İstenen belediye başkanına dokunma istenmeyen genel kurmay başkanına dokun. Dokunulmazlıklar ve yargılamaya bakan, başbakan, vali izni ülkemizde adaletin sonunu getirdi.
En kısa şekilde ne olmalı?
- Özel yetkili mahkeme ve savcılık kaldırılmalı,
- Tüm makamlar için dokunulmazlık kaldırılmalı. Sadece milletvekillerinin kürsüdeki konuşmaları için dokunulmazlık tanınmalı.
- Tutuksuz yargılama esas olmalı. Milletvekilleri, bakanlar , genel kurmay başkanları, belediye başkanları mutlak tutuksuz yargılanmalı, ceza kesinleşince cezaevine girmeli.
Bunlar sağlanmadan da Anayasa değişikliği hazırlıklarına katılmak muhalefetin yapacağı en önemli hata olacaktır.
DAHA UYGAR DÜNYA için radikal ÇÖZÜMLER.
Ülke ve Dünya Sorunlarına Demokratik, İnsancıl ve Çevreci bir Yaklaşım.
17 Şubat 2012 Cuma
5 Şubat 2012 Pazar
OKUDUĞUM SON 2 KİTAP
Başbakanın çıkışıyla meşhur olmadan önce okuduğum ve Çağdaş Amerikan edebiyatının önemli yazarı olan Paul Auster'in iki kitabını tanıtmak istedim.
1) Paul Auster/Görünmeyen/Can
Bir yazar adayı, Vietnam savaşı yılları, iki kardeş arası ilişki, casusluk ve cinayet. Sonuna kadar hızla okunan bir kitap.
"Herkesin geleceği tehlikede. Senin de iyi bildiğin gibi, özellikle on sekiz-yirmi iki yaşlarındaki Amerikalı erkeklerin geleceği tehlikede. Ama başaramayıp da okulu bırakmak zorunda kaldığım sürece, mezun oluncaya kadar beni askere almazlar. Bahse girmek istemem ama o zamana kadar savaş bitmiş olabilir."
"Born beni yenmişti. Bana, kendi hakkımdaki duygularımı kökten değiştiren bir şey göstermişti ve ömrümde ilk kez birinden nefret etmenin ne demek olduğunu anladım. "
"Bu mucizeler olunca hiç düşünmeden birbirininize koşardınız. İnsanın yaşamını değiştiren olaylara tanık gerekir, bu role başka kim ikinizden daha uygun olabilirdi?"
"Annem altı yıl önce öldü. Ekim ayında -yarın tam altı yılolacak. New York ve Washington'a yapılan saldırılardan bir ay kadar sonra. Bir süredir kalbinden rahatsızdı ve bir gün kalbi onu bırakıverdi. Yetmiş altı yaşındaydı. Yüz yaşına kadar yaşamasını isterdim ama bilirsiniz, istediklerimizle elde ettiklerimiz çok nadir örtüşür."
2) Paul Auster/Leviathan/Can
İki yazar. Dünyaya eleştirel bakış. Çevrelerindeki kadınlar ve macera. Paul Auster bu romanını da elinizden bırakamayacaksınız.
"Evliliklerinin tutarlılığı, sağlamlığı bana dinginlik verirdi."
"Dünyadaki aptallıklar onu çileden çıkarırdı ve zaman zaman o inceliğinin, şakacılığının altında derin bir hoşgörüsüzlük ve küçümseme yattığını sezerdiniz.Hemen her yazısında sivri, saldırgan bir şeyler olurdu ve yıllar geçtikçe bu tavrı çıbanbaşı olarak tanınmasına yol açtı."
"Yürür, müzeleri dolaşır, sanat galerilerine gider, gün ortası sinemaya dalar, park sıralarına oturup kitap okurdu. Başkaları gibi saate bağımlı değildi, bu yüzden de zamanını boşa harcıyormuş duygusuna hiç kapılmazdı. Bu Sachs'ın üretken olmadığı anlamına gelmez, ama çalışma ile avareleik arasındaki duvar, artık o duvarın varlığını farkedemeyceği kadar yıkılmıştı."
"Bu son'un paradoksuydu. Delia ile ben de buna benzer bir süreç yaşamıştık: bir çiftin ne birlikte ne de ayrı olduğu o tuhaf bitiş dönemi; hani sizi bir arada tutan son bağın birbirinizden ayrı yaşamanız olduğu süreç."
1) Paul Auster/Görünmeyen/Can
Bir yazar adayı, Vietnam savaşı yılları, iki kardeş arası ilişki, casusluk ve cinayet. Sonuna kadar hızla okunan bir kitap.
"Herkesin geleceği tehlikede. Senin de iyi bildiğin gibi, özellikle on sekiz-yirmi iki yaşlarındaki Amerikalı erkeklerin geleceği tehlikede. Ama başaramayıp da okulu bırakmak zorunda kaldığım sürece, mezun oluncaya kadar beni askere almazlar. Bahse girmek istemem ama o zamana kadar savaş bitmiş olabilir."
"Born beni yenmişti. Bana, kendi hakkımdaki duygularımı kökten değiştiren bir şey göstermişti ve ömrümde ilk kez birinden nefret etmenin ne demek olduğunu anladım. "
"Bu mucizeler olunca hiç düşünmeden birbirininize koşardınız. İnsanın yaşamını değiştiren olaylara tanık gerekir, bu role başka kim ikinizden daha uygun olabilirdi?"
"Annem altı yıl önce öldü. Ekim ayında -yarın tam altı yılolacak. New York ve Washington'a yapılan saldırılardan bir ay kadar sonra. Bir süredir kalbinden rahatsızdı ve bir gün kalbi onu bırakıverdi. Yetmiş altı yaşındaydı. Yüz yaşına kadar yaşamasını isterdim ama bilirsiniz, istediklerimizle elde ettiklerimiz çok nadir örtüşür."
2) Paul Auster/Leviathan/Can
İki yazar. Dünyaya eleştirel bakış. Çevrelerindeki kadınlar ve macera. Paul Auster bu romanını da elinizden bırakamayacaksınız.
"Evliliklerinin tutarlılığı, sağlamlığı bana dinginlik verirdi."
"Dünyadaki aptallıklar onu çileden çıkarırdı ve zaman zaman o inceliğinin, şakacılığının altında derin bir hoşgörüsüzlük ve küçümseme yattığını sezerdiniz.Hemen her yazısında sivri, saldırgan bir şeyler olurdu ve yıllar geçtikçe bu tavrı çıbanbaşı olarak tanınmasına yol açtı."
"Yürür, müzeleri dolaşır, sanat galerilerine gider, gün ortası sinemaya dalar, park sıralarına oturup kitap okurdu. Başkaları gibi saate bağımlı değildi, bu yüzden de zamanını boşa harcıyormuş duygusuna hiç kapılmazdı. Bu Sachs'ın üretken olmadığı anlamına gelmez, ama çalışma ile avareleik arasındaki duvar, artık o duvarın varlığını farkedemeyceği kadar yıkılmıştı."
"Bu son'un paradoksuydu. Delia ile ben de buna benzer bir süreç yaşamıştık: bir çiftin ne birlikte ne de ayrı olduğu o tuhaf bitiş dönemi; hani sizi bir arada tutan son bağın birbirinizden ayrı yaşamanız olduğu süreç."
Etiketler:
Görünmeyen,
Kitap,
Leviathan,
Paul Auster
| Tepkiler: |
29 Ocak 2012 Pazar
İstatistikler Sizi Kandırmasın
AKP etkisindeki medya ve tüm diğer kurumlara ilaveten halkı kandırmak konusunda istatistikler de kullanılıyor.
TÜİK verilerine göre 2010'da en fazla nüfusu artan Bilecik 2011'de nüfusu en fazla azalan şehir olmuş. İşte durumumuz iyi diye gösteren istatistikler böyle çelişkilere sahip.
Hani bir fıkrada vardır ; "2 kere 2 kaçtır diye sorar patron, muhasebeci siz kaç olsun isterseniz diye yanıtlar" aynı onun gibi oldu bizim resmi istatistiklerimiz. Bazen de böyle açıkları ortaya çıkıyor.
Siz siz olun bu dönemde iyimser istatisklere inanmayın!
TÜİK verilerine göre 2010'da en fazla nüfusu artan Bilecik 2011'de nüfusu en fazla azalan şehir olmuş. İşte durumumuz iyi diye gösteren istatistikler böyle çelişkilere sahip.
Hani bir fıkrada vardır ; "2 kere 2 kaçtır diye sorar patron, muhasebeci siz kaç olsun isterseniz diye yanıtlar" aynı onun gibi oldu bizim resmi istatistiklerimiz. Bazen de böyle açıkları ortaya çıkıyor.
Siz siz olun bu dönemde iyimser istatisklere inanmayın!
15 Ocak 2012 Pazar
Halen AKP ile Anayasa Yapmak İstiyormusunuz?
Geçen yıl 30 Ağustos, 29 Ekim için yaratılan bahanelerin ardından bu yıl 19 Mayıs'da çocuklar üşüyor bahanesi geldi. Bakan karşılamak için dondurucu şoğukta çocukları sıraya dizenler bunlar değil sanki.
O zaman 19 Mayıs'ı Mekke'de kutlayalım, umre gezisi ile hem de sıcak olur.
Uzayan davalar yıllarca bitmeyecek gözüküyorken insanlar savunmalarından dolayı mahkum oldular.
Van'da yerel yönetimle uyumsuz, halka yardımları dağıtamayan , beceriksizliklerini yazan ve haber yapanları gazetesinden kovduran ileri demokrasi manzaraları.
Bütün bunlar sürerken Anayasa değişikliklerini düzenleyecek komisyonlarda muhalefetin yer alması ya aymazlık ya da halka ihanettir. Bu uygulamalar sürerken Anayasa'nın A'sı bile tartışılamaz.
O zaman 19 Mayıs'ı Mekke'de kutlayalım, umre gezisi ile hem de sıcak olur.
Uzayan davalar yıllarca bitmeyecek gözüküyorken insanlar savunmalarından dolayı mahkum oldular.
Van'da yerel yönetimle uyumsuz, halka yardımları dağıtamayan , beceriksizliklerini yazan ve haber yapanları gazetesinden kovduran ileri demokrasi manzaraları.
Bütün bunlar sürerken Anayasa değişikliklerini düzenleyecek komisyonlarda muhalefetin yer alması ya aymazlık ya da halka ihanettir. Bu uygulamalar sürerken Anayasa'nın A'sı bile tartışılamaz.
Etiketler:
Anayasa,
Anayasa Değişikliği,
Bayramlar,
Gündem,
Umre
| Tepkiler: |
8 Ocak 2012 Pazar
F35'lere HAYIR
Çok ileri sivil demokrasimiz tanesi 60 milyon dolardan 150 adet F35 uçağı siparişi vermiş. 9 Milyar dolar. Başbuğ'un tutuklanmasını demokrasi zaferi sayan "sivil" yazarlardan bu silahlanmaya hiç bir tepki duyamadık. Üstelik bu uçaklar Amerika'nın izin vermediği operasyonlarda kullanılamayacak.
Komşularımızla çatışmaya, silahlanmaya ve vergilerimizin savaş makinasına aktarılmasına, kısacası F35'lere hayır!
Komşularımızla çatışmaya, silahlanmaya ve vergilerimizin savaş makinasına aktarılmasına, kısacası F35'lere hayır!
24 Aralık 2011 Cumartesi
2011'in Ardından
2011 bitmek üzere. Yılın bir kısa değerlendirmesini yapmak istedim.
2011 bütün umutlara karşın AKP'nin 3. dönem iktidara gelmesi ile anılacaktır. Muhalefet için daha da moral bozucu olan %50 civarı bir oyla iktidara gelmesi AKP'nin. Bu bozuk moral CHP'de parti içi tartışmalara, yılgınlıklara neden oldu.
Neden yapıldığının halka yeterince anlatılamadığı neden bitirildiğinin, AKP'nin hiç birine güvenilmeyecek hangi sözüne güvenilerek, ne alındığı bilinmeyip anlaşılmayan meclis boykotu CHP'nin ilk ciddi hatası oldu. Kılıçdaroğlu'nun sürükleyici bir politika izleyemeyeceği anlaşıldı.
"Çok başarılı", "sıfır sorunlu" dış işlerimiz Amerikan radarlarını İran'a karşı Malatya'ya yerleştiren, Suriye ile savaş noktasına gelirken yetersiz muhalefet durumu halka anlatamadı.
Tamamen bilnçli bir gündem değiştirmesi olan ve nasılsa seçim sonuna kalan şike operasyonu, düşülen krizi gizlemek için gündemi aylarca meşgul etti.
Dar bir alanda görülen Van depremi hükümetin organizasyon yeteneksizliğini ortaya çıkardı. Gölcük depreminden bu yana geçen 12 yılda sadece arama kurtarma da iyi yol alındığı, bina kontrol, güvenli inşaat dahil her sorunun sürdüğü ortaya çıktı.
Demokrasiden bu kadar uzak bir ortamda AKP ile Anayasa hazırlamak için aynı karanlık odaya girenler odadan nasıl çıkacak sizlerin takdirine bırakıyorum.
Hukuk skandalları Deniz Feneri tutukluları ile diğerleri arasındaki net ayrım, referandum öncesi eveti savunanlardan bazılarını bile çıldırttı.
Cumhurbaşkanlığı süresi tartışmalarının seçimin ardından 4 yıl sonraya kalması AKP'nin gündemi belirleme ustalığının yeni bir göstergesi oldu.
Borsanın yükselmesi, doların yerinde sayması, faizlerin tek basamaklı olmasını ekonomik başarının ana göstergesi olarak sunanlar bunların hepsi tersine giderken yine kriz bizi teğet bile geçmez diyebiliyorlar.
Son olarak çalışana 25 yıldan az zamanda emekliliği yasaklayan, emekliye sefalet ücreti veren vekiller neredeyse oy birliği ile 2 yılda emekli olup mevcut maaşlarına %100 zammı yasalaştırıp 2011'i kapadı.
Bu tavırlar ile mevcut tüm partiler halkın gözünde sıfıra indi.
2011 bütün umutlara karşın AKP'nin 3. dönem iktidara gelmesi ile anılacaktır. Muhalefet için daha da moral bozucu olan %50 civarı bir oyla iktidara gelmesi AKP'nin. Bu bozuk moral CHP'de parti içi tartışmalara, yılgınlıklara neden oldu.
Neden yapıldığının halka yeterince anlatılamadığı neden bitirildiğinin, AKP'nin hiç birine güvenilmeyecek hangi sözüne güvenilerek, ne alındığı bilinmeyip anlaşılmayan meclis boykotu CHP'nin ilk ciddi hatası oldu. Kılıçdaroğlu'nun sürükleyici bir politika izleyemeyeceği anlaşıldı.
"Çok başarılı", "sıfır sorunlu" dış işlerimiz Amerikan radarlarını İran'a karşı Malatya'ya yerleştiren, Suriye ile savaş noktasına gelirken yetersiz muhalefet durumu halka anlatamadı.
Tamamen bilnçli bir gündem değiştirmesi olan ve nasılsa seçim sonuna kalan şike operasyonu, düşülen krizi gizlemek için gündemi aylarca meşgul etti.
Dar bir alanda görülen Van depremi hükümetin organizasyon yeteneksizliğini ortaya çıkardı. Gölcük depreminden bu yana geçen 12 yılda sadece arama kurtarma da iyi yol alındığı, bina kontrol, güvenli inşaat dahil her sorunun sürdüğü ortaya çıktı.
Demokrasiden bu kadar uzak bir ortamda AKP ile Anayasa hazırlamak için aynı karanlık odaya girenler odadan nasıl çıkacak sizlerin takdirine bırakıyorum.
Hukuk skandalları Deniz Feneri tutukluları ile diğerleri arasındaki net ayrım, referandum öncesi eveti savunanlardan bazılarını bile çıldırttı.
Cumhurbaşkanlığı süresi tartışmalarının seçimin ardından 4 yıl sonraya kalması AKP'nin gündemi belirleme ustalığının yeni bir göstergesi oldu.
Borsanın yükselmesi, doların yerinde sayması, faizlerin tek basamaklı olmasını ekonomik başarının ana göstergesi olarak sunanlar bunların hepsi tersine giderken yine kriz bizi teğet bile geçmez diyebiliyorlar.
Son olarak çalışana 25 yıldan az zamanda emekliliği yasaklayan, emekliye sefalet ücreti veren vekiller neredeyse oy birliği ile 2 yılda emekli olup mevcut maaşlarına %100 zammı yasalaştırıp 2011'i kapadı.
Bu tavırlar ile mevcut tüm partiler halkın gözünde sıfıra indi.
| Tepkiler: |
10 Aralık 2011 Cumartesi
Şikeli
Şikeli AKP, şikeli CHP ve şikeli MHP şikeli bir seans ile şike yasasını 2. kez şikelediler. Memleketin gündemini şikeleten, şike çetelerini savunmayı en önemli sorun sayan bütün şikelilere yazıklar olsun!
| Tepkiler: |
26 Kasım 2011 Cumartesi
Özür Dileyeceğine
Her türlü gücü elinde tutan, bir tek parti iktidarının başbakanına 70 yıl önceki olaylar için özür dilemek yerine başka görevler düşmüyor mu?
70 yıl önceki Dersim Alevilerinin başına gelene üzülüyorsan bu günde yapabileceğin işler var. Mesela zorunlu din dersini kaldır, mesela Sivas katliamına kıyısından, köşesinden bulaşmışları partinden at, mesela Cem evlerini ibadethane say, mesela Suriye ile sürtüşmeyi Alevi, Sunni eksenine getiren açıklamaları yapan bakanlarını görevden al.
Bunları bugün yapmak varken 70 yıl öncesini parti çıkarları için gerilimi artırmanın ne anlamı var!
70 yıl önceki Dersim Alevilerinin başına gelene üzülüyorsan bu günde yapabileceğin işler var. Mesela zorunlu din dersini kaldır, mesela Sivas katliamına kıyısından, köşesinden bulaşmışları partinden at, mesela Cem evlerini ibadethane say, mesela Suriye ile sürtüşmeyi Alevi, Sunni eksenine getiren açıklamaları yapan bakanlarını görevden al.
Bunları bugün yapmak varken 70 yıl öncesini parti çıkarları için gerilimi artırmanın ne anlamı var!
20 Kasım 2011 Pazar
OKUDUĞUM SON 4 KİTAP
1) Emre Kongar/İçimizdeki Zalim/Remzi Kitabevi
Etrafımızdaki vahşet bize ne kadar yabancı ya da ne kadar bizim içimizden, yetişmemizden geliyor. Hitler dönemi dahil çeşitli dönemlerdeki zülmün ele alındığı kitabı tavsiye ederim.
"Mafya gibi, ekonomi tetikçileri de görünüşte bazı iyilikler yapar:
"Elektrik santrelleri, otoyollar, limanlar, havalanları, teknoparklar gibi altyapı hizmetleri için borç sağlaralar. Bu borçların ön koşulu, bütün projelerin Amerikan firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir." ..
"Verilen kredi hiç vakit geçirmeden şirketokrasi üyesi şirketlere döndüğü halde, borçlu ülkenin ana parayı ve faizinin tamamını ödemesini isteriz."
"Türkiye ne yazık ki "özgür" ülkeler arasına katılamamış. Papua Yeni Gine,Filipinler, Madagaskar gibi ülkelerle birlikte 3 puan almış, içinde Burundi, Cibuti'nin de bulunduğu "kısmen özgür" ülkeler kategorisine girebilmiş."
2) Mihail Bulgakov/Usta ile Margarita/Can
SSCB döneminde ciddi sansürlere uğramış bu yazardan ilk okuduğum kitap. İsa'nın çarmıha gerildiği günden Rusya'ya şeytan ile birlikte uzanıyoruz. Şeytan üstüne okumaya meraklı iseniz çok enteresan gelecektir. Dönem bürokrasisi ve sistem üstüne ince eleştiriler var kitapta.
"Hiç korkmayın kraliçe... Korkmayın bir şeyden, toprak kanı çoktan içti. Kanın yayıldığı yerde, üzüm salkımları bitti çoktan."
"Derken kalabalığın görünüşü değişti : Erkeklerle kadınlar toz haline geliyorlardı. Margarita'nın gözlerinin önünde, çürüme bütün salona yayıldı, havayı bir mezar kokusu sardı."
3) İskender Pala/Şah&Sultan/Kapı
İskender Pala bu romanı ile Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasındaki savaşı ve savaşa giden süreci, Anadolu aleviliğine de değinerek anlatmakta. Konu iç içe geçmiş sevda öyküleri ile örülmekte.
"Artık sevgiliye bir rüzgar bile dokunsa o yeli, birine söz söylese o dili kıskanmaya başlıyor, neredeyse kimsenin ona bakmasını bile istemez oluyordu."
"Anadolu'da komşu komşusunu , rakip rakibini, düşman düşmanını ihbar ederek cezalandırılmalarına sebep oluyorlardı. Hatta Kızılbaş olmayanların bile "Kızılbaş'tır" diye yaftalandığı günler geldi. Sultan'ın adı Kızılbaşlar arasında Kanlı Selim, Zalim Selim diye anılmaya başlandı."
"Bunlardan bazılarını çadırımızın önünden geçiyorlardı ve onları tanıyorduk. Şah'ı çok sevdiklerini, Tebriz'de ona yakın olabilmek için birbirleriyle rakabet yaşadıklarını biliyorduk. Şimdi Sultan'a yaranmak için de rekabet halindeydiler."
"Biz de bilirik ki dostu kardaşı
Bulamadım bir kara gün yoldaşı
Dost geçinip yüze gülen kallaşı
Bahasıdır, satmak gerek bir pula"
4) Amin Maalouf/Yüzüncü Ad/YKY
1666 yılının dünyanın sonu olacağına dair söylentiler, bunu kanıtladığı iddia edilen gizemli bir kitap peşinde, Cübeyl, İstanbul, İzmir, Cenova, Sakız ve Londra'da geçen roman sürükleyici. Mehdi olduğunu iddia eden Sabetay'cıların hikayesi de içinde. Zaten iyi bir roman okuyucusu bir kez Amin Maalouf okursa gerisi de gelir.
"Gözyaşıyla ödenmiş bedel, tuzlu suyla geri verilmez."
"Kendi deneyimimle biliyorum : Buralı insanlar, hiçbir zaman bu eski yontulara sahip olmak istemezler. Olanağı olanların beğenisi yoktur ve Türkler'in çoğu, küçümseyerek abakr bu nesnelere; dindarlık bahanesiyle yüzlerini parçalamaya kalkışmazlarsa eğer."
"Tanrım! Nasıl da solup buruşmuş dünya! Zamanın alacakaranlığında doğmuşum gibi geliyor bana ve öğlen güneyşinin nasıl olduğunu hayal bile edemiyorum."
"Başlangıçta yakınların için korkuyorsun" diyor Bess. "Ama insanlar bir bir öldükçe, tek düşünce kalıyor kafanda: Kendini kurtarmak! Yaşamak! Tüm dünya ölsün isterse!"
Etrafımızdaki vahşet bize ne kadar yabancı ya da ne kadar bizim içimizden, yetişmemizden geliyor. Hitler dönemi dahil çeşitli dönemlerdeki zülmün ele alındığı kitabı tavsiye ederim.
"Mafya gibi, ekonomi tetikçileri de görünüşte bazı iyilikler yapar:
"Elektrik santrelleri, otoyollar, limanlar, havalanları, teknoparklar gibi altyapı hizmetleri için borç sağlaralar. Bu borçların ön koşulu, bütün projelerin Amerikan firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir." ..
"Verilen kredi hiç vakit geçirmeden şirketokrasi üyesi şirketlere döndüğü halde, borçlu ülkenin ana parayı ve faizinin tamamını ödemesini isteriz."
"Türkiye ne yazık ki "özgür" ülkeler arasına katılamamış. Papua Yeni Gine,Filipinler, Madagaskar gibi ülkelerle birlikte 3 puan almış, içinde Burundi, Cibuti'nin de bulunduğu "kısmen özgür" ülkeler kategorisine girebilmiş."
2) Mihail Bulgakov/Usta ile Margarita/Can
SSCB döneminde ciddi sansürlere uğramış bu yazardan ilk okuduğum kitap. İsa'nın çarmıha gerildiği günden Rusya'ya şeytan ile birlikte uzanıyoruz. Şeytan üstüne okumaya meraklı iseniz çok enteresan gelecektir. Dönem bürokrasisi ve sistem üstüne ince eleştiriler var kitapta.
"Hiç korkmayın kraliçe... Korkmayın bir şeyden, toprak kanı çoktan içti. Kanın yayıldığı yerde, üzüm salkımları bitti çoktan."
"Derken kalabalığın görünüşü değişti : Erkeklerle kadınlar toz haline geliyorlardı. Margarita'nın gözlerinin önünde, çürüme bütün salona yayıldı, havayı bir mezar kokusu sardı."
3) İskender Pala/Şah&Sultan/Kapı
İskender Pala bu romanı ile Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasındaki savaşı ve savaşa giden süreci, Anadolu aleviliğine de değinerek anlatmakta. Konu iç içe geçmiş sevda öyküleri ile örülmekte.
"Artık sevgiliye bir rüzgar bile dokunsa o yeli, birine söz söylese o dili kıskanmaya başlıyor, neredeyse kimsenin ona bakmasını bile istemez oluyordu."
"Anadolu'da komşu komşusunu , rakip rakibini, düşman düşmanını ihbar ederek cezalandırılmalarına sebep oluyorlardı. Hatta Kızılbaş olmayanların bile "Kızılbaş'tır" diye yaftalandığı günler geldi. Sultan'ın adı Kızılbaşlar arasında Kanlı Selim, Zalim Selim diye anılmaya başlandı."
"Bunlardan bazılarını çadırımızın önünden geçiyorlardı ve onları tanıyorduk. Şah'ı çok sevdiklerini, Tebriz'de ona yakın olabilmek için birbirleriyle rakabet yaşadıklarını biliyorduk. Şimdi Sultan'a yaranmak için de rekabet halindeydiler."
"Biz de bilirik ki dostu kardaşı
Bulamadım bir kara gün yoldaşı
Dost geçinip yüze gülen kallaşı
Bahasıdır, satmak gerek bir pula"
4) Amin Maalouf/Yüzüncü Ad/YKY
1666 yılının dünyanın sonu olacağına dair söylentiler, bunu kanıtladığı iddia edilen gizemli bir kitap peşinde, Cübeyl, İstanbul, İzmir, Cenova, Sakız ve Londra'da geçen roman sürükleyici. Mehdi olduğunu iddia eden Sabetay'cıların hikayesi de içinde. Zaten iyi bir roman okuyucusu bir kez Amin Maalouf okursa gerisi de gelir.
"Gözyaşıyla ödenmiş bedel, tuzlu suyla geri verilmez."
"Kendi deneyimimle biliyorum : Buralı insanlar, hiçbir zaman bu eski yontulara sahip olmak istemezler. Olanağı olanların beğenisi yoktur ve Türkler'in çoğu, küçümseyerek abakr bu nesnelere; dindarlık bahanesiyle yüzlerini parçalamaya kalkışmazlarsa eğer."
"Tanrım! Nasıl da solup buruşmuş dünya! Zamanın alacakaranlığında doğmuşum gibi geliyor bana ve öğlen güneyşinin nasıl olduğunu hayal bile edemiyorum."
"Başlangıçta yakınların için korkuyorsun" diyor Bess. "Ama insanlar bir bir öldükçe, tek düşünce kalıyor kafanda: Kendini kurtarmak! Yaşamak! Tüm dünya ölsün isterse!"
Etiketler:
Amin Maalouf,
Emre Kongar,
İskender Pala,
Kitap,
Mihail Bulgakov
| Tepkiler: |
10 Kasım 2011 Perşembe
İşsizlik Maaşı
İşsizlik fonundaki paralar hükümetin ilgisiz işleri için fon olmasın, paralar işsiz kalanlara daha fazla dağıtılsın demiştik.
Sonunda hükümet dediğimizi duydu! 6-10 ay arasında olan işsizlik maaşını 5 aya indirmeye karar verdi. Zaten tüm dünyada 12-24 ay uygulanan, maaşa oranı bazen %70'leri bulan işşizlik maaşı bizde ne maaş olursa olsun 310 ile 630 (yaklaşık) TL. arası uygulanıyordu. Bir de süreyi kısaltarak tam vur abalıya yapılıyor.
Deprem, terör derken çalışanların hakları budanmaya devam ediliyor usta ileri demokrasi adına.
Siz uyuyun!
Sonunda hükümet dediğimizi duydu! 6-10 ay arasında olan işsizlik maaşını 5 aya indirmeye karar verdi. Zaten tüm dünyada 12-24 ay uygulanan, maaşa oranı bazen %70'leri bulan işşizlik maaşı bizde ne maaş olursa olsun 310 ile 630 (yaklaşık) TL. arası uygulanıyordu. Bir de süreyi kısaltarak tam vur abalıya yapılıyor.
Deprem, terör derken çalışanların hakları budanmaya devam ediliyor usta ileri demokrasi adına.
Siz uyuyun!
Etiketler:
İş Hayatı,
İşsizlik Sigortası,
Çalışan Hakları
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)