28 Ağustos 2010 Cumartesi

OKUDUĞUM SON 5 KİTAP

1) Tek ve Tek Başına Türkan/Ayşe Kulin/Everest

Bu kitabı duygulanmadan okumak imkansız. Türkan Saylan'a ağır haksızlık yapıldığını daha iyi anlıyor, bunu yapanların bu gün demokrasi havarisi geçinmesine daha bir sinirleniyor insan.

Bu kadar iyi insanın sevilmek yönünden de çok şansı yaver gitmemiş. Mutlaka okunmalı.

"Ne kadar çok doktor tanıdım, hastaya hastalığı süresince bakar, iyileştirdikten sonra yolları ayrılır. Doğrusu da bu olmalıdır ama ben ne zaman doğru olanı yapabildim ki! Benim hatalarım, hayatlarının tüm alanlarıyla hayatıma girdiler hep. Çocuklarının okuluna, eşlerinin iş durumuna kadar her dertlerini bana taşımalarına izin verdim. Onlara hayatın her shasında el uzatmaya çalıştım. ...."

"Erkeklerden ne bekliyordum acaba? Müthiş bir zeka mı, kültür birikimi mi, çok ince bir mizah duygusu mu? Ne? ..."

"... Ah, her alanda birlikteliğin, ruh ve akıl uyumunun, yani boş hayallerin peşinden koşan saf Türkan! ..."

"Para eğer güzel bir amaca hizmet etmiyorsa, olsa ne çıkar olmasa ne çıkar."

"Hekimlik mesleğini seçen insanların özveriden kaçınmaları ne büyük bir yazıktı!"

"Bir doktorun tek arzusu, hastasını sağlığına kavuşturmak, yaşamını uzatmaktır. Ben bundan fazlasını yaptım; hastalarıma yaşam şartlarını da hazırladım, onlara iş ve aş buldum, çocuklarına kanat gerdim. Minnettarım tüm hayatımı vakfettiğim cüzamlılarıma, çünkü onların çocukları sayesindedir ki, memleketimin binlerce başka çocuğuna da uzanabildim. Yoksul olmaları koşuluyla, hiç bir ayrım yapmadan Türk, Kürt, Süryani, v.s. demeden, kırsalın evlerde hapsedilmiş kızlarına kapıları araladım, ışık tuttum yollarına. Beni hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gavurluğum kaldı, ne Kürtçülüğüm, ne de komünistliğim. Şu son aramayla da darbeci yerine kondum. Umurumda bile olmadı. Çünkü ben, gavur, Kürtçü, komünist veya darbeci değilim. Ben sadece, yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimim.Ükemi, insan haklarına ve hukuka saygılı, demokrasiye inanan hükümetlerin idare etmesini isteyen bir vatanseverim. ...."

2) Şeytan/Tolstoy/Bordro-Siyah

Bu klasik uzun öykü insanın ne kadar kolay "şeytan"a kanabileceğini, kötülüğe alışmanın ne kadar kolay olduğunu güzel bir biçimde işliyor.

"Aman Tanrım ben neler düşünüyorum ve neler yapıyorum!"

3) Ezilenler/Dostoyevski/Sonsuz Kitap

Klasikleri sevenler için insan ilişkileri ve sevgiyi güzelce anlatan bir roman daha.

Hem kardeşce bir sevgi, hem bir zavallı çocuğun büyük gururunu son derece akıcı bir şekilde okuyoruz.

" ... Böylece doğruca Beyefendinin huzuruna çıkarım. "Prens hazretleri, velinimetim, anam, babam! derim. Ne olursa senden olur. Ben ettim sen etme, bize bir lokma ekmeği çok görme. Çoluk çocuğuma acı...""

" ... Bir daha behbadt olursam, felaket bir kere daha kapımı çalarsa eminim sen yine burada, yanımda olacaksın. Belki de senden başkası bulunmayacak. Hakkını nasıl ödeyeceğimi bilemiyorum. ..."



4) Sergüzeşt/Sami Paşazade Sezai/Sonsuz Kitap

İlk Türk romanlarından, yüz küsur yıl önce Osmanlı dönemi ve bir esire aşık olan bir genç.

"Celal Bey o anda birdenbire gelen delice bir öfkeyle, aslında pazu gücüne dayanamayacak evin kapısını bir kaç yumrukta arkaya doğru devirdi. Çılgıncasına içeriye saldırdı. ...."

5) Leyla/Alexandra Camus/PEGASUS

Bu devirde artık Nazi kıyımı falan olmaz sananlar bu kitabı okusun. 10 yıl ancak geçti üstünden. Bosna'da yaşanan her tür savaş rezilliği, tecavüz, katliam, ihanet. Gerçek bir savaş esiri olan Leyla'nın başından geçenler. İnsanların ne kadar acımasız olabildiklerini görüyor ve neredeyse insanlıktan iğreniyorsunuz.

"Hiçbirimiz böyle bir şeyi hesaba katmamıştık, yine de hepimiz hiçbir şey olmamış gibi işlerimize devam etmiştik."

"Dayak atmaktan sıkıldıklarında, eğlenmek ya da intikam istediklerinde kadınlara tecavüz ediyorlardı."

"Ölüm artık bize normal gelmeye başlamıştı. ..."

""Artık hiçbir şey yapmak istemiyorsun. Böyle devam edersen öleceksin" diyerek beni azarladı."

19 Ağustos 2010 Perşembe

Hayır, Hayır, Hayır!

Hep benim dediğim olacak diyenlere

Adaletin içine edenlere

Yolsuzluğu adet edinenlere

Irkçı, soycu, boycu, goygoyculara

Rejimle kavgalılara hayır.

***

Hayatımızı karartanlara

Aklınca bir kaç iyi madde ile bizleri

Yoksullara devlet sırtından yardım ile halkı

Istırap veren tarzı ile kandıranlara

Red, Red , Red.

***

Hayırlısını bilen bizler

Adaleti ele geçirecek zehiri gizler

YÖK'e üye, yoka üye, aza - çoka üye

Irgalamaz beni diğer maddeler

Referandumda evet hukuğun sonu ise.

6 Ağustos 2010 Cuma

ŞOK...ŞOK...ŞOK

Darbe Planları bulundu!

Zamansız ve Taraflı gazetelerinin bildirdiğine genel kurmayda bulunan darbe planları 1960 yılına ait bir laptopda ele geçirildi. Ayrıca planların DVD kopyalarının da aynı tarihe ait olduğu , DVD'ler üzerindeki parmak izinin Orgeneral Cemal Gürsel'e ait olduğu anlaşıldı.

Hükümetin bu büyük başarısı yurtdaşlar arasında büyük sevinçle karşılandı. Konuştuğumuz yurtdaşlar demokrasinin ne kadar geliştiğini, Avrupa hatta Mars seviyesine geldiğimizi ifade ettiler.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

AHVAL

Son günlerde ülkemin içinde bulunduğu durum beni derinden üzmekte. Çok öncelerden uyardığım ayrımcı, kışkırtıcı hareketler giderek artıyor ve sonuç almaya yaklaşıyor. Yorum yazıp yazmamakta çok tereddüt etsem de içinde bulunduğumuz durumu bir benzetme ile açıklamak isterim.

Ana muhalefet partisi lideri dahil bir çok kişi ülkemizin insanlarının bir karpuz gibi ikiye bölündüğünü belirtiyor. Sorarım size "İkiye bölünen karpuz birleştirilebilir mi?"

18 Temmuz 2010 Pazar

Yapma Cennet

Bu hafta bir iş toplantısı için Dubai'de 3 gün geçirdim. Yoğun toplantı programından dolayı çok fazla çevreyi tanımaya fırsatım olmadı ise de bazı izlenimlerimi yazmak istiyorum.

Yerleşim yerlerinin neredeyse tamamen gökdelenlerle dolu olduğu, çok yoğun bir yapılaşma süreci içindeki ülke bazı yönleri ile diğer Arap ülkelerinden farklı. Ulaşım açısından bir toplama noktası (hub) özelliği var. Şeriat kuralları yerine daha liberal bir yapı sayesinde yabancı uzmanları ülkede kolaylıkla istihdam edebiliyor. Bunun üstüne bir de vergi cenneti olması eklenince yabancı şirketlerin Ortadoğu,Afrika merkezlerini çekmek oldukça kolay.

Modern bir ülke görünümü veriyor br çok açıdan ama çok yapay, tarihden yoksun, kültürel birikim içermeyen hali de var. Çok sıcak iklim nedeniyle klimalı kapalı ortamlara mahkum oluyorsunuz gece , gündüz.

Ülkemizin çok daha uygun iklimi, binlerce yıllık kültürü, tarihi dokusu düşünülünce ülke çıkarı düşünen, açık ve ileri görüşlü yönetimler olmamasının bizlere neler kaybettirdiğini bir kez daha acıyla hissettim.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Referandumda Hayır

Parlamentodan hiç bir uzlaşma aranmadan geçen ; hukuk ve demokrasimizi ağır bir şekilde zehirleyecek pakete Anayasa Mahkemesinden kısmi iptal çıktı. Bu bazılarının kafasını karıştırabilir ve kalan paketin eveti hakkettiğini düşünebilir. AYM sadece zehirin dozunu biraz azaltmıştır. Paket halen yıkıcı etkidedir. Referandumda kocaman bir HAYIR'ı hak etmektedir.

4 Temmuz 2010 Pazar

Siyasi Partiler Yasası

Uzun zamandır savunduğum siyasi partiler yasasındaki demokrasiyi gelişterecek değişiklikleri daha detaylı ele almak istiyorum.

Ön seçim zorunluluğunu defalarca yazdım. Burada önemli olan tüm üyelerin katılımı ile ön seçim yapılmasıdır. Yani delege ağalığı gibi uygulamalara son verilmesidir. Bunun da aidatını ödeyen üyelerin oy hakkı olması ile gerçekten örgütlü topluma adım atılabilir. Aidat ödemelerinin ve bir vatandaşın iki partiye üye olamaması -şu an çok örneği var- takibi bu konuda devletin açık ihale ihale bir bankayı yetkilendirmesi ile yapılabilir. Oy kullanabilecekler listesi banka tarafından verilebilir.

Bu fikri partilerin devletden alacağı yardımı düzenleyerek geliştirmek istiyorum. Siyasi partilere devlet yardımı partilerin bir önceki yıl üyelerden topladığı aidata oranlanmalıdır. Örneğin normal yıllarda bu aidat kadar da devlet yardım yapmalı, genel seçim olan yıllarda bu ikiye katlanmalıdır.

İşte bu düzenlemeler küçük kral partilerinden demokratik örgütlü toplum siyasi partilerine gidişi sağlayabilir.

22 Haziran 2010 Salı

Bunlar Ne İstiyor?

Artan terör ve karşısında gösterilen çeşitli zafiyetler bizlere bu terör eylemleri ile onları destekleyenler ne istiyor sorusunu sorduruyor. Kürtçe'nin resmi ikinci dil olmasını mı istiyorlar? Federasyon mu istiyorlar? Bağımsızlık mı istiyorlar? Irak'daki Kürt Federe devleti bile Türkiye olmadan yaşayamazken nasıl yaşatacaklarını düşünüyorlar hayallerindeki bu yapıyı? Bunları tartışırken istediklerinin "KKTC" modeli olduğu kanısına vardm. Yani kendi yasası, hükümeti olan ama parasını Türkiye'den alan, Türkiye parası ile beslenen bir model.

Yağma yok buna hiç bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı izin vermez!

5 Haziran 2010 Cumartesi

Gündem Değiştirme Ustası Erdoğan

Başbakanın Brezilya gezisine çıkarken Kılıçdaroğlu ile ilgili sorulara siz bana bakın anlamındaki yanıtlarından gündemin elinden kaçmasından ne kadar rahatsız olduğunu anlamıştım. Bunun ardından gündem değiştirme konusunda tekrar hünerini gösterdi Erdoğan. Çok fazla komplo teorisi sevmemekle birlikte bazı tesadüflere de kanmam deneyimlerimi kullanarak.

"Mavi Marmara" gemisinin eskiden İDO'ya ait olması tesadüf mü? Toplanıp toplanıp bir türlü dağıtılamayan bu yardımlara bakınca daha dar bir kadro ile bu kadar tantana yapmadan gidilse idi belki sonuç farklı olabilir miydi? Geminin uluslarası sularda baskına uğraması bilinçli bir koz olarak mı verildi Erdoğan'a? Referandumun bu kadar yakın olduğu, Halkçı Kemal değişiminin olduğu, açılımı bırakın terörün tırmanıp her gün bir kaç askerimizin şehit olduğu bir döneme gelmesi bu olayın acaba bir taktik mi?

Ardından da Anayasa Mahkemesi kararı iptal yönünde çıkarsa bir mağduriyet, bir kahramanlık da bu seçime yeter diyerek erken seçim kararı alınırsa hiç şaşmayın.

Halkçı Kemal ile Recep Bey'in gündem savaşları geleceğimizi belirleyecek malesef istesek de, istemesek de.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Gazze ve Filistin

Defalarca yazdım. Filistin İsrail'in ambargosu altında köle bir yapay devlettir. Filistin'in bağımsızlığı, kendi limanlarını, sınırlarını kullanması sağlanmadan ne Filistin ne Gazze sorunu çözülür.

One Minute kahramanlıkları yerine ısrarla Gazze limanının açılması, korunması, Batı Şeria-Gazze arasında bağlantının kurulması için gerekirse Somali açıklarında yaptığı gibi silahlı donanma desteğinde sağlanmalıydı. Bunun yanında gıda, ilaç, temel malzemeler hariç hiç bir silah, mühimmatın içeri giremeyeceği güvencesi de ciddi denetimlerle verilmeliydi.

Bunları yapma, eğer yardım içeri girerse bir kahramanlık puanı daha alayım, ama girmezse onlar sivil hareket, bizim kontrolümüz yok de; ölümlerden sorumluluk alma! Olmaz böyle ikili tutum. Buna kesinlikle karşı çıkılmalıdır.

Bu arada bu yardım organizasyonunun bana hiç güven vermediğinin, toplanan yardımların bir yolla ulaşamaması için gerekçe yaratmaya çalıştıklarının süphesi içinde olduğumun bilinmesini isterim.