksa bunun AKP ile yapılacak pazarlıklara bağlı olduğunu bilerek hiç bir yurtsever solcudan oy alamazsınız?


29 Haziran 2014 Pazar

OKUDUĞUM SON 9 KİTAP

1)Ve Dağlar Yankılandı/Khaled Hosseini/Everest

Afganistan'da geçiyor roman. Bir ülkenin yıllar içinde nereye geldiğini iki kardeşin hikayesi üzerinden anlatan sürükleyici bir roman.

2) Utanç/J.M. Coetzee/CAN

Nobel ödüllü yazarın güzel bir romanı. 40 yaş üstü bir profesör ve öğrencisine taciz olayı ve Güney Afrika kırının zor yaşamı. Kadınlar, taciz ve tecavüz üzerine sert birroman.

3) Aspidistra/George Orwell/CAN

Kapitalizmin boyunduruğuna girmek istemeyen ve çok sınırlı bir parayla geçinmek zorunda olan bir gencin öyküsü. Bu genç şairin dramatik öyküsü. Orta sınıfın özentisi ile ince bir alay var romanda.

4) Bazı Kadınlar/Alice Munro/CAN

Bu öykü kitabında çeşitli kadın öyküleri anlatılıyor.

"İnsanların kendilerini bir takım kisvelerin içine hapsetmeleri" diyordu mektupta, "bence çok aptalca. Bir mühendis, ya da doktor veya jeologun giysilerinden bahsediyorum ve sonra da derinin bu elbiselerin üzerlerine geçmesinden,yani elbiselerin deriye işlemesinden, ardından da kişinin bunları asla üzerinden çıkaramamasından. ..."

"Bir erkeğin odayı terk ettiğinde, o odadaki her şeyi geride bıraktığını asla unutma", demişti ona, arkadaşı Marie Mendelson. "Bir kadınsa, odadan dışarı çıktığında, o odada olmuş her şeyini beraberinde götürür."

5) Yolların Başlangıcı/Amin Maalouf/YKY

Dağ'lı (Lübnan,Suriye) bir aile. Misyoner eğitim faaliyetleri. Küba'ya göç etmiş bir kardeş. 20. yüzyıl başlarında geçen ve o karışık dönemlerde Ortadoğu'nun karışık yaşantısında bir hayat.

"Doğulular, Batı'nın onları geçmiş olduğunu gördüler, ama bunun nedenini bir türlü anlamadılar. Bir gün yakasına çiçek iliştirmiş bir Batılı gördüler. Demek buymuş, dediler kendi kendilerine, bunların ileri olmasının nedeni! Biz de yakalarımıza çiçekler takarsak, onları yakalarız! ..."

6) Körlük/Jose Saramago/CAN

Bir gün bulaşıcı körlük yayılır ve körler çoğunluk haline gelir. İnsanlık ile hayvanlık arasında nasıl milimetrik bir yakınlık olduğunu görüyoruz. Bir çok insani kısıtlamayı başkaları görüyor diye yapmadığımız bu romanda açıkca ortaya konuyor.

7) Gölgeler ve Hayaller Şehrinde/Murat Gülsoy/CAN

1908 yılında İstanbul'a gelen bir gezgin gazeteci kökenlerine iner.

Sürükleyici bir roman.

8) Joy'un Son Günü/Jonathan Lee/YKY

İş dünyasının ve bugünkü özel yaşamlarımızın ne kadar riyakar olduğunu bu roman bir kez daha vurguluyor bizlere. İntihara sürüklenen bir çalışanın son anları.

9) Sivrisinek Sahili/Paul Theroux/YKY

Amerika'nın kapitalist gelişiminden hiç memmun olmayan bir mucit. Honduras'a gidip ailesiyle bir macera yaşıyor. Oğlunun ağzından anlatılan bu roman insanın babasına saygısı, azmin yapabilecekleri ile maceranın beklenmedik sonuçlarını heyecanla okuyoruz.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Çatı Adayı

Bir çok yazar ve aydın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP-MHP ortak aday çıkarmalı dedi. Buna İşçi Partisi çevreleri de dahildi.

MHP ile çıkarılacak ortak adayın bir çok kimseyi memmun etmeyeceği unutulmuş, sanki bu kurtuluş gibi manşetlerden sunulmuştu.

Olası bir kaç adaydan söz edelim ve ne tepkiler alacakdı diye varsayalım.

İlker Başbuğ. MHP kabul edebilirdi. Ama darbeci tepkileri, orduyu yine yardıma çağırdı tepkileri geleceği kesindi. Ayrıca hakkında bozulan karar yeniden yargılama da ciddi bir sorun yaratırdı.

Metin Fevzioğlu. Daha aday bile olmadan Balyoz ve Ergenekon için başbakanla görüşmesinden ne tepkiler aldığı ortada. Hatta başbakanın terkettiği Danıştay konuşması bile CHP'lilerce eleştirildi.

Deniz Baykal. AKP'ye karşı hiç bir seçim kazanamamış, hatta partisini barajın altında bırakmış bir Baykal -MHP kabul etse bile- nasıl aday olacakdı. Kendisini başkanlıktan eden kasetlerin daha farklı versiyonları havada uçuşmayacak mıydı?

Meral Akşener. MHP elbette kabul ederdi. Bir kadın CB adayı iyi olurdu. Ama gelecek eleştirileri, yakıştırmaları yazmam bile zor.

Peki bu durumda Ekmeleddin İhsanoğlu doğru aday mı? Bence hayır. Burada ana yanılgı CHP'nin dindar aday göstermeden bu seçimi alamayız kanısından geliyor. Yani bu kanı CHP yönetiminde kaldıkça çok farklı bir sonuç beklemeyin.

Yapılacak en büyük hata ise açıklanan adaya CHP içinden karşı çıkmalar, hatta farklı aday göstermeye kalkmalardı. Malesef bu yapıldı. Zaten tanınmayan aday hem çok geç açıklandı hem de bir kakafoni görüntüsü verdi parti adaya önce sahip çıkıp seçimden sonra çok net özeleştiri yapmak yerine.

Yerel seçimlerde denenen ve bir tek Hatay'da sonuç veren, Ankara'da aslında kazamıldığı halde sonuç alınamayan anlayış yeterli eleştirilmedi parti içinde. Belediye başkanlığı gibi yereli çok ilgilendiren bir konuda sandığa sahip çıkamayan CHP, CB seçimlerinde sandığa sahip çıkabilecek mi? Hiç sanmam.

Ekmeleddin beyin Abdullah Gül veya Erdoğan'dan farkı yok demek ise en azından kendisini seçtiren partiler farklı olduğu için doğru değil.

Karanlığı yırtma için 2. umut olan bu CB seçimleri de ne yazık ki ziyan edildi!

8 Haziran 2014 Pazar

Beceriksiz Muhalefet

Cumhurbaşkanlığı seçimine 2 ay kaldı halen muhalefet aday belirlemek yerine adayın niteliklerini tartışıyor. Seçilecek adayın kendini halka anlatmaya zamanı kalmayacak.

Bir de hiç bir seçimi kazanamamış Baykal'ın adı geçiyor. Bütün bunları en baştan pes etmiş muhalefetin kaybetmeye mazeret hazırlaması olarak algılıyorum.

Savaş önce zihinde kazanılır. En baştan nasılsa seçilemez muhalefetin adayı diyen hatta AKP içinden muhalefet adayı göstermeye kalkan bir muhalefeti hak etmiyor bu halk.

Seçim barajları ve lider sultası ile tıkanan toplumsal direniş elbette bir yolunu bulup bunları da aşacaktır ama bu süreç bir çok badireye açık olacaktır.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Çatı Adayı

Öncelikle Kılıçdaroğlu ve Bahçeli Cumhurbaşkanı adayı belirleme yönteminde anlaşmak için bir araya gelmeli.

Bu yöntem için önerim ise 2 partinin kendi içlerinde gizli bir çalışma ile üçer aday belirleyip bunu kapalı bir zarf ile liderler toplantısına sunması. Burada karşılıklı zarfların açılması. Eğer ortak bir aday çıkmışsa o adayın hemen o toplantı çıkışında açıklanması. Eğer ortak 2 aday çıkmışsa liderlerin durumu bir hafta kendi içlerinde değerlendirip ikisinin de birinde devam etme kararı vermesi. Aynı adayda karar vermişlerse sorun yok. Aksi halde önceden belirlenmiş kamuoyu yoklaması şirketine önceden belirlenmiş yöntemle yapılacak anketden çıkan adaya 2 tarafın da baştan razı olması.

Eğer listelerde hiç bir ortak aday yoksa 2 tarafında diğerinin listesinden 1 aday çıkartıp kalan 4 aday için kamuoyu yoklaması yapılması ve en yüksek oy alacağı görülen adayın ortak aday olması.

Son derece adil ve makul olan bu yöntem ile çıkan adayın şansı daha fazla olacaktır.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Muhalefetin Cumhurbaşkanlığı Adayı

İnternet erişimi üzerinde ciddi kısıtlamalar olan bir ülkede geçici olarak çalışmaya başladığımdan blog yazılarım aralıklı olarak sürebilecektir.

Yerel seçim sonrasında muhalefetin hatalarından çok ders almadığı anlaşılmakta. Halen muhalefetten hiç bir ciddi aday ismi açıklanmaması bu yarışta da erken teslim bayrağını açacak gözükmekte.

Bu ortamda MHP'nin ortak aday önerisi çok ciddi olarak ele alınmalıdır. Muhalefet halka hitap eden ortak aday çıkarabilirse ikinci turda muhalefet adayının seçilmesi şansı hiç de az değildir.

Tabii gecikilmeden ortak bir aday da anlaşıp, her kafadan bir ses çıkmadan destek görebilirse.

4 Nisan 2014 Cuma

Seçim Analizi

Öncelikle halkın %87 gibi bir katılımla yerel seçimlerde oy vermesi çok önemli.

Seçimlerde AKP'nin %45 oy aldığı ise doğru değil. Hile ve diğer konular hariç yine de genel seçimlerle karşılaştırılması gereken 30 ildeki ilçe belediye meclisi ve 51 ildeki il genel meclisi seçimi toplamında AKP %43 oy aldı. Yani bir önceki seçime göre %7 oy kaybetti.

Haritada her yeri AKP'nin turuncu rengi görüp morali bozulanlar için AKP karşısında en güçlü adayda birleşmenin önemini seçim öncesi söylemiştik. Bir çok ilde seçmen bunu yapmaya çalıştı. Ankara seçimlerinin belirsizliği ve sandıktan aslında Mansur Yavaş'ın çıktığına dayanarak AKP 48,CHP 14,BDP 11,MHP 8 ilde seçimi kazandı. Peki CHP,MHP seçmeni en kuvvetli adayda birleşse idi ne olurdu? AKP 36,MHP 16,CHP 14,BDP 11 olurdu. Seçmen bilinçlendikçe AKP'nin işinin daha da zor olacağı anlaşılıyor.

Peki niye AKP seçmeni yolsuzlukları görmedi veya oyunu değiştirmedi? Bu %43'ü şu şekilde analiz edelim. %3 sahte seçmen,seçim hilesi. %5 bu yolsuzluk düzeninden, büyük küçük pay alan ve işin içinde olan seçmenler. Bunları değiştirmek mümkün değil. %5 gazete ve TV'de haberleri seyretmediği için yolsuzlukları duymayanlar. %15 yolsuzlukların bir komplo olduğuna inananlar. Bunlar daha önceki Balyoz, Ergenekon'da ortaya çıkan komplolarla yolsuzlukları birbirine bağladı -Gülen hareketinin işin içinde olması dolayısıyla- ve Erdoğan'ın komplo teorisine inandı. %15 ise muhalefeti bir alternatif görmediğinden, muhafazakarların tekrar 2.ci sınıf vatandaş konumuna geleceği korkusundan, muhalif adayların yetersizliğinden dolayı yolsuzlukları bile bile yine AKP'ye oy verdiler.

Yani muhalefet daha iyi çalışmış, adayları daha iyi belirlemiş, ev ev, kahve kahve her yere sesini ulaştırsa ve sandıklara sahip çıkabilse idi bu %43 %13'lere kadar indirilebilir.

Sandıklara sahip çıkmak üzerinde ayrıca duralım. Seçim öncesi hem CHP,hem MHP sistem kurduk, merak etmeyin, sonuçlara hemen hakim olacağız dediler. YSK'nın sandık sonuçlarını online olarak partilere açmasına karşın Ankara ve İstanbul'da bile (örneğin Üsküdar'da) bizim oyumuz net şu, AKP'nin oyu şu deyip, şu, şu sandıklarda şu kadar hata var diyemediler. Twitter üstünden tutanak arayan bir muhalefet oldukça zavallı bir konuma düştü. Buna karşın "oyveötesi" ve diğer sivil insiyatifler CHP ve MHP'den çok daha organize ve bilinçli olarak çalıştı.

Buradan yola çıkarak Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilir mi? Malesef muhalefet daha organize olmazsa, ortak bir aday üzerinde daha erken anlaşmazsa, adayın tanıtımına yeterli zaman kalmazsa %7 olan BDP+HDP desteği ile yapılacak pazarlığa göre ilk veya 2. turda Erdoğan seçilebilir. Şimdiden 10 ve 24 Ağustos günlerinde sandığa gitmek için hazır olunmalı. Apo'yu gazetecilerin ziyareti BDP'ye verilen tavizlerin bir başlangıcıdır. Cumhurbaşkanının hasta mahkumları af yetkisi ve bunun daha önce Erbakan için nasıl uygulandığı unutulmamalı.

Bütün hatalara karşın çok çalışan Kılıçdaroğlu'nun istifası veya kurultaylara gitmek bu süreçte Erdoğan'ın seçilmesine hizmet eder sadece. Şu an lider değişimi değil hatalardan ders alıp, daha fazla çalışmak zamanıdır. AKP daha da geriye gidebilir bunun için ekonomi dahil her tür olanak muhalefetin lehinedir.

Kullanabilirlerse!







22 Mart 2014 Cumartesi

Zülmün Sonuna Geliyoruz!

Bütün otokratik iktidarlar, diktatörler sonları yaklaşınca zülmü ve baskıyı artırırlar. Buna "çarpışarak çekilme" deniyor siyasette.

Bizim yaşadığımız da bundan farklı değil. Twitter'ın kapatılması bunun son örneği. Google DNS yasağı da bunun üzerine eklendi. Bu engel oldu mu halka? Hayır halk, DNS ve VPN gibi biz profesyonellerin bildiği kavramları kullanarak sorunu el birliği ile aştı.

Artık bu iktidardan mamalanmayan veya kör olmayan kimsenin göremeyeceği kadar ortada olan yalan,dolan,talan saklanamaz.

Belki tüm yurtdışı internet çıkışını kapatmak veya internet erişimini çok kısmak gibi son çareler de denenebilir.

Ama korkunun ecele faydası olmayacaktır!

Yeter ki sandıklara gidelim, ilimizde, ilçemizdeki AKP karşısındaki en güçlü adayda oylarımızı birleştirelim.

30 Mart'a kadar olağanüstü bir şey olmadıkça bu son yazım. Özgür günlerde görüşmek dileğiyle.

16 Mart 2014 Pazar

30 Mart Seçimlerinde Ne Yapmalı?

30 Mart'a sadece 2 hafta kaldı. Türkiye'nin içinde bulunduğu durum nedeniyle bu seçimler çok önemli.

En hafifinden otoriter bir yönetim denilen, bir çok gözlemcinin artık bir diktatörlük kabul ettiği bu yönetimden kurtulmak için ciddi bir şans. Erdoğan'ın elindeki "sandık bizimle","milli irade" kozlarını halkın elinden alması için ciddi bir fırsat.

Her durumda sandığa kesinlikle gidip oy vermeliyiz. Büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlığı seçimlerinde AKP dışındaki en güçlü adayda gücümüzü birleştirmeliyiz. Bunu için anketler, geçen seçim sonuçları ve bunlara güvenemiyorsanız sağduyunuzu kullanın. En güçlü muhalif adayı veya partisini beğenmeseniz de bu çok önemli. İstanbul,Ankara gibi illeri kaybetmiş bir AKP ile oy oranı düşse bile bu şehirleri koruyan bir AKP ve Erdoğan çok farklı olacaktır. Sonradan pişman olacağımız oylar için çözüm yok.

İl genel meclisi, belediye meclisi seçimlerinde ise gönlümüzden geçen partiye meclise aday gönderir mi endişesinde olmadan oy verelim. Bu yolla seçim barajı olmasa idi olacak tabloyu daha iyi ortaya koyalım. Büyük muhalefet partilerinin uygulamalarını beğenmiyorsanız bu onları protesto etmek için bir fırsat yaratacaktır.

Oyların açılmasında oyların doğru sayılıp tutanağa geçtiğinden emin olmak ve mümkünse bu göreve bizzat katılmak da çok önemli. Muhalefet partileri kendi alamadıkları sandık sonuçlarını diğer muhalefet partilerinden alıp doğru birleştirme yapıldığından emin olmalılar.

Bu seçim sonrası halkın büyük özveri ve genç şehitler vererek yaptığı mücadele sandığa yansımazsa o zaman oluşacak umut kırılmasının kaldırılması çok zor olacaktır.