16 Nisan 2011 Cumartesi

OKUDUĞUM SON 4 KİTAP

1) Mustafa Balbay/Zülümhane/Cumhuriyet Kitapları

Bu kitabı okuduğunda halen Ergenekon davasının hukuğa uygun olduğunu düşünen kalırsa ya kötü niyetlidir ya da çok saftır. Tutuksuz yargı esas iken sadece yazıları, mesleki çalışmaları bahane edilerek içeride tutulan Balbay'ın çektikleri anlatılıyor ve savunması yer alıyor kitapta. Bu haliyle eğer parlamenterler dahil herkesi yüz yıllar sürecek şekilde yargılamak mümkün olabilir.

"Anadolu'da bir deyim vardır, atlıyla yaya istese de arkadaş olamaz ... Durumları ortak değil. Bu davada bütün birbirlerine benzemezler bir araya getirilmiş ve kocaman, içinden çıkılmaz bir terör örgütü yaratılmış."

"Hitler'in kurmaylarından Goebbels'in şu sözü tam bu iddianameye oturuyor : "Öylesine büyük bir yalan söyle ki, kimse karşı çıkamasın!" "

"Bu iddiaları dayandırdıkları hukuka aykırı delilleri ise apaçık olarak kendi iddialarının tersini gösteriyor, iddiayı çürütüyor."

"Ertesi gün, 6 Haziran'da Erol Hoca için nöbetçi mahkeme tahliye kararı verdi... Ömrümde çok sevdiğim, saygı duyduğum bir kişinin kanser haberini alınca sevineceğim hiç aklıma gelmedi. Kanser özgürlük demekti!"

2) Ayşe Kulin/Füreya/Everest

Öncü Cumhuriyet kadınlarından birinin hayatının anlatıldığı bu biyografik roman ile Atatürk dönemine bir kez daha hayran oldum.

"Herkesten iyi konuşulan Fransızcalar, herkesten iyi çalınan piyanolar, herkesden şık sofralar, eşsiz antikalar.... Sonuçta birbirini yiyen züppeler, katiller, çılgınlar barındıran bir aile!"

" ... Fransız devrimi'ni gerçekleştiren aydınlar gibi, Ankara'da münevver bir çevre bulacağını sanmıştı. ... Ama ne acı ki Mustafa Kemal'in yakın çevresi bomboş insanlarla doluydu. ...."

"Annesini ya da babasını kaybettiği için ne yapacağını bilemeyen, şaşkın bir çocuktan farkı yoktu. Ama bu duygusunda yalnız değildi. O anda, yurdunu seven her Türk, yüreği yanarak, kendine çağdaş bir ülke armağan etmiş, bir daha yeri asla doldurulamayacak Ata'sı için göz yaşı döküyordu."

"Kendiniz belirli kalıplara hapsetmişsiniz dostum" dedi Füreya, "güzel kadınların kocaları yakışıklı ve genç olmalıdır. Hasta olanlar köşelerine çekilip, ölümü beklemelidir. Türkler sadece Türkçe konuşmalıdır. ..."

3) Hanefi Avcı/Haliç'te Yaşayan Simonlar/Angora

Görünen o ki Hanefi Avcı kendi kurduğu sistemler, yapılar sayesinde, sonucunu bilerek yazdığı bu kitap nedeniyle şu an içeride. Devletin zafiyetleri, yanlı bakışı, kurumların cemaatlerin eline geçirilmesi belgeleri ile anlatılıyor. Bu kitabı okuduktan sonra istendiğinde herkesin kolaylıkla nasıl istenen suçla suçlanabileceğini anlayıp ürkeceksiniz.

"... Ama herkes Simonlaşmiş'tı, karşı tarafın cinayeti suç ama bizim yaptıklarımız suç değildi."

"Türkiye'ye yabancı sermaye gelmiyor deniyor; neden ve nasıl gelsin ki? Öncelikle iki defa vergi ödemeyi ve rüşvet vermeyi göze almaları gerekiyor. ..."

"Ne yazık ki, güvenlik ve askeri birimler psikolojik harekat yönetemleri ile halkın yönlendirilmesini zihniyet olarak hala yanlış görmemektedirler."

" Hatta bu polislerle dosya üzerinde çalıştılar, toplantılar yaptılar, dosyada şüpheli olarak adı geçmeyen Emin bey'in dosyaya girmesi için hazırlık yaptılar. Ankara savcısı görevsizlik kararı verip dosya İstanbul'a geldiğinde, önce bu dosyanın Savcı Berk'e düşmesini sağladılar."

"Peki bunları kim yapabilir?"

4) Zülfü Livaneli/Serenad/Doğan Kitap

2. dünya savaşı, casuslar, büyük bir aşk öyküsü, Hitler zülmü ve devletlerin insanlıkdan ne kadar uzaklaşabileceği anlatılıyor bu çok sürükleyici romanda.

"Hitler'in seçmenlerinin yarısını kazandığı, bir olgu olarak karşımızdaydı. Her türlü telkin ve demagoji aracılığıyla, rüşvetle, yozlaştırmayla, geleneksel her türlü değer ölçüsünü ayaklar altına alıp çiğneyerek, tahrip ederek ve yeni bir takım değerler ortaya atarak halkı iğfal ettiler. Ama 1933'ten önceki basının büyük kısmının seviyesizliğine tanık olan, siyasi mücadele üslubundaki kadayılaşmayı izleyen herkes, iktidarı anayasal yollardan ele geçirmenin, gerçekte bir hükümet darbesini dış görünüşte meşrulaştırmaya çaışan bir kılıf olduğunu kavrayabilirdi."

"Yaşlılıkta, çoğu durumda, beden ve zihin aynı zamanda çökmüyordu. Genellikle bunlardan biri genç kalıyordu. ...Önce zihin çökerse insan daha mutlu ölürdü."

"Kötümser 'İşler daha kötü olamaz' diye feryat ederken, iyimser, 'Olabilir, daha kötü de olabilir' dermiş."

1 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

teşekkürler sevgili Uygar.. İkisini okumuştum.. Şimdi derhal diğer ikisinde sıra.. "sonsuzluk için 7 gün" biter bitmez.. kafayı tam sıyırmak için..:)