İşsizlik fonundaki paralar hükümetin ilgisiz işleri için fon olmasın, paralar işsiz kalanlara daha fazla dağıtılsın demiştik.
Sonunda hükümet dediğimizi duydu! 6-10 ay arasında olan işsizlik maaşını 5 aya indirmeye karar verdi. Zaten tüm dünyada 12-24 ay uygulanan, maaşa oranı bazen %70'leri bulan işşizlik maaşı bizde ne maaş olursa olsun 310 ile 630 (yaklaşık) TL. arası uygulanıyordu. Bir de süreyi kısaltarak tam vur abalıya yapılıyor.
Deprem, terör derken çalışanların hakları budanmaya devam ediliyor usta ileri demokrasi adına.
Siz uyuyun!
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
10 Kasım 2011 Perşembe
1 Kasım 2011 Salı
Deprem Sigortası ve Kalıcı Konut
Van depremi 600'den fazla vatandaşımızı canından etti. Hatalı yapıların yeni yapı denetimine de takılmadığı, rüşvet, para hırsının bu yasaları kolay aştığı ortaya çıktı.
Şimdi kalıcı konut yapılması gündemde. DASK zorunlu deprem sigortasına vurulan en büyük darbe budur bence. DASK yaptırmış olanlara paraları çok hızla ödenip, kalanların bu konutları satın alması istenmedikçe DASK yaptıran enayi olmak istemez hiç kimse. Ya DASK'ı kaldırın ya uygulayın!
Şimdi kalıcı konut yapılması gündemde. DASK zorunlu deprem sigortasına vurulan en büyük darbe budur bence. DASK yaptırmış olanlara paraları çok hızla ödenip, kalanların bu konutları satın alması istenmedikçe DASK yaptıran enayi olmak istemez hiç kimse. Ya DASK'ı kaldırın ya uygulayın!
23 Ekim 2011 Pazar
Yazarın İkilemi
Bu blogda uygarca, radikal görüşlerimi dile getirmeye söz verdim. Bu beni ikileme düşürüyor son zamanlarda.
Olan biten bazı olayları uygarca yorumlamak çok zor. Defalarca söylediğimiz gerçeklerin kabak gibi ortaya çıkmasını, ben söylemiştim desek ne kadar uygar olacak. Dün düğün dernek karşılattığınız kişilere şimdi intikam alma duygusu ile yaklaşmanın derin çelişkisinden mi bahsetsem, Anayasa değişikliğ tuzağına düşen muhalefetden mi bahsetsek.
Son günlerdeki terörü durdurmak için radikal önerimi ortaya atıyorum. Nisan ayında seçimler yapılsın. Nasılsa ne yapılır edilir seçimlerden önce ateşkes ilan ettirilir!
Olan biten bazı olayları uygarca yorumlamak çok zor. Defalarca söylediğimiz gerçeklerin kabak gibi ortaya çıkmasını, ben söylemiştim desek ne kadar uygar olacak. Dün düğün dernek karşılattığınız kişilere şimdi intikam alma duygusu ile yaklaşmanın derin çelişkisinden mi bahsetsem, Anayasa değişikliğ tuzağına düşen muhalefetden mi bahsetsek.
Son günlerdeki terörü durdurmak için radikal önerimi ortaya atıyorum. Nisan ayında seçimler yapılsın. Nasılsa ne yapılır edilir seçimlerden önce ateşkes ilan ettirilir!
16 Ekim 2011 Pazar
Gündemi Değiştirmek
AKP iktidarı hem gündemi belirlemekte hem de gündemi değiştirmekte usta. Güncelleme adı altında içkiyi, sigarayı zıkkım yapma zamları, elektriğe, doğal gaza gelen zamlar gündemin ana maddesi olacakken cumartesi mesai, sabah yedide mesaiye başlama önerisi ortaya atmak sadece gündem değiştirmektir. Sabah dokuzda bile mesaiye geciken devlet memurlarının sabah yedi buçukta tam verimli mesaiye başlaması hayalden başka bir şey değildir. Öldürsen bizim memurumuzu artık Cumartesi mesaiye getirtemezsin.
Ana muhalefet ve medya (bağımsızlığını koruyabilen kaldıysa) bu gündem değiştirmelerine hiç yer vermeyip ana gündeme yüklenmeye devam etmeli. Amerika'da bile artık halk gelir dağılıma, adaletsiz vergilere, yoksullar üzerindeki ekonomik yüke isyan ediyor. Biz de gelinen noktada dünkü protestolara sadece 70 kişi katılmış.
Ne zamanki gündemi halk belirler o zaman kurtuluş yakındır.
Ana muhalefet ve medya (bağımsızlığını koruyabilen kaldıysa) bu gündem değiştirmelerine hiç yer vermeyip ana gündeme yüklenmeye devam etmeli. Amerika'da bile artık halk gelir dağılıma, adaletsiz vergilere, yoksullar üzerindeki ekonomik yüke isyan ediyor. Biz de gelinen noktada dünkü protestolara sadece 70 kişi katılmış.
Ne zamanki gündemi halk belirler o zaman kurtuluş yakındır.
17 Eylül 2011 Cumartesi
Nasıl Bir Dünya
Kendi ülkesinde laikliğin çanına ot tıkayıp, başka ülkelere laiklik akıl hocası politikacıların olmadığı bir dünya özlüyorum.
Kendi ülkesinde otokrasinin zirvesinde iken, dün kardeş yönetim toplantıları yaptığı, can ciğer dost olduğu başkanlara otokratik yönetim devirleri geçti diyen politikacıların olmadığı bir dünya özlüyorum.
Bir yandan milyonlarca dolar değerinde silah alıp, bir yandan ülkesinin böğrüne onlara yönelen saldırıları önceden haber verecek sistemler kurup, bir yandan da her gittiği ülkede onlara haddini bildirme masallarına kimsenin inanmadığı bir dünya özlüyorum.
Görmesem de, gelmese de bu dünyayı özlüyorum. Ne yapalım!
Kendi ülkesinde otokrasinin zirvesinde iken, dün kardeş yönetim toplantıları yaptığı, can ciğer dost olduğu başkanlara otokratik yönetim devirleri geçti diyen politikacıların olmadığı bir dünya özlüyorum.
Bir yandan milyonlarca dolar değerinde silah alıp, bir yandan ülkesinin böğrüne onlara yönelen saldırıları önceden haber verecek sistemler kurup, bir yandan da her gittiği ülkede onlara haddini bildirme masallarına kimsenin inanmadığı bir dünya özlüyorum.
Görmesem de, gelmese de bu dünyayı özlüyorum. Ne yapalım!
11 Eylül 2011 Pazar
12 Eylül'ün 1. Yılı
12 Eylül 2010 referandumu ile girdiğimiz ileri demokratik faşizm döneminin 1. yılını kutluyoruz.
Yetmez ama evet'çilerle , bugünkü ileri demokratik meclise gitmeyen azınlık milliyetçisi parti yanlısı boykotçular, sayelerinde geldiğimiz bugünü büyük mumlu pastalarla kutlasınlar. İstedikleri ileri demokrasi geldi. Bütün 12 Eylül 1980 antidemokratik uygulamaları kalktı. Herkes özgür. İsterseniz pastanın mumu için barışı kutlamak adına dinamit de koyabilirsiniz!
Yetmez ama evet'çilerle , bugünkü ileri demokratik meclise gitmeyen azınlık milliyetçisi parti yanlısı boykotçular, sayelerinde geldiğimiz bugünü büyük mumlu pastalarla kutlasınlar. İstedikleri ileri demokrasi geldi. Bütün 12 Eylül 1980 antidemokratik uygulamaları kalktı. Herkes özgür. İsterseniz pastanın mumu için barışı kutlamak adına dinamit de koyabilirsiniz!
28 Ağustos 2011 Pazar
Şikeli Afrika'da Açlara Yardım Kampanyası
Şike haberi dışında haberin izlenemediği bugünlerde bence bir şikede Afrika'ya yardım kampanyalarında var. Neden her ramazan halkımızın vicdanı bu kadar sömürülür anlayanınız var mı? Bu yardımların bir merkezi kaydı, hesabı, kitabı halka açıklanacak mı?
Toplanan yardımlar ile yapılan arasındaki uçuruma değinecek cesur gazeteci kalmadı galiba dışarıda!
Toplanan yardımlar ile yapılan arasındaki uçuruma değinecek cesur gazeteci kalmadı galiba dışarıda!
14 Ağustos 2011 Pazar
OKUDUĞUM SON 4 KİTAP
1) Paulo Coelho/Elif/Can
Sibirya'ya uzanan bir tren yolculuğu. Reenkarnasyona inanıyorsanız bu kitap size daha da ilginç gelecektir. Geçmiş yaşamımızdaki hatalarımız bugün bize nasıl geri dönüyor?
"Birini kaybettiğimizde eskiyi geri getirmeye çaışmak boşunadır, doğru olan açılan büyük boşluğu yeni bir şeyle doldurmaya çalışmaktır. Teorik olarak her kayıpta bir hayır vardır; pratikte ise kayıplar insana Tanrı'nın varlığını sorgulatır ve kafada bir soru doğurur:Bunu hak ettim mi?"
"Geleneğin dediğine bakılırsa her birimiz var oluşumuzun gerçek sebebini ölmeden bir saniye önce anlarmışız, Cehennem ya da Cennet işte o an doğarmış."
"Ama o zaman bu işler başkalarının başına gelmişti ve size göre onlar işkenceye, ateşe müstehaktılar. ..."
"Sen Tanrı'yı öldürmüşsün. Tanrı'yı ya şimdi diriltirsin ya da bütün yolculuk boşa gider. Sırf kendi sorunlarından kaçmak uğruna başkalarına yardım etmek için dört dönen çok insan tanırım."
2) Ayşe Kulin/Hayat 1941-1964/Everest
Ayşe Kulin'in kendi yaşamını anlattığı bu otobiyografi o yılları bir Cumhuriyet ailesinin ferdinin gözünden akıcı şekilde anlatıyor.
Boğaziçi, Robert Kolejde okuyanlarda belki kendi okul yıllarını anımsayarak mutlu olabilirler bu kitabı okumakla.
"Dersleri ardan çıkarınca kendimi dinlemeye ve sorgulamaya vakit kalmıştı. Çocuklar öğleden sonra uykularını uyurken, ev işlerini erken kalkıp sabah bitirmiş olduğumdan onlarla beraber elimde bir kitapla yatağa uzanıyor ama okuyacağıma düşünüyordum. .... Sormuyordum. Doğru yanıtı almayacağımdan çok, doğru yanıtı alma korkusuyla sormuyordum. Aklıma takılan başka şeyleri de sormuyordum kocama. "
3) Bejan Matur/dağın ardına bakmak/Timaş
Eğer çok karşısında olduğumuz kişileri de anlamaya çalışırsak, en azından dinlersek daha uygar bir yaşam için büyük bir adım atmış oluruz. Dağa çıkmış PKK'lılarla yapılan röportajlar var bu kitapta.
"Ben yurtseverliği bilmem. Sosyalistliği de bilmem. Beni ne itti o zaman? Bana göre devlet bizi dağa gönderdi. Panzerle bilmem kaç kilometre hızla bir kasabanın içinden geçersen o panzeri izleyen gençleri dağa gönderirsin."
"Devlet ölü sayısını bilmesin diye arkadaşını taşıyıp gömmek zorundasın. Eğer bunu yapmıyorsan silahsızlandırılırsın."
"Tamam, döndük, döndüm ama o kadar ara vermişiz ki normal hayatta nasıl duracağımızı, bu hayatın neresinden tutacağımızı hiçbirimiz tam olarak bilemiyoruz."
"Ne biz İstanbulsuz oluruz, ne İstanbul Diyabakırsız olur."
"Karda donan parmaklarının arkadaşları tarafından nasıl tek tek kesildiğini anlatmıştı Rewan. Bir zeytin kutusunda biriken parmakları nasıl hala rüyasında gördüğünü..."
4) J.M. Coetzee/Taşra Hayatından Manzaralar/Can
Altıyüz sayfalık bu dev otobiyografik roman bence tam bir baş yapıt. Okumayı seven herkes okumalı. Nobel ödüllü bir yazarın hayatından kesitlerle Güney Afrika'yı tanıdım. Afrika hakkında fazla kitap okumadığımı farkettim. Daha fazla seçeceğim bundan sonra.
Ayrıca yazarın yaşadıkları değil ama duyguları ile çok fazla özdeşleştiğimi itiraf etmeliyim.
"Onun özenli gözetiminden kurtulmayı nasıl da istiyor. Belki bir zaman gelecek, bunun üstesinden gelmek için öyle bir gaddarlıkla ağırlığını koyması, onu reddetmesi gerekecek ki, annesi dehşetinden geri adım atmak ve onu azat etmek zorunda kalacak. "
"Hep bu reçeteye, kulağa eski günlerden kalma gibi gelen bu reçeteye başvuruyor. Belki her neslin bir sonrakine bir uyarı, bir tehdit olarak söylediği bir şey bu. Ama yine de duymak istemiyor. "Senin de çocukların olsun da gör." Ne saçmalık, ne çelişki! Bir çocuğun nasıl çocukları olabilir?"
"Hayatında hiç sarhoş olmadı. Sarhoşluk onu iğrendiriyor. İçkiyi fazla kaçıranların sendelemesinden, anlamsızca konuşmasından kaçmak için partilerden erken ayrılıyor."
"Henüz masum bir çocuk olduğu bir zamanlar önemli tek ölçünün zeka olduğuna, yeterince zeki olduktan sonra istediği her şeyi elde edebileceğine inanırdı. Üniversiteye gidince boyunun ölçüsünü aldı."
"Hiçbir kadının yüreğinde büyük tutku denebilecek bir şey uyandırmadı."
"Gerçek aşk iki tam insan ister ve bu ikisinin birbirlerine uyması, birbirlerine oturması gerekir. Yin ve Yang gibi. Elektrik fişiyle prizi gibi. Erkekle kadın gibi."
"Çünkü beden bilir! Bilir! İçindeki ritmi histetiğinde düşünmesine gerekkalmaz. Eğer insansk bu böyledir. Tahta kukla bu yüzden dans edemez. tahtanın ruhu yoktur. ..."
"Çünkü bana göre bir erkekle bir kadın arasında durağanlık olmaz. Ya yukarı çıkar ya aşağı inersiniz."
Sibirya'ya uzanan bir tren yolculuğu. Reenkarnasyona inanıyorsanız bu kitap size daha da ilginç gelecektir. Geçmiş yaşamımızdaki hatalarımız bugün bize nasıl geri dönüyor?
"Birini kaybettiğimizde eskiyi geri getirmeye çaışmak boşunadır, doğru olan açılan büyük boşluğu yeni bir şeyle doldurmaya çalışmaktır. Teorik olarak her kayıpta bir hayır vardır; pratikte ise kayıplar insana Tanrı'nın varlığını sorgulatır ve kafada bir soru doğurur:Bunu hak ettim mi?"
"Geleneğin dediğine bakılırsa her birimiz var oluşumuzun gerçek sebebini ölmeden bir saniye önce anlarmışız, Cehennem ya da Cennet işte o an doğarmış."
"Ama o zaman bu işler başkalarının başına gelmişti ve size göre onlar işkenceye, ateşe müstehaktılar. ..."
"Sen Tanrı'yı öldürmüşsün. Tanrı'yı ya şimdi diriltirsin ya da bütün yolculuk boşa gider. Sırf kendi sorunlarından kaçmak uğruna başkalarına yardım etmek için dört dönen çok insan tanırım."
2) Ayşe Kulin/Hayat 1941-1964/Everest
Ayşe Kulin'in kendi yaşamını anlattığı bu otobiyografi o yılları bir Cumhuriyet ailesinin ferdinin gözünden akıcı şekilde anlatıyor.
Boğaziçi, Robert Kolejde okuyanlarda belki kendi okul yıllarını anımsayarak mutlu olabilirler bu kitabı okumakla.
"Dersleri ardan çıkarınca kendimi dinlemeye ve sorgulamaya vakit kalmıştı. Çocuklar öğleden sonra uykularını uyurken, ev işlerini erken kalkıp sabah bitirmiş olduğumdan onlarla beraber elimde bir kitapla yatağa uzanıyor ama okuyacağıma düşünüyordum. .... Sormuyordum. Doğru yanıtı almayacağımdan çok, doğru yanıtı alma korkusuyla sormuyordum. Aklıma takılan başka şeyleri de sormuyordum kocama. "
3) Bejan Matur/dağın ardına bakmak/Timaş
Eğer çok karşısında olduğumuz kişileri de anlamaya çalışırsak, en azından dinlersek daha uygar bir yaşam için büyük bir adım atmış oluruz. Dağa çıkmış PKK'lılarla yapılan röportajlar var bu kitapta.
"Ben yurtseverliği bilmem. Sosyalistliği de bilmem. Beni ne itti o zaman? Bana göre devlet bizi dağa gönderdi. Panzerle bilmem kaç kilometre hızla bir kasabanın içinden geçersen o panzeri izleyen gençleri dağa gönderirsin."
"Devlet ölü sayısını bilmesin diye arkadaşını taşıyıp gömmek zorundasın. Eğer bunu yapmıyorsan silahsızlandırılırsın."
"Tamam, döndük, döndüm ama o kadar ara vermişiz ki normal hayatta nasıl duracağımızı, bu hayatın neresinden tutacağımızı hiçbirimiz tam olarak bilemiyoruz."
"Ne biz İstanbulsuz oluruz, ne İstanbul Diyabakırsız olur."
"Karda donan parmaklarının arkadaşları tarafından nasıl tek tek kesildiğini anlatmıştı Rewan. Bir zeytin kutusunda biriken parmakları nasıl hala rüyasında gördüğünü..."
4) J.M. Coetzee/Taşra Hayatından Manzaralar/Can
Altıyüz sayfalık bu dev otobiyografik roman bence tam bir baş yapıt. Okumayı seven herkes okumalı. Nobel ödüllü bir yazarın hayatından kesitlerle Güney Afrika'yı tanıdım. Afrika hakkında fazla kitap okumadığımı farkettim. Daha fazla seçeceğim bundan sonra.
Ayrıca yazarın yaşadıkları değil ama duyguları ile çok fazla özdeşleştiğimi itiraf etmeliyim.
"Onun özenli gözetiminden kurtulmayı nasıl da istiyor. Belki bir zaman gelecek, bunun üstesinden gelmek için öyle bir gaddarlıkla ağırlığını koyması, onu reddetmesi gerekecek ki, annesi dehşetinden geri adım atmak ve onu azat etmek zorunda kalacak. "
"Hep bu reçeteye, kulağa eski günlerden kalma gibi gelen bu reçeteye başvuruyor. Belki her neslin bir sonrakine bir uyarı, bir tehdit olarak söylediği bir şey bu. Ama yine de duymak istemiyor. "Senin de çocukların olsun da gör." Ne saçmalık, ne çelişki! Bir çocuğun nasıl çocukları olabilir?"
"Hayatında hiç sarhoş olmadı. Sarhoşluk onu iğrendiriyor. İçkiyi fazla kaçıranların sendelemesinden, anlamsızca konuşmasından kaçmak için partilerden erken ayrılıyor."
"Henüz masum bir çocuk olduğu bir zamanlar önemli tek ölçünün zeka olduğuna, yeterince zeki olduktan sonra istediği her şeyi elde edebileceğine inanırdı. Üniversiteye gidince boyunun ölçüsünü aldı."
"Hiçbir kadının yüreğinde büyük tutku denebilecek bir şey uyandırmadı."
"Gerçek aşk iki tam insan ister ve bu ikisinin birbirlerine uyması, birbirlerine oturması gerekir. Yin ve Yang gibi. Elektrik fişiyle prizi gibi. Erkekle kadın gibi."
"Çünkü beden bilir! Bilir! İçindeki ritmi histetiğinde düşünmesine gerekkalmaz. Eğer insansk bu böyledir. Tahta kukla bu yüzden dans edemez. tahtanın ruhu yoktur. ..."
"Çünkü bana göre bir erkekle bir kadın arasında durağanlık olmaz. Ya yukarı çıkar ya aşağı inersiniz."
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Hani
Hani Müdahele Edemezdiniz
Yargıya
İş gelince 2 fenerle çarşıya
Soruşturma geliverdi Savcıya.
Yargıya
İş gelince 2 fenerle çarşıya
Soruşturma geliverdi Savcıya.
Etiketler:
Deneme,
Deniz Feneri,
Şiir,
Şike,
Yargı
31 Temmuz 2011 Pazar
Özel Yetkili Mahkemeler Kalksın
Koşaner'den gelen taleplere hukuka müdahele edemeyiz denmiş. Tek tek davalara müdahele değil Özel Yetkili Mahkemelerin ve tüm özel yetkilerin kaldırılması tüm demokratların üstünde buluşacağı talep olmalı. Artık istifa gibi demokratik tepkilerle yetinen askerler de bu demokratik talebi dile getirebilir.
Eğer gerçekten demokrasi isteniyorsa Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması ve Seçim Barajlarının kaldırılması için Anayasa Değişikliği beklenmemeli.
CHP bu düzenlemeler yapılmadan hiç bir Anayasa Değişikliği çalışmamasına katılmamalı.
Samimi ise samimi adımlar atmalı.
Eğer gerçekten demokrasi isteniyorsa Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması ve Seçim Barajlarının kaldırılması için Anayasa Değişikliği beklenmemeli.
CHP bu düzenlemeler yapılmadan hiç bir Anayasa Değişikliği çalışmamasına katılmamalı.
Samimi ise samimi adımlar atmalı.
Etiketler:
Anayasa Değişikliği,
Hukuk,
İstifa,
Ordu,
ÖYM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)