5 Şubat 2012 Pazar

OKUDUĞUM SON 2 KİTAP

Başbakanın çıkışıyla meşhur olmadan önce okuduğum ve Çağdaş Amerikan edebiyatının önemli yazarı olan Paul Auster'in iki kitabını tanıtmak istedim.



1) Paul Auster/Görünmeyen/Can

Bir yazar adayı, Vietnam savaşı yılları, iki kardeş arası ilişki, casusluk ve cinayet. Sonuna kadar hızla okunan bir kitap.

"Herkesin geleceği tehlikede. Senin de iyi bildiğin gibi, özellikle on sekiz-yirmi iki yaşlarındaki Amerikalı erkeklerin geleceği tehlikede. Ama başaramayıp da okulu bırakmak zorunda kaldığım sürece, mezun oluncaya kadar beni askere almazlar. Bahse girmek istemem ama o zamana kadar savaş bitmiş olabilir."

"Born beni yenmişti. Bana, kendi hakkımdaki duygularımı kökten değiştiren bir şey göstermişti ve ömrümde ilk kez birinden nefret etmenin ne demek olduğunu anladım. "

"Bu mucizeler olunca hiç düşünmeden birbirininize koşardınız. İnsanın yaşamını değiştiren olaylara tanık gerekir, bu role başka kim ikinizden daha uygun olabilirdi?"

"Annem altı yıl önce öldü. Ekim ayında -yarın tam altı yılolacak. New York ve Washington'a yapılan saldırılardan bir ay kadar sonra. Bir süredir kalbinden rahatsızdı ve bir gün kalbi onu bırakıverdi. Yetmiş altı yaşındaydı. Yüz yaşına kadar yaşamasını isterdim ama bilirsiniz, istediklerimizle elde ettiklerimiz çok nadir örtüşür."

2) Paul Auster/Leviathan/Can

İki yazar. Dünyaya eleştirel bakış. Çevrelerindeki kadınlar ve macera. Paul Auster bu romanını da elinizden bırakamayacaksınız.

"Evliliklerinin tutarlılığı, sağlamlığı bana dinginlik verirdi."

"Dünyadaki aptallıklar onu çileden çıkarırdı ve zaman zaman o inceliğinin, şakacılığının altında derin bir hoşgörüsüzlük ve küçümseme yattığını sezerdiniz.Hemen her yazısında sivri, saldırgan bir şeyler olurdu ve yıllar geçtikçe bu tavrı çıbanbaşı olarak tanınmasına yol açtı."

"Yürür, müzeleri dolaşır, sanat galerilerine gider, gün ortası sinemaya dalar, park sıralarına oturup kitap okurdu. Başkaları gibi saate bağımlı değildi, bu yüzden de zamanını boşa harcıyormuş duygusuna hiç kapılmazdı. Bu Sachs'ın üretken olmadığı anlamına gelmez, ama çalışma ile avareleik arasındaki duvar, artık o duvarın varlığını farkedemeyceği kadar yıkılmıştı."

"Bu son'un paradoksuydu. Delia ile ben de buna benzer bir süreç yaşamıştık: bir çiftin ne birlikte ne de ayrı olduğu o tuhaf bitiş dönemi; hani sizi bir arada tutan son bağın birbirinizden ayrı yaşamanız olduğu süreç."

1 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

Okuduğun ve özetle tanıttığın kitapları sıkı takipteyim .. her ne kadar artık eskisi kadar okumayı sevmiyor olsam da, senin beğendiklerini önemsiyorum sevgili Uygar..
Lâf olsun diye konuşmadığın ve yazmadığın için olsa gerek..